4.06.2009

2008-2009 Sezonun Arşivlik 15 Maçı

1- Chelsea 4-4 Liverpool


Devler Ligi'nde yarı finale kalacak takımların belirleneceği 4 eşleşmede sonucu en çok merak edilen karşılaşma şüphesiz 2 İngiliz takımını karşı karşıya getiren eşleşme idi. Anfield Road'ta oynanan ilk maçı konuk Chelsea 3-1 kazandı. Şampiyonlar Ligi'nde 2. kez ilk 11 çıkan Ivanovic bu maçta 2 gol atarken rövanş maçına herkes prestij gözü ile bakıyordu. 15 Nisan'da oynanan rövanş maçında Kırmızılar, 19. dakika da Aurelio'nun frikiğinde Cech'in büyük hatası ile, 28'te de Xabi Alonsonun penaltı golü ile 2-0 öne geçerek İstanbul ruhunu geri getiriyordu. "Üstad" Hiddink'in 36. dakikada Kalou-Anelka değişikliği ise ibreyi tekrar Maviler'e çevirdi. 51'de Anelka'nın sağ kanattan müthiş bindirmesi ve devamında yaptığı ortada Drogba'nın sihirli dokunuşu farkı 1'e indirdi. 57'de Alex'in İngilizler'in tabiri ile "unbelieveble frikiği ve 78'de Lampard'ın golü ile Chelsea öne geçerken herkes Liverpool'un oyundan koptuğunu düşünüyordu. Liverpool'lu oyuncuların içlerinde bir yerde olan "İstanbul ruhu" ile 81'te Lucas, 82'te Kuyt skoru 4-3'e getiriyordu. Perdeyi kapatan isim ise 90. dakika da Lampard olurken, Liverpool'lular Milan mucizesi gerçekleşemediği için, biz ise maçın heyecanı damağımızda kaldığı için üzüntülü idik.


2- Liverpool 4-4 Arsenal


Premier Lig tarihindeki ilk şampiyonluğuna çok yaklaşan Liverpool bu maç öncesinde üstüste 5 maç kazanmış ve Manu ile puan farkını 2'de tutmaya devam etmişti. 21 Nisan günü oynanan maçta Arshavin fırtınası 39. dakikada başlıyordu. İLk yarıyı Rus golcünün golü ile yenik kapatan Liverpool, 2. yarının ilk 7 dakikasında Torres ve Benayoun'un golleri ile 2-1 öne geçiyordu. Öne geçtiler geçmesine ama Arsenal'in ara transferin bitmesine 3 saat kala kadrosuna kattığı 1.72'lik Arshavin'i Liverpool savunması durduramıyordu. 67. ve 70. dakika da ağları havalandıran Arshavin Topçular'ı tekrar öne geçirdi. Torres 3 dakika sonra beraberliği sağlamasına rağmen 90'da Arshavin kendisinin ve takımının 4.golüne imza atarak Arsenal'i tekrar öne geçirdi. Benayoun'un maçın bitimine saniyeler kala attığı gol Arsenal'in 3 puan almasına engel olsa da Arshavin'in bu maçta tarihe geçmesine engel olamıyordu. Arshavin'in attığı her golden sonra parmağı ile kaçıncı golünü attığını göstermesi orjinal bir sevinç olmasa da Liverpool taraftarını kızdıracak boyuttta olduğu kesin.



3- Chelsea 1-1 Barcelona

28 Nisan'da oynanan Şampiyonlar Ligi yarı final ilk maçında Chelsea'nin 80'lerden kalma katı savunmasını aşamayan Barcelona, 8 ay sonra ilk kez bir maçı gol atamadan tamamlamıştı. 8 gün sonra oynanan rövanş maçında Hiddink faktörü ve saha avantajı ile Chelsea favori gözükse de birçok insanın gönlünden Barcelona'nın finale çıkması geçiyordu. Henüz maçın 10. dakikasında Essien'in uzak mesafeden şutu gol olunca, Chelsea ilk maçtaki taktiğine geri dönüyor ve oyunu sıkıcı bir hale sokuyordu. 66'da Abidal'in kırmızı görmesi ile Barcelona 10 kişi kalıyor ve o an Guardiola'nın gözlerinden umutsuzluk iyice okunuyordu. Bir önceki turda yaptığı ustaca değişiklik ile turu getiren Hiddink, 72. dakika da Drogba'nın yerine Belletti'yi alarak 10 kişi kalan rakibine karşı farkı açmayı değil gol yememeyi düşünüyordu. Son dakikaya kadar bunda başarılı olan Hollanda'lı hoca bir şeyi unutuyordu. Futbolun adaleti son saniye de olsa işliyor; Iniesta'nın attığı gol Barcelona'ya turu getiriyor ve herkesin düşlediği Barcelona - Manchester United finali gerçeğe dönüşüyordu.




4- Barcelona 4-0 Bayern Münih

Bir önceki turda Sporting Lizbon'a 2 maçta 12 gol atan ve herkesi büyüleyen Bayern Münih. çeyrek finaldeki tek Alman temsilcisi olarak Barcelona'nın karşısına çıktı. Bu maçtan 4 gün önce ligde Wolfsburg'tan 5 gol yiyen Bayern'de işler Klinsmann için çok kötü gidiyordu. Koltuğu sallantıda olan Alman hoca için tek çıkar yol Devler Ligi'nde başarı elde etmekti. 8 Nisan'da oynanan maça Barcelona her zamanki gibi hızlı başlıyor ve ilk 12 dakika da Messi ve Eto'o ile skoru 2-0 yapıyordu. İlk yarı boyunca rakibine adeta top göstermeyen Barcelona, oyunu 30 metrelik bir alanda oynadı desek yanlış olmaz. Pozisyon bulmayı geçtik, Barcelona'nın yarı alanına bile gelemeyen Münih ekibi, 38'te Messi, 43'te de Henry'i durduramayınca soyunma odasına 4-0 geride giriyordu. Sezon boyunca rakiplerine saygılı olan ve fark iyice açıldıktan sonra pek fazla gol atmayan Barcelona'ya duacı olan Bayern Münih tarihi farktan da kurtuluyordu. Wolfsburg maçında kaleyi koruyan Rensing yerine bu maçta Butt'u koyan Klinsmann'ın gollerden sonra tepkisi "neden eşleştim Barcelona" ile şeklindeydi.



5 - Real Madrid 2-6 Barcelona

Real Madrid'te ki teknik direktörlük kariyeri ligin 14. haftasında bir Barcelona maçı ile başlayan Juande Ramos, o maçtan 2-0 mağlubiyetla ayrılmıştı. O hafta Barcelona'nın tam 12 puan gerisinde 6. sırada yer alan Real Madrid o maçtan sonra çıktığı 18 maçta 52 puan alarak El-Classico öncesi puan farkını 4'e indirmiş ve şampiyonluk yolunda iyice umutlanmıştı. 10. dakika da Higuain'in attığı golle 1-0 öne geçen Real Madrid, adeta uyuyan devi uyandırmıştı. Önce 18'te Henry ile beraberlik golü geldi. Bu golden 3 dakika sonra da Puyol Barcelona'yı öne geçirdi. Devrenin skorunu ise 36'ta Messi'nin attığı gol belirledi. İkinci yarıda da ilk golü atan Real Madrid, golleri sıralayan Barcelona oluyordu. 56'da Ramos'un farkı 1'e indiren golüne cevap 2 dakika sonra Henry'den geldi. İyice dağılan Real Madrid'e karşı 75'te Messi ile 5-2 öne geçen Barcelona, 83'te Pique ile maçın skorunu tayin etti. Barcelona'nın 6. golünün anlamı ligdeki 100. gol olduğu için farklı bir anlam da taşıyordu. Bu golü atan ismin ise ligdeki ilk golünü atan Pique olması ise kaderin bir cilvesi olsa gerek.



6 - Manchester United 1-4 Liverpool

14 Mart'ta Old Trafford'ta Manchester United, belki de şampiyonluğunu belirleyecek bir maça çıktı. 11 maçtır kazanan, son 15 maçında sadece 1 gol yiyen Manu, bu maçta Liverpool'u da yenmesi halinde aradaki puan farkını iyice açıcak ve şampiyonluk yolunda rakipsiz kalacaktı. 23. dakika da Ronaldo'nun penaltı golü ile Manu 1-0 öne geçse de bu gole 5 dakika sonra Torres ile cevap veren Liverpool maçı bırakmadı. 44'te Gerarrd'ın golü ile Benitez'in talebleri soyunma odasına 2-1 önde girdi. Maçta Torres'i durdurmakta başarılı olamayan Manu'da Vidic, İspanyol golcüyü gole giderken düşürünce kırmızı kartı gördü. Kazanılan frikik atışını Fabio Aurelio golle sonuçlandırırken, Kırmızı-Şeytanlar oyundan tamaman düşüyordu. Perdeyi kapatan ise 4 gün önce Real Madrid maçında son golü atan İtalyan oyuncu Dossena oluyor ve Liverpool, şampiyonluk yarışında Manu'yu takibini sürdürüyordu. Manchester United 10 Şubat 2008 tarihinden sonra Old Trafford'ta ilk lig mağlubiyetini alırken, Old Trafford stadına ilk kez Liverpool'dan 4 gol yiyordu.


Man Utd 1-4 Liverpool - The most amazing videos are a click away

7 - Liverpool 4-0 Real Madrid


Son 5 sezondur Şampiyonlar Ligi'ne hep 2. turda veda eden Real Madrid, 25 Şubat'ta sahasında karşılaştığı Gerrard'sız Liverpool'a 1-0 yenilince, Devler Ligi'nde yine hüsran ile karşı karşıyaydı. 2 hafta sonraki rövanş maçında az da olsa umudu olan Real Madrid, henüz 16. dakika da eski Atletico Madrid'li Torres'in golü ile yenik duruma düşünce çeyrek final umutlarını son 5 sene de olduğu gibi bir sonraki seneye taşıyordu. İlk maçta sadece son 2 dakika yer alan Gerrard, rövanşta bunun acısını çıkarırcasına bir oyun sergiliyor ve önce 28 ile 47. dakika da attığı gollerle farkı 3'e çıkarıyordu. Maçta son sözü ise 83. dakika da Torres'in yerine giren Dossena söylüyor ve bu sezonki ilk golünü kaydediyordu. Rakibini adeta eze eze yenen Liverpool'un karşısında belki de Iker Casillas'ın dışında bir kaleci olsaydı çok daha farklı skorla kazanmaları içten bile değildi.



8 - Arsenal 4-4 Tottenham

Yaz döneminde büyük paralar harcanarak alınan flaş transferlerle sezona ilk 4 hedefi ile başlayan Tottenham, bu maç öncesi 5 puanla ligin son sırasında yer alıyordu. Kötü gidişatın faturası Juande Ramos'a kesilmiş ve yerine Harry Redknappa getirilmişti. 62 yaşındaki kurt hoca, ilk maçında Arsenal deplasmanına çıksa da takımını maça cesaretli başlandırdı ve konuk ekip 13. dakika da eski Aston Villa'lı Bentley ile öne geçti. Londra derbisinde yediği erken golün etkisinden çabuk kurtulan Arsenal, iki savunma oyuncusu Silvestre(36) ve Gallas(46)'ın golleri ile 2-1 öne geçti ve 64'te de Adebayor'un golü ile farkı 2'ye çıkardı. Euro 2008'te Arshavin ile beraber Rusya'nın yıldızı olan Pavluychenko'nun yerine 65. dakika da oyuna giren Darren Bent, 67'de skoru 3-2'ye getirse de bir dakika sonra Van Persie farkı tekrar 2'ye yükseltiyordu. Arsenal'liler galibiyeti kutlamaya hazırlanırken 89'da Jenas orta sahadan aldığı topla ceza sahası önüne kadar gelip düzgün bir vuruşla skoru 4-3'e getiriyordu. 90+4'te ise Luka Modric'in ceza sahası dışından vuruşu direkten dönüyor, pozisyonu iyi takip eden Lennon'un vuruşu ile Tottenham mucizevi bir geri dönüş yapıyordu.

9 - Bayern Münih 2-5 Werder Bremen

Her zaman Almanya liginin golcü takımlarından olan Werder Bremen, ligin 5. haftasında Bayern Münih deplasmanına gidiyordu. 20 Eylül'de ki bu maçın favorisi kuşkusuz geçen sezonun Bundesliga şampiyonuydu. Ama boşuna dememişler top yuvarlaktır diye. 28 Nisan 2007'den beri Allianz Arena'da kimseye mağlup olmayan Bayern Münih, 30'ta Rosenborg, 45'te de Naldo'nun golleri ile soyunma odasına 2-0 geride geriyordu. 2. yarıda herkes Bayern'in geri dönmesini beklerken Werder Bremen fırtınası devam ediyor ve 54 ile 67. dakikalar arasında gelen 3 gol (Mesut, Pizarro, Rosenberg) ile skor bir anda 5-0 oluyordu. 71. ve 89. dakikada Bayern'in kaydettiği goller ise sadece farkın azalmasını sağlıyordu. Bu 2 golün sahibi de yazın Werder Bremen'den Bayern'e transfer olan ve oyuna 47. dakika da dahil olan Tim Borowski'den başkası değildi.



10 - Atletico Madrid 4-3 Barcelona

1 Mart'ta oynanan bu maçtan 1 hafta önce Barcelona, sahasında Espanyol'a 2-1 yenilmiş ve ligde 22 maç sonra ilk mağlubiyetini tatmıştı. Real Madrid'in az da olsa nefesini ensesinde hisseden Barcelona, maça hızlı başladı ve önce 19. dakika da Henry'nin, Arsenal günlerinden kalma golü ile 1-0 öne geçiyor, bu golden 12 dakika sonra Messi, her zamanki resitallerinden birini sunarak farkı 2'ye çıkarıyordu. Barcelona her ne kadar rahatladığını düşünse de Forlan'ın 32. dakika da ceza sahası düşünden attığı mükemmel gol Madrid ekibini maçtan koparmıyordu. Golden sonra ataklarını sıklaştıran Madrid, aradığı golü 2 pasta 56. dakika da Aguero ile buluyordu. 72. dakika da Barcelona, Henry ile bir kez daha öne geçmesine rağmen, maçı koparacak fırsatları değerlendiremeyor ve Atletico Madrid, 80. dakika da kazandığı penaltı golü ile skora tekrar denge getiriyordu. 89. dakika da Puyol gibi bir savunma oyuncusunu ekarte eden Aguero, Atletico'yu maçta ilk kez öne geçiriyor ve maçı da Madrid ekibi kazanıyordu. Maçtan önce 7 günlük oğlu (aynı zamanda Maradona'nın torunu), ile objektiflere poz veren Kun Aguero'ya anlaşılan oğlu çok uğurlu geldi.



11 - Wolfsburg 5 -1 Bayern Münih

Ligin 26. haftasında karşı karşıya gelen Wolfsburg ve Bayern Münih, 4 Nisan'da oynanan bu maça 48'er puanla giriyordu ve herşeyleri eşit olduğu için 2. sırayı paylaşıyorlardı. Ligin ilk yarısını 9. sırada bitiren Wolsburg son 7 hafta içerde dışarda galip gelerek zirve yarışına ortak olmuştu. İç sahada 1 beraberlik dışında tüm maçlarını kazanan Felix Magath'ın öğrencileri maçta da ilk golü bulan taraf oldu. 44. dakika da kornerden Gentner in golü ile öne geçselerde daha golün anonsu stadyumda yankılanıren Bayern'in Toni ile beraberlik golü geliyordu. 2. yarıya hızlı başlayan Wolfsburg oldu.Bosnak golcü Dzeko 63 ve 65. dakikalarda farkı 2'ye çıkardı. Tüm hatları ile bastıran Bayern karşısında, hızlı oyuncuları Muslimovic ve Grafite'yi iyi kullanan ev sahibi ekip te Grafite 74 ve 77. dakika da fileleri havalandırarak ligdeki gol sayısını 20 yaparken, farkı 4'e çıkarıyor, gol krallığında da zirveye oturuyordu. Özellikle maçın son golünde Grafite tüm Bayern defansını deli ederken, bitirişi de topukla yaparak sezonun en güzel gollerinden birine imza atıyordu.Bu maçla beraber ligde ilk kez liderlik koltuğuna oturan Wolfsburg, sezon boyunca o koltuktan inmeyerek şampiyonluğu da elde ediyordu.



12 - Roma 1-4 Juventus

Inter'i takibini uzaktan da olsa sürdüren Juventus, 4 maçlık galibiyet serisinin ardından 21 Mart'ta Olimpiyat Stadı'nda Roma'nın konuğu oluyordu. Zorlu geçmesi beklenen maçın ilk yarısını Juevntus 34. dakika da Iaquinta'nın attığı golle 1-0 önde kapatıyordu. Maçın 48. dakikasında Roma kornerden gelen bir pozisyonda Simone ile beraberliği yakalıyordu. Puan kaybına tahammulu olmayan Torino ekibinde Iaquinta 55. dakika da bulduğu golle skoru 2-1'e getiriyor, 68'te de Melberg'in kornerden attığı kafa golü ile iyice rahatlıyordu. Sezon sonunda futbolu bırakacak olan Nedved son 20 dakika da oyuna dahil olurken 74. dakika da jeneriklik bir gole imza atarak maça damgasını vurmayı başarıyordu. Bu statta oynanan son 5 maçın 4'ünü Juventus'un kazanırken, kötü geçen sezonda Roma'ya bir tekme de Juventus vuruyordu ve başkent temsilcisi ilk 4'e kalma yarışında iyice gerilere düşüyordu.



13 - Juventus 4-2 Milan

İki ezeli rakip Juventus ve Milan, 14 Aralık günü sezonun 16. haftasında karşı karşıya geldi. 2 takımında defansif özellikleri daha iyi olduğu için birçok otorite bu maçın kısır geçeceğinde hem fikirdi. Ancak beklenen olmadı ve maçı izleyen herkes futbola doyarken, 6 de gol gördü. Maçın henüz 16. dakikasında Juventus, Del Piero'nun penaltı golü ile 1-0 öne geçti. Kaka'nın yokluğunda Pato ve Ronaldinho'lu hücum hattına güvenen Milan, yüklenmeye başlarken 31. dakika da Brezilya'lı ele avuca sığmayan yıldızı Pato ile beraberliği yakaladı. Bu gole 3 dakika sonra Chiellini yanıt varırken, devrenin bitimine 4 dakika kala Amauri farkı 2'ye çıkarıyor, Juventus soyunma odasına rahat giriyordu. 52. dakika da Ambrossini'nin golü ile Milan umutlansa da 65. dakika da Zambrotta'nın gördüğü kırmızı kart maçı belki de koparan an oluyordu. 69'ta Brezilya'lı golcü Amauri skoru 4-2'ye getiriyor ve Juventus maçı 2 farkla kazanıyordu.



14 - Inter 3-3 Roma


1 Mart günü San Siro'da Roma'yı ağırlayan Inter, ligde Juventus'un 9 puan önünde lider olarak girmişti son 12 haftaya. Karşılıkla ataklarla başlayan maçta ilk golü Roma buluyordu. 22. dakika da Marco Motta'nın ortasında De Rossi kafa ile topu ağlarla buluştururken, bu golden 7 dakika sonra Norveç'li oyuncu Riise "sıfır" diye tabir edilen yerden hemde Julio Cesar'ın kapattığı köşeden düzgün bir vuruş yapıyor ve fark 2'ye çıkıyordu. 50. dakika da Mourinho'nun son gözdelerinden olan 19'luk Balotelli, Adraino'nun asistine düzgün bir vuruşla farkı 1'e indirse de 57. dakika da Roma bulduğu kontra-atakta Brighi ile skoru 3-1 yapıyordu. 62'te Balotelli kendi kazandırdığı penlatıda topu filelere gönderirken, bu sezon toplamda 3. golüne ulaşıyordu. 68. dakika da Stankovic'in yerine dahil olan yılların eskitemediği forvet Crespo, 79. dakika da 18 yaşındaki Santon'un ortasına mükemmel yükseliyor ve hem bu sezonki ilk golünü atıyor hemde Inter'e 1 puanı getiriyordu.



15 - Galatasaray 4-3 Bordeaux

2005'te oynanan İsviçre maçına benzer bir olay ile ekibimiz maça hırslı başlamış ama Bordeaux'un uzun topunda Meira'nın ıskalaması ile 9. saniye de Bellion'un golü ile 1-0 geriye düşmüştü. 15. dakika ya kadar golün şoku atlatılamasa da G.Saray oyuna ağırlığını koymaya başlıyordu. İlk yarının ortalarında Hakan Balta'nın ortasında Diawara'dan seken topun direkten dönmesi adeta golün habercisi gibiydi. Nitekim 43. dakika da Barış'ın ortasında Arda'nın vuruşu ile skor 1-1'e geliyordu. Golün üzerinden 2 dakika geçmemişti ki Kewell, Hagi'den sonra G.Saray'lıların özlediği güzellikte bir gol ile G.Saray'ı öne geçiriyordu. 2. yarıya da etkili başlayan G.Saray üstüste goller kaçırırken 64. dakika da Lincoln'ün harika asistinde Ard farkı 2'ye çıkarıyor herkes bitti bu iş diyordu. 55'te oyuna giren Cavenaghi'nin 73. dakika da yaptığı asistte Chamakh farkı 1'e indiriyordu. Bu golün şoku geçmemişti ki 75. dakika da Arjantin'li golcü, kaleci ile savunmanın hatasında topu önünde bulup beraberlik golünü atıyordu. Dakikalar tükendikçe beklenen gol gelmiyor ve umutlar tükenmeye başlıyordu. Maçtaki son pozisyon diyebileceğimiz bir korner atışında Lincoln, ortayı yapıyor, Bordeuax savunması topu uzaklaştırmak istiyor ama kısa düşüyordu. Top, Sabri'nin ayağına geliyor ve onun da gelişine vurduğu top ağlarla buluşuyor turu geçen Galatasaray oluyordu. 3 gün önce kadro dışı kalması gündemde olan Sabri, son dakika golü ile G.Saray'ı son 16'ya taşıyordu. Türk milleti olarak Euro 2008'te son dakika gollerine alışık olduğumuzdan ve kalplerimizi test ettiğimizden bu maçta kalpten gitme durumu da ülke genelinde meydana gelmiyordu.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts with Thumbnails