flaş transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
flaş transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29.07.2011

Sergio (Kun) Agüero Manchester City'de!

Açıkçası başlarda Kaka, Torres, Ibrahimovic gibi isimlerin zamanında Manchester City'e gitmeyi reddetmeleri nedeniyle Agüero'nun da İngiliz kulübüne gideceğine pek ihtimal vermiyordum.

Tamam, Robinho, Adebayor, Tevez, David Silva, Dzeko, Balotelli gibi isimlerin geride bıraktığımız senelerde Manchester City'e gelmeyi kabul etmiş olabilir ama Agüero'nun transferi düşük ihtimal gibi gelmişti bana hep.

Yaklaşık 1 ay önce Agüero'nun Atletico Madrid'ten ayrılması bekleniyordu. 03-4 gün önce Atletico Madrid'in ürünlerinin satıldığı mağazalardan Agüero malzemelerinin kaldırılması ile Arjantinli yıldızın takımdan ayrılması hemen hemen kesinleşmişti. 2 gün önce İngiliz medyası Agüero'nun İngiltere'de olduğu resimleri basına servis ederken aynı günün gecesinde Agüero resmi twitter hesabından Manchester City'e transfer olduğunu açıkladı.

Dün sağlık kontrolünden geçen Agüero'nun akşam saatlerinde resmi siteden transferinin bittiği açıklandı. Manchester City bu transfer için Atletico Madrid'e 45 milyon euro ödeyecek. Bu ücret bu yazın transfer sezonunda verilen en yüksek ücret.

2008-2009 sezonunda Arap şeyhleri tarafından satın alındıktan sonra her yaz transfer sezonunun en çok para harcayan kulübü olan Manchester City (2008-2009 sezonunda 122.5 milyon euro, 2009-2010 sezonunda 118.5 milyon euro, 2010-2011 sezonunda 143 milyon euro) bu yaz ise şimdiye kadar 65 milyon euro harcadı.

Agüero transferi ile Manchester City'nin kadrosundaki forvet sayısı 7'ye yükseldi. Adebayor, Dzeko, Santa Cruz, Balotelli, Tevez, Bellamy İngiliz ekibinin şu anda kadrosunda bulunan diğer forvet oyuncuları.

Tevez'in ayda en az 1 kere yaptığı 'Manchester'da mutsuzum, ayrılmak istiyorum' açıklaması genelde çark eder ve birkaç gün sonra tam zıttı bir açıklama gelirdi. Bu sefer öyle olmayacak ve Tevez ayrılacak gibi. Manchester City'nin de kal diye yalvaracak hali yok. Tevez ya Eto'o takası ile ya da minimum 40 milyon euroya Inter'in yolunu tutacak gibi.

Agüero'nun henüz 18 yaşındayken Atletico Madrid'e 23 milyon euroya geldiğini hesaba katarsak 43 milyon euroluk bonservis bedeli henüz 23 yaşında olmasına rağmen bu kadar tecrübeli bir oyuncu için hiç de abartılı bir ücret değil bana göre. Torres'in 58, Carrol'un 40 milyon euroya tranfer olduğunu düşünürsek Agüero'nun ücretini abartmamak gerek.

2 Haziran 1988 doğumlu olan ve Independiente alt yapısından yetişen Agüero henüz 15 yaşını dolduralı 35 gün olmuşken San Lorenzo'ya karşı ilk profesyonel maçına çıktı ve Arjantin liginde forma giyen en genç futbolcu ünvanının sahibi oldu. Arjantinli golcü ilk golünü ise 26 Kasım 2004'te Estudiantes'e attı.

Independiente'deki ilk 2 sezonunda 19 maçta forma giyen ve 5 gol atan Agüero, 2005-2006 sezonunda ise 36 maçta 18 gol attı ve Avrupa kulüplerinin dikkatini çekti ve henüz 18 yaşını bile doldurmamışken Mayıs 2006'da 23 milyon euroya Atletico Madrid'e transfer oldu.

Sezona Torres ve Mista'nın arkasında yedek olarak başlayan Agüero ilk 11'de başladığı ilk maç olan 17 Eylül 2006'daki Athletic Bilbao maçında Atletico Madrid forması ile ilk golünü attı. Kasım ayında Mista'yı kesip düzenli olarak ilk 11'de forma giyen Arjantinli oyuncu ligde tüm maçlarda forma giyerken (25'ine ilk 11'de başladı) sezonu 6 gol 3 asistle tamamladı.

Sezon sonunda Atletico Madrid'in kaptanı Torres Liverpool'a transfer olurken Villarreal'den transfer olan Forlan, Agüero'nun forvetteki yeni partneri oldu. Sezonu Madrid derbisi ile açan Atletico Madrid sahadan 2-1 mağlup ayrılırken Agüero'nun 1. dakikada attığı gol yeterli olmadı. Arjantinli golcü Madrid'te 4-2 kazandıkları Barcelona maçında da 2 gol attı.

O sezon ligde 37 maça çıkan Arjantinli golcü attığı 19 golle Guiza ve Luis Fabiano'dan sonra sezonun en golcü 3. oyuncusu olurken 7 asist yaptı ve partneri Forlan'ın ligde 16 gol atmasına katkıda bulundu. Ligi 4. tamamlayan Atletico Madrid, UEFA Kupası'nda ise 3. turda elendi. 6 maçta forma giyen ve 2'si Erciyesspor'a olmak üzere 5 gol atan Agüero, 3. tur ilk maçında Bolton deplasmanında 15. dakikada kırmızı görüp rövanşta oynayamayınca bir anlamda takımını yaktı. Agüero 2007-2008 sezonunu 9 sarı 3 kırmızı kartla tamamladı.

2008-2009 sezonunda Madrid derbisinde gol atamayan Agüero kendi sahalarında 4-3 kazandıkları uzun yıllar unutulmayacak Barcelona maçında 2 gol attı ki 2.si 89. dakikada geldi. Agüero ligde sadece 1 maçta oynamazken kalan 37 maçın 34'ünde ilk 11'de sahaya çıktı ve sezonu 17 gol 9 asist yaptı. Partneri Forlan'ın attığı 32 golle ligi yine 4. sırada tamamladılar. Şampiyonlar Ligi'nde ise 9 maçta 567 dakika sahada kalan Arjantinli golcü tamamı gruplarda olmak üzere 3 gol attı.

2009-2010 sezonunda lig hem Agüero için hem de Atletico Madrid için kötü geçti. Başkent ekibi 38 maçta 17 mağlubiyet alırken Agüero 24'ü ilk 11'de olmak üzere 31 maçta forma giydi ve 12 gol attı. Şampiyonlar Ligi play-off turunda Panathinaikos'a her 2 maçta da gol atan ve takımının gruplara kalmasında pay sahibi olan Agüero sadece 3 beraberlik aldıkları grup maçlarında ise sadece Chelsea ile 2-2 berabere kaldıkları maçta 2 gol atabildi.

Grubu 3. sırada tamamlayıp Avrupa Ligi'nde yoluna devam eden Atletico Madrid, sırasıyla Galatasaray, Sporting Lizbon, Valencia, Liverpool ve Fulham'ı geçerek şampiyon oldu. Forlan Avrupa Ligi'nde 8 maçta 6 golle oynarken Agüero da deplasmanda 2-2 berabere kalarak tur atladıkları Sporting Lizbon maçında 2 gol attı. Avrupa Ligi'nde 8 maçta forma giyen Agüero 1'i finalde Forlan'ın 116. dakikada attığı golde olmak üzere 4 de asist yaptı.

2010 Dünya Kupası'nın en iyi oyuncusu seçilen Forlan 2010-2011 sezonunda hayal kırıklığı yaratınca Agüero Atletico Madrid'te bireysel olarak en iyi sezonunu geçirdi. Sezonun ilk maçında Süper Kupa finalinde Inter'i 2-0 yendikleri maçta 1 gol atan Agüero, ligde de 32 maçta forma giydi ve 20 gol attı. İspanya Kral Kupası'nda 4 maçta 3 gol atan Arjantinli yıldız Avrupa Ligi'nde de 4 maçta 3 gol attı. Forlan sezonu 32 maçta 8 golle tamamlarken Atletico Madrid ligi ancak 7. sırada bitirdi.

Agüero milli takıma ilk olarak Atletico Madrid'e transfer olduktan 1.5 ay sonra İngiltere'de Brezilya ile oynanan hazırlık maçında çağrıldı. İlk milli formayı 3 Eylül 2006'da giyen genç golcü geride kalan 5 sezonda Arjantin forması ile 30 maça çıkarken 13 de gol attı.

2007'de Arjantin şampiyon olduğu U-20 Dünya Kupası'nda da forma giyen Agüero attığı 6 golle turnuvayı gol kralı olarak tamamlarken aynı zamanda turunuvanın en iyi futbolcusu seçildi. Bir sonraki sezon ise Pekin Olimpiyatları'nda Messi, Di Maria, Lavezzi gibi isimlerle forma giyen Agüero yarı finalde 3-0 yendikleri Brezilya maçında attığı 2 golle takımını finale taşırken finalde Di Maria'nın attığı gol ile şampiyon Arjantin oldu.

2010'da Güney Afrika'da düzenlenen Dünya Kupası, Agüero'nun forma giydiği ilk Dünya Kupası oldu. Gruptaki ilk maçta forma giymeyen golcü oyuncu Yunanistan'a karşı 75, Güney Kore'ye karşı ise 16 dakika sahada kaldı. Damadına torpil yapmayan Maradona, Agüero'yu 2. turdaki Meksika maçında oynatmazke çeyrek finalde 4-0 yenildikleri Almanya maçında ise 16 dakika sahada tuttu.

Son olarak ülkesinin ev sahibi olduğu Copa America'da forma giyen Agüero turnuvanın açılış maçında Bolivya'ya 1, grubun son maçında da Kosta Rika'ya 2 gol atarak Arjantin'i çeyrek finale taşıdı. Çeyrek final maçında ide 83 dakika sahada kalmasına rağmen gol atma başarısı gösteremedi.

26.07.2011

Alexis Sanchez Barcelona'da!

Barcelona 2 senedir transfer etmeye uğraştığı Fabregas'ta bir türlü mutlu sona ulaşamazken 1 aydır kadrosuna katmaya çalıştığı Alexis Sanchez'in transferini ise Copa America nedeniyle geç de olsa transferini gerçekleştirdi.

Bu sezonki ilk transferini gerçekleştiren Katalan ekibi Şilili yıldızın transferi için kulübü Udinese'ye 26 milyon euro bonservis bedeli ödedi. Ayrıca Barcelona, Alexis Sanchez'in göstereceği performansa göre ekstra 11 milyon euro daha ödeyecek Udinese'ye.

Özellikle 2010 Dünya Kupası'nda gösterdiği performans ile dikkatleri üzerine çeken Alexis Sanchez geçen sezon da Udinese forması ile ligde 12 gol atıp 6 asist yapmış, Di Natale ile birlikte Udinese'nin ligi 4. sırada bitirmesinde başrol oynamıştı.

Alexis Sanchez'i Barcelona'ya satan Udinese bu sezon transferden en çok para kazanan takımların başında geliyor. Şilili yıldızdan 26 milyon euro kazanan İtalyan ekibi, Gökhan İnler'den 17.5 milyon euro, Zapata ve Simone Pepe'nin transferinden de 7.5'ar milyon euro kazanırken şu ana kadar toplamda 67 milyon euro koydu kasasına.

19 Aralık 1988 doğumlı olan Alexis Sanchez 15 yaşında Cobreloa'nın altyapısına girerken 2 yıl sonra A takıma yükselmeyi başardı. 1.5 sezonda 42 maça çıkan ve 12 gole imza atan golcü oyuncu 2006 yazında Udinese tarafından keşfedildi ve 3 milyon dolara İtalyan ekibine transfer oldu.

Udinese'deki ilk sezonuna Şili'nin en iyi takımı olan Colo Colo'ya kiralandı. Şili 'Açılış' ve 'Kapanış' liglerinde şampiyonluk sevinci yaşayan Alexis Sanchez 48 maçta 7 gol kaydetti ve 2007 yazında İtalya'ya döndü. 2007-2008 sezonunda ise bu kez Arjantin'in köklü kulüplerinden River Plate'e kiralık olarak gönderildi. Burada ise 31 maçta 4 gol attı.

Udinese formasını ilk kez 14 Eylül'de ligdeki Juventus maçında giydi. 59. dakikada Di Natale'nin yerine dahil olan Şilili oyununun Udinese forması ile attığı ilk gol 19 Ekim'de 2-2 biten Lecce maçında oldu. 57. dakikada oyuna giren Alexis Sanchez 1 dakika sonra fileleri havalandırdı. İlk sezonunda 18'i ilk 11'de olmak üzere 32 maçta forma giyen ve 3 gol 2 asist yapan Alexis Sanchez, forma giydiği 7 UEFA Kupası maçında da 455 dakika sahada kaldı.

2009-2010 sezonunda ligde 32 maçta forma giyen Şilili oyuncu özellikle Dünya Kupası'nın yaklaşmaya başldığı Nisan-Mayıs aylarında performansını iyice arttırdı. Bu dönemde ligde 4, İtalya Kupası'nda da 1 gol attı.

Dünya Kupası'nda Şili 2. tura yükselirken performansı ile göz dolduran Alexis Sanchez'in peşinde M.United, Real Madrid, Barcelona, Inter, Manchester City, Juventus, Chelsea gibi dev takımlar vardı. Transfer sezonu kapandığında Udinese'de kalan Alexis Sanchez kaldığı yerden devam etti.

2010-2011 sezonunda Udinese forvetinde Di Natale ile birlikte forma giyen Alexis Sanchez sezonu 12 golle tamamlarken, Di Natale de sezonu 28 golle tamamladı. Özellikle 27 Şubat günü deplasmanda kazanılan 7-0'lık Palermo galibiyetinde attığı 4 golle unutulmayacak bir performans sergiledi. O maçtaki diğer 3 gol de Di Natale'den geldi.

2010-2011 sezonu sonunda 'İtalyan Futbolcular Derneği' tarafından verilen 'Serie A'da Yılın Futbolcusu' ödülünün de sahibi olan Alexis Sanchez FIFA tarafından '2011 yılınn en iyi genç futbolcusu' adayları arasında gösterildi ve aldığı %35 oyla bu ödülü de kazandı. Alexis Sanchez'den sonra en çok oyu alan futbolcu ise %18 ile Tottenham'ın genç yıldızı Gareth Bale. Nuri Şahin, Pastore, Ganso ve Hazard da diğer aday futbolcular arasındaydı.

Şili milli formasını ilk kez 18 yaşındayken giymeye başlayan Alexis Sanchez şu ana kadar Şili forması ile çıktığı 40 maçta 14 gole imza attı. Şili U-20 takımınn 3. olarak tamamladığı 2007 Dünya Kupası'nda da etkileyici bir performans sergiledi. Son olarak 2011 Copa America'da forma giyen genç golcü 4 maçta 2 gole imza attı.

Alexis Sanchez Barcelona'da 9 numaları formayı giyecek. Son 3 sezonda Barca'da 9 numaları formayı giyen 3 oyuncu sezon sonunda takımdan ayrıldığı için 'Lanetli numara' olarak gözüküyor. 2008-2009 sezonu sonunda Samuel Eto'o, 2009-2010 sezonu sonunda Ibrahimovic ve son olarak da 2010-2011 sezonu sonunda Bojan Krkic 9 numaranın lanetine uğrayan futbolcular.

Bakalım Alexis Sanchez bu laneti yenip Barcelona forması ile efsane olacak mı, yoksa ilk sezonunda hayal kırıklığı yaratıp gerisin geri gönderilecek mi ?

Barcelona'nın büyük beklentiler içinde transfer ettiği Alexis Sanchez için hazırladığı video ile yazıyı sonlandıralım. Biz de o kadar yıldız transferi yaptık ama şöyle bir video kimsenin aklına gelmedi. Videonun yarısında da THY reklamı var gözümüzden kaçmadı :)


18.07.2011

Gervinho Arsenal'de!

Geride bıraktığımız sezon Fransa'da şampiyon Lille olmuştu. Tam 57 yıl sonra Ligue 1'i kazanan Lille'ın bu başarısıda şüphesiz 3 futbolcunun katkısı büyüktü.

Lille takımına şampiyonluğu getiren isimlerin başında 25 yaşındaki golcü Moussa Sow geliyordu. Fransız golcü çıktığı 32 maçta attığı 25 golle Ligue 1'de gol krallığı ünvanına da erişti. Sow gibi 32 maçta forma giyen Gervinho da 14 gol 10 asistle vatandaşına destek veren isimlerdendi. 20 yaşındaki Belçikalı oyuncu Hazard ise 34 maçta forma giydi ve 7 gol 8 asistle sezonu tamamladı. Kendisine yapılan 133 faulle bu alanda lider olan kanat oyuncusu aynı zamanda 'Sezonun en iyi futbolcusu' ödülünün de sahibi oldu.

Yeni sezonda Katarlı yeni sahiplerinin desteği ile para sıkıntısı yaşamayan PSG'nin Hazard için yaptığı '31.5 milyon euro+Mevlüt Erdinç'lik teklif şimdilik reddedildi. Moussa Sow yeni sezonda da Lille'de kalacak gibi gözüküyor ama son birkaç yıldır Arsene Wenger'in radarında olan Gervinho 12 milyon euro bonservis bedeli karşılığında Arsenal ile anlaştı.

Hızlı adamları çok seven Arsene Wenger için Gervinho tam bir maden gibi. Sadece forvet olarak değil kanatlarda da oynayabilen Gervinho, Fransız ve Fransa liginden gelen çok oyuncunun Arsenal'de olması ile uyum sorununu çabuk atlatacaktır. Vatandaşı Eboue de hala Arsenal'de forma giyiyor.

Genç yetenekleri özellikle de Fransa ligindeki oyuncuları takımına monte etmeyi çok seven Fransız teknik adam Lille'ın 24 yaşındaki yıldızını da kaçırmadı. Geçen sezonki Chamakh, ondan önceki senelerdeki Nasri, Clichy, Sagna, Koscileny transferlerinde olduğu gibi...

27 Mayıs 1987 yılında Fildişi Sahilleri'nin Anyama şehrinde doğan Gervinho (Tam adı: Gervais Yao Koussai) 11 yaşında ülkesinin Mimosas takımının altyapısına girdi. 4 sene burada geçirdikten sonra 2 sene de Toumodi FC'nin altyapısında oynayan Gervinho 2004 yılında Belçika'nın Beveren takımı tarafınfan keşfedildi.

Emmanuel Eboue ve şu anda Sevillada forma giyen Romaric ile aynı sezonda Beveren'de oynayan Gervinho Belçika liginde 2005-2007 yılları arasında 61 maça çıktı ve 14 gol attı. 2007 yazında ise Belçika'dan ayrılarak Le Mans'da forma giymek için Fransa'ya gitti.

Henüz 20 yaşına yeni giren Gervinho, Le Mans'daki ilk sezonunda Beveren'de de birlikte forma giydiği vatandaşı Romaric'in de katkısı ile uyum sürecini çabuk atlattı. 20072-2008 sezonunu Le Mans 9. sırada tamamlarken Gervinho toplamda çıktığı 30 maçta 6 gol 5 asist yaptı. Ertesi sezon ligde çıktığı 33 maçta 7 gol 3 asistlik bir performans sergileyen Fildişili oyuncu 6 milyon euroya Lille'ın yolunu tuttu.

Lille'de ilk 3 hafta yedek kulübesinde bekleyip maça sonradan dahil olan Gervinho, 4. haftadaki Sochaux maçı ile ilk kez ilk 11'e girdi ve sezon sonuna kadar her maçta banko oynadı. Özellikle Kasım sonundan Aralık ayı sonuna kadar olan 6 maçta attığı 8 golle Lille'ın o 6 maçta 18 puan toplamasında pay sahibi oldu. Le Mans'daki 2 sezonunda ligde toplam 9 gol atan Gervinho, Lille'daki ilk sezonunda 13 gol attı. UEFA Avrupa Ligi'nde ise forma giydiği 9 maçta 5 gol attı.

2009-2010 sezonunu 4. tamamlayan Lille 2010-2011 sezonuna ilk 4 maçta 4 beraberlik alarak başladı. 5. hafta Lens deplasmanında Gervinho'nun attığı 2 golle Lille sahadan 4-1 galip ayrıldı ve galibiyet serileri gelmeye başladı. Avrupa'da gol atma başarısı gösteremeyen Gervinho ligde 15, kupalarda ise 3 gol attı.

Fildişi Sahilleri ile 2010 Dünya Kupasında 3 maçta 182 dakika sahada kalan Gervinho'nun milli formayla 27 maçta 6 golü var. İlk milli formasını 2007 Kasım'ında giydiğini de belirtelim.

5.07.2011

Fabio Coentrao Real Madrid'te!

Real Madrid'in yılan hikayesine dönen ve günlerdir uğraştığı Fabio Coentrao transferi bugün resmen sonuçlandı ve Portekizli oyuncu 30 milyon euro bonservis bedeli karşılığında Real Madrid'e 6 yıllık imza attı.

Sol bek mevkisinde forma giyen 23 yaşındaki oyunc Real Madrid'te çok fazla yabancılık da çekmeyecek. Nitekim 2 sene önce Benfica'da birlikte forma giydiği ve sol kanatta hemen önünde oynayan Di Maria da geçen sezon Real Madrid'e 33 milyon euro bonservis bedeli ile gelmişti.

Teknik direktör Jose Mourinho'nun da Portekiz olması ve Portekiz ligindeki oyuncular ile Portekizli oyuncuları yakından tanıması bu transferdeki en büyük etkenlerden biri. Bir dönem kadrosunda Hollandalı futbolcular çoğunlukta olan Real Madrid'te şimdi de Portekizli futbolcu furyası var.

Futbola Rio Ave'de başlayan Coentrao henüz 17 yaşındayken profesyonel oldu ve 2007 yılına kadar Rio Ave takımıyla 1. ligde mücadele etti ve 2007 yazında Benfica'ya transfer oldu.

Portekizli sol bekin Benfica'daki ilk 2 sezonu biraz sıkıntılı geçti. İlk sezonunda 4'ü lig toplam 8 maça çıktıktan sonra Portekiz 1. lig takımı Nacional'e kiralık verilen Coentrao burada çıktığı 16 maçta 4 gol 1 asist yaptı ve Benfica'ya geri döndü.

2008-2009 sezonunun başında Zaragoza'ya kiralansa da sadece 1 maç oynadı ve ülkesine geri döndü. Sezonun 2. yarısında yetiştiği kulüp olan Rio Ave'ye kiralık olarak giden ve 17 maçın 16'sında oynayan Coentrao attığı 3 gol ve yaptığı 2 asistle takımının ligde kalmasına yardımcı oldu.

Kiralık oynadığı takımlarda iyice piştiğine emin olan Benfica kulübü ilk olarak Coentrao'nun sözleşmesini 2015 yılına kadar uzattı. 2009-2010 sezonunda ligde forma giydiği 26 maçta yaptığı 9 asistle Benfica'nın şampiyonluğunda pay sahibi olan genç oyuncu takımının çeyrek final oynadığı UEFA Avrupa Ligi'nde de 13 maçta forma giydi.

Kasım 2009'da 21 yaşındayken ilk kez milli takıma çağrılan Coentrao 2009-2010 sezonunu da harika geçirince 2010 Dünya Kupası'nda Portekiz milli takımının 23 kişilik kadrosunda yer buldu. Portekiz'in turnuvada oynadığı 4 maçta da 90 dakika sahada kalan genç yetenek turnuvadaki performansı ile tüm dikkatleri üzerine çekmeye başladı.

Dünya Kupası sonrası ismi Bayern Münih ile anılan sol bek oyuncusu tercihini Benfica'da kalmaktan yana kullandı ve sözleşmesini 2016'ya kadar uzattı. Ligde 23 maçta forma giyen Coentrao, Şampiyonlar Ligi'nde Benfica'nın 6 maçında da 90 dakika sahada kaldı. Benfica'nın Lyon'u 4-3 yendiği maçta attığı 2 golle de benim Gareth Bale'den ne eksiğim var mesajı verdi.

Real Madrid'te Coentrao'nun oynadığı mevkide Marcelo forma giyse de Mourinho'nun onu ısrarla istemesi ve Coentrao'nun da henüz 23 yaşındayken önüne Real Madrid gibi bir fırsat gelmesi bu transferi kolaylaştırdı.

Ayrıca Coentrao gibi Mourinho'nun ve takımda forma giyen Cristiano Ronaldo, Di Maria, Pepe, Ricardo Carvalho'nun da menajerlerinin Jorge Mendez olması bu transferin biteceğine dair işaretlerden biriydi. Mendez'in Türkiye'deki oyuncularını söylemeye hiç gerek yok sanırım. (Bkz: Beşiktaş'ın Portekizli futbolcuları)

Geçen sezon transfere 83 milyon euro harcayan ama buna rağmen Barcelona'yı geçmeyi yine başaramayan Real Madrid'in şimdiden transfere harcadığı para 55 milyon euroyu buldu. 30 milyon euroluk Coentrao dışında 10'ar milyon euro Nuri Şahin ve Varane (Lens)'ye veren Real Madrid, Espanyol'dan aldığı Callejona'un bonservisi için de 5 milyon euro vermişti. Ayrıca Münih'ten bedavaya alınan Hamit Altıntop var.

Buna karşılık henüz ezeli rakipleri Barcelona'nın transferi yok. Sezon sonuna kadar sessiz kalmayacak tabii ki Barcelona. Alexis Sanchez'in ismi haftalardır, Fabregas'ın ismi ise 3 sezondur Katalan ekibi için geçiyor. Ama bu sefer Fabregas gelecek gibi gözüküyor. Arsenal de kalması için çok ısrarcı değil bu sezon.

İki takımda da hedef öncelikle İspanya Süper Kupası'nda birbirleri ile yapacakları maçta üstün taraf olmak ve sezona moralli başlamak. Şunun şurasında sadece 1.5 ay kaldı yeni 'El Classico'ların başlamasına. Bekleyip görelim bakalım...

29.06.2011

David De Gea Manchester United'ta!

Geride bıraktığımız 2010-2011 sezonunun en çok konuşulan kalecileri Alman Neuer ile İspanyol De Gea'ydı. 2010 Dünya Kupası'nda da başarılı maçlar çıkaran Neuer geçen sezon özellikle Şampiyonlar ligi maçlarında performansını çok üst seviyeye taşımıştı. Almanya ligindeki en iyi oyuncuları toplama alışkanlığından vazgeçmeyen Bayern Münih taraftar baskısına rağmen Schalke'de forma giyen 25 yaşındaki kaleciyi 18 milyon euroya kadrosuna kattı.

Atletico Madrid'te forma giyen 1990 doğumlu David De Gea 13 yaşında Atletico Madrid alt yapısına girdi. Genç kaleci 18 yaşında profesyonel oldu ve 2008-2009 sezonunda Atletico Madrid'in B takımında kaleyi 35 kez korudu.

Sezon sonunda 31 yaşındaki Leo Franco ve 36 yaşındaki Coupet'in takımdan ayrılması ile 2009-2010 sezonunda Atletico Madrid'in kalesini 20 yaşındaki Sergio Asenjo, 23 yaşındaki Jimenez ve 19 yaşındaki De Gea koruyacaktı.

1. kaleci Asenjo'nun İspanya U-20 takımında olması nedeni ile 30 Eylül'de Şampiyonlar ligindeki maça 2. kaleci Jimenez ilk 11'de başladı. Jimenez'in 25. dakikada sakatlanması ile yerine giren David De Gea Atletico Madrid'teki ilk resmi maçına çıktı. 3 gün sonra Zaragoza ile oynanan lig maçında da penaltı kurtaran genç kaleci ligin ilk yarısndaki maçlarda kaleyi Asenjo'dan alamasa da sezonun 2. yarısındaki maçların neredeyse tamamında sahada yer aldı.

Ligde toplam 19 maçta forma giyen ve bu maçlarda toplam 66 kurtarış yapan İspanyol kaleci Atletico Madrid'in Avrupa Ligi şampiyonluğunda da büyük pay sahibi oldu. İlk Avrupa Ligi maçını Galatasaray'a karşı oynayan De Gea 8 Avrupa maçında kalesinde 7 gol gördü.

2010-2011 sezonunda ilk maçına Inter'e karşı Süper Kupa finalinde çıkan De Gea o maçta sergilediği müthiş performans ile adını tüm dünyaya duyurmayı başardı. Atletico Madrid karşılaşmayı 2-0 kazanarak Süper Kupa'nın sahibi olurken De Gea maçın 89. dakikasında Diego Milito'nun penaltısını kurtardı.

Yarım sezon içinde 3. kalecilikten 1. kaleciliğe yükselen De Gea geçtiğimiz sezon La Liga'daki 38 maçın tamamında Atletico Madrid'in kalesini korudu. Bu 38 maçta kalesinde 53 gol gören genç kaleci 154 kurtarış yaparak La Liga'nın en çok kurtarış yapan kalecisi oldu.

Van Der Sar'ın futbolu bırakması ile kaleci arayışlarına başlayan Manchester United bu işi Galatasaray gibi çok fazla dallandırıp budaklandırmadan direkt olarak David De Gea'ya gitti ve 18 milyon pound karşılığında kadrosuna kattı.

Manchester United ile 5 yıllık sözleşme imzalayan 20 yaşındaki De Gea'nın minimum 35 yaşına kadar burada kalacağını söylersek abartmış olmayız sanırım. Bu arada 40 yaşındaki Van Der Sar'ın yerine kalede De Gea'nın olması ile gelecek sezon Manchester United ilk 11'inin yaş ortalaması otomatikmen 1.8 oranında düşecek :)

28.06.2011

Neymar Hangi Takıma Gidecek ?

Santos geçen yaz genç yıldızı Neymar'ı ne yapıp edip kadroda tutmuştu ama bu yaz bunu başarmaları neredeyse imkansız olacak gibi.

Geçtiğimiz hafta oynanan Libertadores Kupası finalinde Santos'un Penarol'u 2-1 yenip şampiyon olduğu maçın açılış golünü atan 19 yaşındaki Brezilyalı oyuncu için o maç büyük olasılıkla Santos kariyerindeki son maçı oldu. Neymar'ın Libertadores'te çıktığı 13 maçta 6 gol attığını da belirtmekte fayda var.

1 Temmuz'da başlayacak olan 'Copa America' dolayısıyla Brezilya milli takımı ile kampta olan Neymar'ın turnuva sonrasında Brezilya'ya dönmek yerine Avrupa'ya gitmesi sürpriz sayılmaz bu noktadan sonra.

Santos kulübü Neymar için 45 milyon euroluk bir bonservis ücreti belirlemiş ve Santos başkanı Luis Alvaro de Oliveria'nın ESPN'e yaptığı açıklamaya göre 5 kulüp bu fiyatı vermeyi kabul etmiş.

İspanyadan Real Madrid ve Barcelona, İngiltere'den Chelsea ve Manchester City ile Rusya'ya bu sezon yükselen, daha önce yaptığı Roberto Carlos, Diego Tardelli, Boussoufa ve Dzsudzsak transferleri ile adını sıkça duyduğumuz Anzhi kulübü bu 45 milyon euroyu vermeye hazır olan takımlar.

Transfer konusunda olay Santos kulübünden tamamen çıkmış durumda ve herkes Neymar'ın hangi takımı seçeceğini merak ediyor. Geçen hafta Goal.com'da "Neymar Real Madrid'te" haberleri çıkmasına rağmen Brezilyalı golcü bu haberi yalanlamıştı. Buradan belki de Neymar'ın Real Madrid'i istemediği sonucuna varabiliriz. Ya da Robinho'nun izinden gidip Avrupa kariyerine Madrid ekibinde başlayabilir.

Barcelona'nın Alexis Sanchez transferi gerçekleşirse eğer Neymar'ın Katalan ekibini tercih etme ihtimali baya azalır düşüncesindeyim. Bu yaşta sırf para için Rusya'yı tercih etmeyeceğini düşünürsek (Santos başkanı Neymar'ın Brezilya'da da çok yüksek ücret aldığını söylemiş) Anzhi Neymar için şansı en az olan kulüp.

Robinho Real Madrid'ten sonra Chelsea'ye gitmeyi çok istemiş ama transferin son gününde Manchester City ile anlaşmıştı. Neymar direkt olarak Avrupa kariyerine İngiltere'de başlarsa eğer Chelsea onun için Manchester City'den daha öncelikte gelir diye düşünüyorum. Chelsea'nin teknik direktör koltuğunda kendisi gibi Portekizce konuşan bir teknik direktör olmasının da etkisi olacaktır. Ayrıca Boas'ın gençlere ne kadar çok önem verdiğini biliyoruz.

Boas'ın Porto'daki öğrencisi Falcao'yu alması durumunda Manchester City düşük bir ihtimalle de olsa bu transferde avantajlı olabilir. Sırf para için Manchester City'e gitme ihtimali çok düşük tabii. Düşük bir ihtimalle de olsa Neymar Santos'ta kalıp Pele gibi Brezilya içinde efsane olma yolunu da seçebilir. Bekleyip zaman içinde kararını göreceğiz.

Neymar'ın hangi takıma gideceğine dair ihtimalleri kendi fikrimden yola çıkarak hesaplarsam eğer;

%30 Barcelona, %30 Chelsea, %25 Real Madrid, %10 Manchester City, %5 Santos diyorum.

İngiliz bahis şirketi Skybet ise (Drogba'nın kime gideceğine dair yazıda da kullanmıştık) Neymar'ın Real Madrid'e transfer olmasını favori göstermiş. Real Madrid'e verilen oran 1'e 1.4 iken, Chelsea'ye 1'e 4, Barcelona'ya 1'e 6, Manchester City'e ise 1'e 8 oran verilmiş.

Yazının başında belirttiğim gibi hemen hemen kesin olan bişey var ki o da Santos forması ile 2.5 senede çıktığı 132 maçta 66 gol atan Neymar'ın Copa America'dan sonra bu 5 takımdan birine transfer olacağı. Sonu Robinho gibi olmaz umarım...

19.05.2011

Hamit Altıntop Real Madrid'te!


Nuri Şahin transferininin açıklanacağı günü doğru tahmin eden AS gazetesi, Hamit Altıntop transferinde ise tahminlerinde 3 gün yanıldı. Ama yanılmadıkları bir konu var her 2 transferin de olacağını günler öncesinden bilmeleri.

Mourinho'daki bu Türk sevdasının nedeni nedir bilmiyorum ama Nuri Şahin'den sonra Hamit Altıntop'un da Real Madrid'e transfer olması özellikle Hamit'in transferinin 19 Mayıs günü olması bize ayrı bir gurur katıyor. Portekizli teknik adam, Barcelona'daki Xavi-Iniestalı sistemi Real Madrid'te Nuri-Hamit ikilisi ile kurmayı düşünüyor olabilir.

Mesut Özil ve Nuri Şahin'den sonra Hamit'in de Real Madrid'e katılması ile '20. yüzyılın en iyi takımı'nın kadrosunda 3 tane Türk kökenli oyuncu oldu. Darısı diğer Türk oyuncularının başına...

Aslında Real Madrid'e karşı bir antipatim var, bana çok itici geliyor bu takım ama Nuri ve Hamit'i kadroya kattıktan sonra hiç de eskisi kadar itici gelmiyorlar. Ne de olsa onlar artık bir Türk takımı :)

9.05.2011

Nuri Şahin Resmen Real Madrid'te!


Bugün bu transferin açıklanması bekleniyordu ve hem Borussia Dortmund sitesi hem de Real Madrid resmi sitesi Nuri Şahin'in transferini resmen açıkladılar.

Geçen hafta Dortmund'un Nürnberg'ten İlkay Gündoğan'ı transfer etmesi zaten bu transferin olacağının ilk belirtileriydi.

Bu sezon Borussia Dortmund'da sergilediği başarılı performansla takımının şampiyonluğunda kilit rol oynayan 22 yaşındaki milli futbolcumuz başarılı olunursa dev kulüplerin din, dil, ırk gözetmeksizin her oyuncuyu transfer edeceğini de ispatlamış oldu.

Mesut Özil'in Real'e transferinden sonra Alman milli takımını tercih etmesi nedeni ile ülkemizde çok fazla heyecan yaratmamıştı ama Nuri Şahin'in transferi kamuoyunda büyük bir yankı yaratacağı aşikar. Mesut gibi Almanya'da yetişse de birçok kişiye göre Nuri Şahin, Real Madrid formasın giyecek ilk Türk oyuncu olacak.

Bu arada Hamit Altıntop'un da Real Madrid'e transferi gündemde. Bu transfer de olur mu bilemem ama şu bir gerçek ki "Türk olduğumuz için bizi almazlar. Eğer Türk değil Brezilyalı olsam Real'de Barcelona'da oynardım" cümlelerinin büyük bir balon olduğu da bu transferle ispatlanmış oldu.

Real Madrid ile 6 yıllık sözleşme imzalayan Nuri Şahin senelik 2.5 milyon euro alacak. Mesut ve Nuri'den sonra Hamit de gelirse eğer tam bir Türk takımı olucak Real Madrid. Başlarına da Fatih Terim gelse bari :)

1.02.2011

O Artık Kırmızı Değil!


Gerek Atletico Madrid forması ile, gerek Liverpool forması ile hayran olduğum futbolculardan biriydi Torres. İspanya'da olduğu gibi Liverpool için de efsanevi futbolculardan biri olma yolunda ilerliyordu ta ki bugüne kadar...

Torres'in Chelsea'ye transfer olması 2011 yılının transfer bombasıdır ve muhtemelen yazın da bundan daha flaş bir transfer olmayacaktır eyvallah da neredeyse Gerarrd kadar sevildiğin bir kulübü bırakıp Chelsea'ye gitmen sana hiç yakışmadı be Torres.

Torres'in bonservisi için verilen 58 milyon euro şu ana kadar bir İspanyol futbolcuya verilmiş en yüksek bonservis bedeli. İngiltere sınırları içinde yapılan transferler içinde de yine en pahalı oyuncu oldu Torres.

Liverpool taraftarları haklı olarak adına besteler yaptıkları Torres'in Chelsea'ye gidişinin ardından formasını yakıyorlar. Bu haftasonu ligde Chelsea-Liverpool maçının olması ise olaya bambaşka bir boyut kazandıracak...

27.01.2011

Haftanın Fotoğrafı!

Higauin'in ameliyat olması ve sezonu kapatmasından sonra koskoca Real Madrid takımının kadrosunda forvet olarak sadece Karim Benzema kalmıştı.

Mourinho'nun Benzema'ya karşı olan iyi (!) düşüncelerini hepimiz biliyoruz. Elinde başka bir alternatif olsa Benzema'yı oynatmaz bile. Ara transfer döneminin kapanmasına günler kala Mourinho istediğine kavuştu ve Real Madrid kadrosuna yıldız bir golcü kattı.

İlk olarak eski golcüsü Nistelrooy'u kadrosuna katmaya çalışan Real Madrid yönetimi bu girişiminde başarısız olmuştu. Sonrasında transfer etmek istedikleri Agüero'dan "İsmi Real ile başlayan bir takıma gitmem" yanıtını alınca Manchester City'nin Dzeko'nun transferi ile forma şansı azalan Adebayor'a yöneldi Real Madrid kulübü.

Togolü golcüyü 6 aylığına kiralayan Real Madrid, sezon sonunda satın alma opsiyonuna da sahip. 1.5 senede Manchester City ile 36 maça çıkan ve 19 gol atan Adebayor, 29 milyon euro bonservis bedeli ile geldiği Arsenal'de ise 142 maçta 62 gol kaydetmişti.

22.01.2011

Kenny Miller Bursaspor'da!


Geçen sezonun Türkiye Süper Lig şampiyonu Bursaspor, tarihinde ilk kez katıldığı Şampiyonlar Ligi'nde tecrübesizliğinden dolayı çok kötü bir performans sergilerken özellikle forvet hattında çok kaliteli bir golcüsünün olmamasının sıkıntısını çok çekmişti.

Bursaspor sezon başında Arjantin'den Nunez ve Steinhert gibi isimleri transfer etse de bu isimler beklenen performansın çok altında kalmıştı. Türkiye'nin 5. büyük kulübü Şampiyonlar Ligi'nde kendi grubunda yer alan Rangers'ın en golcü oyuncusu olan ve Bursa'daki maçta golü atan isim olan Kenny Miller'ı 400.000 pound bonservis bedeli ile transfer etti.

Sezon başında yine Rangers'ta forma giyen İskoçya ligi tarihinin en golcü ismi Kris Boyd'u transfer etme girişimleri sonuçsuz kalan ve bu oyuncuyu Middlesbrough'a kaptıran Bursaspor, Kenny Miller ile Bursa Atatürk Stadı'nda yaklaşık 10.000 taraftarının önünde 2.5 yıllık imza attı. İskoç golcü 18 numaralı formayı giyecek.

Hem Rangers hem de Celtic forması giyen nadir futbolculardan olan Kenny Miller futbola Hibernian kulübünün alt yapısında başladı ve 19 yaşında bu kulüpte profesyonel oldu. 1998-2000 yılları arasında Hibernian forması giyen ve 45 maçta 12 gol kaydeden Kenny Miller 1998-1999 sezonunu kiralık olarak İskoçya 2. ligi takımlarından Stenhousemuir F.C. de geçirdi ve 13 maçta 10 gole imza attı.

26 Haziran 2000 tarihinde 2 milyon pounda Rangers'a transfer olan Miller 1 ay sonra Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Kaunas'a karşı ilk kez Rangers forması giyerken ilk golünü de 5 Ağustos 2000 tarihinde Rangers'ın Kilmarnock'u 4-2 yendiği maçta attı. 4 Kasım 2000 tarihinde Rangers'ın St. Mirren'i 7-1 yendiği maçta attığı 5 golle 'İskoçya Ligi'nde bir maçta en fazla gol atan futbolcu' rekorunu (2004 ve 2009'da Kris Boyd bu rekoru egale etti) da kıran Kenny Miller sezonu 35 maçta 11 golle tamamladı.

2001-2002 sezonunda Rangers ile 3 lig maçına çıktıktan sonra İngiltere Championship ligi takımlarından Wolves'a transfer olan Miller 5 sezon boyunca bu kulüpte forma giydi. İngiltere'deki ilk senesinde 20 maçta forma giyerken bunların sadece 2'sine ilk 11'de çıktı ve 2 gol attı.

Ertesi sezon 46 maçın tamamında forma giyip 20 gol atarak Wolves'ın Premier Lig'e çıkmasında başrol oynayan Kenny Miller Premier Lig'de sakatlığından dolayı ilk maçına 27 Eylül'de çıktı. İskoç golcü ligde çıktığı 25 maçta (17'si ilk 11) sadece 2 gol atarken FA Cup'ta 2, Lig Kupası'nda ise 1 gol attı. Ligde attığı gollerden 1'i Wolves'ın 1-0 yendiği Manchester United maçında diğeri ise 4 gün sonra oynanan ve 1-1 biten Wolves-Liverpool maçında.

Wolves asansör takım olarak 2004-2005 sezonunu yeniden İngiltere Championship liginde geçirirken ilk 10 maçta 7 gol atan Kenny Miller sezonu da 47 maçta 20 gol ile tamamladı ancak İskoç golcünün bu performansı takımının Premier Lig'e yükselmesine yetmedi. 2005 yazında Sunderland takımından gelen teklifleri Wolves reddedince ertesi sezona da İngiltere Championship ligde devam etti Kenny Miller.

2005-2006 sezonunu toplamda 39 maçta 12 gol ile tamamlayan ve o sezonu da Wolves'ın en golcü ismi olarak tamamlayan Kenny Miller kontratının sona ermesi ile 5 yıl aradan sonra ülkesine, Rangers'ın ezeli rakibi Celtic'e transfer oldu. İskoç golcü Alfie Conn (1968-1974 Rangers, 19777-1979 Celtic) ve Mo Johnston (1984-1987 Celtic, 1989-1991 Rangers)'dan sonra bu 2 kulüpte de forma giyen 3. futbolcu oldu.

Celtic forması ile ilk golünü 23 Eylül 2006'da Rangers'a atan Kenny Miller sezonu 31 lig maçında 4 gol 3 asistle tamamladı. Şampiyonlar Ligi'nde ise 8 maçta 470 dakika forma giyerken 3 gole imza attı. 2007-2008 sezonunun ilk 2 lig maçında 3 gol atmasına rağmen 31 transferin son günü o sezon Premier Lig'e yükselen Derby Country'e 2.25 milyon pound bonservis bedeli ile transfer olarak yeniden İngiltere'ye döndü.

Premier Lig'in en düşük puanla küme düşen takımlarından biri olan ve sezonu sadece tek galibiyetle tamamlayan Derby Country'nin kazandığı tek maç olan 1-0'lık Newcastle United maçında takımının galibiyet golünü atan Kenny Miller sezonu 30 lig maçında 4 gol ile tamamladı. İskoç golcü 13 Haziran tarihinde 2 milyon pound bedelle tekrar İskoçya'ya 8 sene önce formasını giydiği Rangers'a geri döndü.

2008-2009 sezonunda Rangers forması ile ilk golünü yine bir 'Old Firm' derbisinde bu sefer Celtic'e karşı atan Kenny Miller takımının 4-2 kazandığı maçta 2 gol attı. Sezonu Rangers şampiyon olarak tamamlarken İskoç golcü 30 lig maçında 10 gol 9 asiste imza attı. İskoçya Kupası'nda ise 5 maçta 3 gol attı.

Ertesi sezonun ilk lig maçında 2 gol birden atan Kenny Miller, Rangers'ın diğer forveti Kris Boyd ile iyi bir ikili oluşturarak takımlarının sezonu duble yaparak tamamlamasında başrolü oynadılar. Miller ligde 34 maçta 18 gol 9 aist yaparken bir önceki sezonun 27 golle gol kralı olan Boyd attığı 21 golle yine gol kralı oldu. Kenny Miller, Rangers'ın kazandığı İskoçya Kupası'nda da 6 maçta 2 gol attı.

2010-2011 sezonu ise Kenny Miller'ın kariyerinde en iyi performans gösterdiği sezonlardan oldu. Tabii bunda Kris Boyd'un takımdan ayrılması ile Miller'ın Rangers'ın 1. forveti olmasının payı büyük. İlk 6 lig maçında 10 gol atan (22 Ağustos'ta Hibernian maçında hat-trick yaparak 10 sene aradan sonra ilk kez bir maçta 3 gol attı) Kenny Miller bu sezon ligde forma giydiği 18 maçın 13'ünde gol sevinci yaşarken toplamda rakip filelere 21 gol bıraktı.

Şampiyonlar Ligi'nde ise sadece grubun son maçında Bursaspor'a gol atabilen Kenny Miller, Ocak ayına kadar çıktığı 25 resmi maçta 22 gol kaydetti. Sezon sonu sözleşmesi biten İskoç golcü için Birmingham devreye girse de Miller'ın tercihi Bursaspor oldu.

İlk milli formasını 25 Nisan 2001'de Polonya ile oynanan hazırlık maçında giyen Kenny Miller ülkesi adına ilk golünü 29 Mart 2003'de Euro 2004 elemelerinde İzlanda'ya karşı attı. İskoçya milli formasını 51 kez giyen 32 yaşındaki golcü sonuncusu 7 Eylül 2010'da Liechtenstein'a karşı olmak üzere toplam 12 gol attı. Bu gollerin 8'ini İskoçya'da oynanan maçlarda attı.

8.01.2011

Edin Dzeko Manchester City'de!

2010 yaz transfer döneminde kadrosuna kattığı 6 oyuncuya toplam 150 milyon euro harcayarak 'transfer şampiyonu' olan Manchester City ara transfer dönemine de çok hızlı ve pahalı bir giriş yaptı.

Uzun zamandır Wolfsburg'un 24 yaşındaki Boşnak golcüsü Dzeko'yla ilgilenen Manchester City sonunda muradına erdi ve yaklaşık 46 milyon euroluk bir bonservis bedeli ile Dzeko'yu kadrosuna kattı.

Wolfsburg'un şampiyon olduğu 2008-2009 sezonunda Bundesliga'da 32 maçta 26 gol atan Dzeko gol krallığını 28 gol atan takım arkadaşı Grafite'ye kaptırdı. 2009-2010 sezonunda ise Bundesliga'da 34 maçın tamamında forma giyen Boşnak golcü attığı 22 golle gol krallığına ulaştı.

Wolfsburg bu sezon ligde başarılı bir performans sergileyemerek ilk yarıyı 13. sırada tamamlasa da Dzeko istikrarlı performansını sürdürerek Bundesliga'da ilk yarıyı 17 maçta 10 gol ile tamamladı.

Manchester City'den 31 Ağustos günü ayrılan Robinho'dan boşalan 10 numaralı formayı giyecek olan Edin Dzeko'nun transferi ile ilgili yaptığı ilk açıklamalar şu şekilde;

- "Manchester City bu sezon iyi performans sergiliyor. Onları televizyonda çok izledim. Şimdi spekülasyonlar sona erdi ve elimden gelenin en iyisini yapmak istiyorum."

- "Herkes Manchester City'nin çok parası olduğunu söylüyor ama buraya gelişim para ile ilgili değil. Buraya bu kulübün sahip olduğu hırstan dolayı geldim. Teknik direktör Mancini ile konuştum ve bana buranın benim için en iyi kulüp olduğunu söyledi."

- "City Premier Lig'de zirve için mücadele veriyor ve buda benim istediğim şey. İleri hatta sadece televizyonda gördüğüm Tevez ve Adebayor gibi oyuncular ile oynayacağım için heyecanlıyım."

- "Bu kişiler gelecekteki hedeflerimi gerçekleştirmem için yardımcı olacaklar. Taraftarlara kulübün neden benim için para harcadığını göstermek istiyorum. Herkes gol bekliyor ve bende goller atmak istiyorum ama her şeyin ötesinde başarılı bir takıma katkıda bulunmak istiyorum."

- "Manchester City hakkında çok şey bilmiyorum ama şehri görmeyi, taraftarlar ile buluşmayı sabırsızlıkla bekliyorum. Herkes İngiltere Premier Ligi'nin benim stilim için mükemmel olduğunu söylüyor."

6.01.2011

Haftanın Fotoğrafı!

Quaresma ve çetesi...

Yazın yaptığı Guti ve Quaresma transferleri ile Türkiye'de yaz transfer döneminin açık ara şampiyonu olan Beşiktaş, Ocak ayı transfer döneminin de şimdiden şampiyonu oldu.

3.5 sezondur Atletico Madrid'te forma giyip, 129 maçta 27 gol atıp 21 asist yapan 31 yaşındaki Portekizli yıldız Simao Sabrosa, 4.5 sezondur Werder Bremen'de forma giyen, 170 maçta 65 gol atıp 16 asist yapan 26 yaşındaki Portekizli golcü Hugo Almeida bonservisleri ile birlikte, 2007 yazında 18 milyon euro gibi rekor bir bedelle Valencia'ya transfer olan ve 3.5 sezonda İspanyol ekibinin formasını 68 kez giyen Manuel Fernandes kiralık olarak Beşiktaş'a transfer oldu.

Quaresma ile beraber toplam kadrosunda 4 Portekizli futbolcu olan Beşiktaş'ın Portekizlilerin toplam forma giydiği milli maç sayısı 150. (Simao Sabrosa [85 maç, 22 gol], Hugo Almeida [33 maç, 12 gol], Ricardo Quaresma [27 maç, 3 gol], Manuel Fernandes [5 maç, 1 gol])

4.09.2010

Robson De Souza (Robinho) Milan'da!

Milan'ın onursal başkanı ve İtalya başbakanı Silvio Berlusconi transfer sezonunun kapanmasına sayılı günler kala 2 yıldız ismi birden kadroya katarak son yıllarda hayal kırıklığı yaratan Milan'ı şampiyonluğun en güçlü adayı konumuna getirdi.

Ibrahimovic'i Barcelona'dan alarak ilk transfer bombasını patlatan Milan kulübü transferin son gününde takım değiştirmeyi çok seven Brezilyalı yıldız Robinho'yu da kadrosuna katarak Pato ve Ronaldinho ile beraber müthiş bir hücum gücüne sahip oldu.

Manchester City'de mutsuz olan Robinho'nun İngiliz kulübünden ayrılması zaten beklenen birşeydi. Bu transferi bitirmeye en yakın takım olarak ise Fenerbahçe ve Beşiktaş gözüküyordu. 16 Ağustos'ta Sky Bet'in 'Robinho hangi takıma gidecek' diye açtığı bahiste Fenerbahçe 1.25'lik oran ile banko gözüküyordu.

20 Ağustos tarihinde ise İngiliz The Guardian gazetesi internet sitesinde 'Beşiktaş ile M.City 16 milyon pound ücretle Robinho'nun transferinde anlaştılar' haberini manşetine taşımıştı. Transferin bitmesine birkaç gün kala Beşiktaş cephesinden gelen 'Sponsor bulamadığımız için Robinho'yu alamıyoruz' açıklamasından sonra Berlusconi'nin çabaları ile Robinho 31 Ağustos'ta 18 milyon euroya Milan'a transfer oldu. Sky Bet bahis sitesinde Robinho'nun Milan'a transferine oynayanların 1'e 14'lük bir kazanç sağladığını da hatırlatalım.

1984 yılında Sau Paulo'nun Sao Vicente kentinde dünyaya gelen Robinho, futbola Pele'nin ilk profesyonel olduğu ve 18 sezon top koşturduğu Santos kulübünde başladı. Yetenekleri ile dikkat çeken ve henüz 18 yaşında ilk resmi maçına çıkan Robinho ilk senesinde 30 maçta 10 gol kaydetti.

2003 yılında ligde 32 maçta 9 gole imza atan golcü oyuncu Libertadores kupasında da çıktığı 14 maçta 4 kez rakip fileleri havalandırarak Santos'un final oynamasını sağladı. Finalde ise her 2 maçta Boca Juniors'a yenilerek şampiyonluğu kaptırdılar.

Diego ve Elano ile beraber çok harika bir sezon geçirdikleri 2004 senesinde ise Santos ile beraber ligi şampiyon tamamladılar. Santos'taki en iyi sezonunu geçiren Robinho ligde çıktığı 37 maçta attığı 21 golle Avrupa kulüplerininde dikkatini çekmeyi başardı. Yine de kulübü Santos gelen tüm teklifleri reddederek 20 yaşındaki golcüsünü satmamayı başardı.

2005 senesinde annesi fidye için kaçırılan ve Brezilya'dan ayrılmayı kafasına koyan Robinho, Real Madrid'in yaptığı teklif sonrası İspanya'ya gitme kararı aldı. Santos satmamaya dirense de antremanlara çıkmayan Robinho sonunda amacına ulaştı ve İspanyol kulübü 24 milyon euroya golcü oyuncuyu transfer etti. Yine de yarım sezonda çıktığı toplam 21 maçta 12 tane gol attı Santos forması ile Robinho.

Real Madrid'te Figo'nun ayrılması ile boşalan 10 numarayı sırtına geçiren Robinho ilk senesinde 31'i ilk 11'de olmak üzere 37 lig maçında forma giydi ve 8 gole imza attı. İspanya Kupası'nda 4 gol atan Brezilyalı golcü sezonu toplamda 51 maçta 12 gol ile tamamladı ve takımda 16 gol atan Robinho'dan sonra en çok gol atan isim oldu.

2006-2007 sezonunda gerek Van Nistelroy ve Higuain'in transfer edilmesi gerekse de Beckham ile beraber Capello'nun gözünde sorunlu oyuncu olarak gözükmesi nedeni ile daha çok yedek kulübesinde oturdu. Ligde sadece 20 maçta (12 kez de sonradan oyuna girdi) ilk 11'de sahaya çıkarken 6 gol ve 4 asiste imza attı. İspanya Kupasında'da 2 maçta 1 gol atan Robinho, Şampiyonlar Ligi'nde ise forma giydiği 7 maçta 349 dakika sahada kalırken tek golünü gruplarda S.Bükreş deplasmanında attı.

Ertesi sezon Capello'nun yerine Schuster'in gelmesi ile tekrar düzenli olarak forma şansı bulan Robinho, Raul(22) ve Van Nistelrooy(20)'dan sonra Real Madrid'in en çok gol atan oyuncusu oldu. Ligde çıktığı 32 maçta yaptığı 11 gol 8 asistle takımının üstüste 2. kez La Liga şampiyonu olmasına katkı sağlarken Şampiyonlar Ligi'nde de 5 maçta 5 gol 4 asiste imza attı.

2008 yazında Santos kulübünde olduğu gibi kendi isteği ile takımdan ayrılmak isteyen Robinho için tüm transfer sezonu boyunca adı Chelsea ile anıldı. Açık açık gitmek istediğini söylediği Chelsea ile Real Madrid bonserviste anlaşamayınca transferin son günü Manchester City'e transfer oldu. Arap sermayesi tarafından satın alınan M.City'nin Robinho için verdiği 42 milyon euro 'Premier Lig'in en pahalı transferi' olarak kayıtlara geçti.

Manchester City'de de 10 numaralı formayı giyen Robinho lige ilk 6 haftada 6 gol atarak çok hızlı bir giriş yaptı. 28 Aralık'ta Blackburn deplasmanında attığı golden sonra 112 günlük bir gol orucuna giren Brezilyalı yıldız ligde forma giydiği 31 maçta 14 kez gol sevinci yaşarken 5 de asist yaptı. Ligin en çok gol atan 5. futbolcusu olan Robinho, UEFA Kupası'nda ise 10 maçta forma giydi ve 1 gol 4 asist ile oynadı.

2009-2010 sezonunun 3. haftasında geçirdiği sakatlık ve 3 ay sahalardan uzak kalması, Tevez ve Adebayor'un transfer edilmesi ile arka plana düşmesi Manchester City'deki 2. sezonunun sancılı geçmesine sebep oldu. Ocak ayına kadar ligde sadece 10 maçta forma giyen ve 3 asist yapan Robinho sezon sonunda Dünya Kupası olduğu için formda olmak için kendi isteği ile Santos'a kiralık olarak gitti.

Santos'ta geçirdiği 6 aylık süreçte 18 yaşındaki Neymar ile beraber yetiştiği kulübün Brezilya Kupası'nı kazanmasında (8 kupa maçında 6 gol) başrol oynayan Robinho Dünya Kupası'ndan sonra tekrar Manchester City'e döndü. Balotelli'nin de gelmesi ile ligin ilk maçında 18 kişilik kadroya bile alınmayan Robinho yine kendi isteği ile ayrıldı ve İspanya ve İngiltere'den sonra Avrupa'nın en büyük 3. ligi olan İtalya'ya transfer oldu. Robinho'nun Milan da 70 numaralı formayı giyeceğini hatırlatalım.

Brezilya milli formasını ilk olarak ülkesinin 2. tamamladığı 2003'teki Gold Cup'ta giymeye başlayan Robinho 7 sezonda 80 kez milli olurken 25 de gole imza attı. Brezilya'nın şampiyon olduğu 2005 Konfederasyon Kupası'nda 5 maçta forma giyerken 2 kez gol sevinci yaşadı.
Almanya'da düzenlenen 2006 Dünya Kupası'nda 4 maçta 144 dakika alan Robinho genellikle 3 maçta sonradan oyuna dahil oldu. (2 kez Ronaldo, 1 kez de Kaka'nın yerine.)

2007 yılında düzenlenen Copa America Robinho'nun milli forma ile en büyük patlamayı yaptığı turnuva oldu. 6 maçın tamamında ilk 11 başlayan golcü oyuncu turnuvayı 6 golle gol kralı olarak tamamlarken Brezilya da 8. kez bu kupayı müzezine götürme sevincini yaşadı. 2009 yılında Güney Afrika'da düzenlenen Konfederasyon Kupası'nı yine Brezilya şampiyon tamamlarken Robinho 5 maçta 1 gol 1 asist ile oynadı.

2010 Dünya Kupası'nda 11 numaralı forma ile boy gösteren Robinho; Elano, Kaka ve Luis Fabiano ile beraber Brezilya milli takımının hücumdaki en önemli isimlerinden biriydi. Grup maçlarında 2 kez sahada kalan ve gol atamayan golcü oyuncu 2. turda Şili'ye, çeyrek finalde ise Hollanda'ya 1'er gol attı. Turnuvayı 4 maçta 2 gol 1 asistle tamamlarken Hollanda karşısında attığı gol Brezilya'nın elenmesine mani olamadı.

1.09.2010

Son Gün Transfer Bombaları!


Transfer sezonlarında en sevdiğim gün her zaman son günler olmuştur. Özellikle de yaz sezonuda. Takımlar 3 ay süresince kadrolarına bazı isimler katar ama yine de kadrolarına katmak istedikleri bazı oyuncular için son güne kadar pazarlıklar sürer.

31 Ağustos günü geldiğinde son kozlar oynanır. Menajerler elde kalmaması için daha uzlaşmacı bir tavır sergiler. Kafasına ayrılma fikri koya futbolcular denize düşen yılana sarılır hesabı son gün yapılan teklifi kabul ederler. Yönetim taraftar baskısı nedeni ile son saatlerde bir transfer bombası patlatarak kendilerini rahatlarr. Olmaz denilen transferler bu son günde gerçekleşir.

Her ne kadar Türkiye Süper Ligi'nde transfer sezonu 30 Ağustos'un resmi tatil olması nedeni ile 1 Eylül 2010 gününün mesai bitimine kadar ertelense de Avrupa'nın büyük liglerinde transfer sezonu resmi olarak sona erdi.

İşte son günün transfer bombaları;

► Galatasaray, 30 Ağustos'u 31 Ağustos'a bağlayan gecede Misimovic ve Insua'yı İstanbula getirdi ve 31 Ağustos akşamı saat 6 civarı anlaşmaya vardı. Wolfsburg'dan alınan Misimovic için 7 milyon euro bonservis bedeli ödenecek. Liverpool'dan alınan sol bek oyuncusu Insua ile de satın alma opsiyonu Galatasaray'da olmak üzere 1 yıllığına anlaşmaya varıldı.

► Fenerbahçe transferin son gününde Everton'un 30 yaşındaki Nijeryalı stoper oyuncusu Joseph Yobo ile 1 yıllığına kiralık olarak anlaştı.

► 2 gün önce Barcelona'dan Ibrahimovic'i kiralık olarak kadrosuna katan Milan, Manchester City'nin Brezilyalı yıldızı Robinho ile 4 yıllık sözleşme imzaladı. 2 sezon önce yine bir 31 Ağustos günü 42 milyon euroya Real Madrid'ten Manchester City'e transfer olan Robinho için Milan, İngiliz kulübüne 22 milyon euro civarı bir bonservis bedeli ödeyecek.

► Tottenham, Real Madrid'te bekleneni veremeyen Hollandalı oyuncu Rafael Van der Vaaart'ı 10 milyon euro bonservis bedeli ile transfer etti.

►
Robinho ve Ibrahimovic'in takıma katılması ile Milan'da forma şansı bulması imkansız olan Boriello, sezon sonunda 10 milyon euro bedelle satın alma opsiyonu Roma'da olmak üzere 1 seneliğine başkent ekibine kiralandı.

► Boriello ile aynı kaderi paylaşan Hollandalı golcü Huntelaar da 14 milyon euro karşılığında Schalke'ye transfer oldu. Ayrıca Alman kulübü 11 milyon euro bonservis bedeli ile Atletico Madrid'in orta saha oyuncusu Jurado ve Lille'in savunma oyuncusu Plestan'ı kadrosuna kattı.

► Sunderland, Dünya Kupası'da Gana ile 4 gole imza atan Gyan Asamoah ile 4 yıllık sözleşme imzaladı. İngiliz kulübü Gyan için Rennes kulübüne 14 milyon euro bonservis bedeli ödeyecek.

► Tuncay Şanlı'nın formasını giydiği Stoke City transferin son gününde 3 oyuncu ile birden anlaştı. Bir dönem Chelsea ve Barcelona'da da forma giyen Gudjohnsen ve 6 sezon Arsenal'de, 3 sezon Liverpool'da oynayan Pennant ile kiralık olarak anlaşan Stoke City 23 yaşındaki orta saha oyuncusu Marc Wilson için kulübü Portsmouth'a takas yolu ile Liam Lawrence ve Dave Kitson'u gönderdi.

► Juventus, Arsenal'de pek fazla forma şansı bulamayan 20 yaşındaki Fransız sol bek oyuncusu Traore'yi kiralık olarak transfer etti.

► Lyon bonservisi Dinamo Kiev'de olan 26 yaşındaki Senegalli savunma oyuncusu Pape Diakhete'yi kiralık olarak transfer etti. Diakhate geçen sezon da Saint Etienne'de kiralık olarak forma giymişti.

► Almanya ligi takımlarından Stuttgart, Juventus'un 33 yaşındaki sağ kanat oyuncusu Camoranesi ile 1 yıllık sözleşme imzaladı. Arjantin asıllı İtalyan oyuncusu için bonservis bedeli ödenmedi.

► Serie A takımlarından Chievo, Dünya Kupası'nda İsviçre forması ile başarılı bir performans sergileyen 24 yaşındaki orta saha oyuncusu Gelson Fernandez'i St. Etienne kulübünden kiralık olarak 1 yıllığına transfer etti.

► Mehmet Topal'ın yeni takımı Valencia, Sampdoria'da forma giyen Litvanyalı savunma oyuncusu Marius Stankevicius'u kiralık olarak 1 yıllığına kadrosuna kattı.

► La Liga'ya bu sezon yükselen Hercules Juventus'un 32 yaşındaki Fransız golcüsü Trezeguet ile 2 yıllık anlaşmaya vardı.

► Geçen sezonun Yunanistan ligi şampiyonu Panathinaikos, daha önceden Barcelona ve Liverpool'da da forma giyen Racing Santander'in 32 yaşındaki orta saha oyuncusu Luis Garcia ile 1 yıllık sözleşme imzaladı.

31.08.2010

Javier Mascherano Barcelona'da!

Barcelona David Villa ve Adriano (sol bek) dışında bu sezon kadrosuna bir de defansif orta saha oyuncusu alarak transfer sezonunu kapatma amacındaydı. Katalan ekibinin alt yapısında yetişen Fabregas bu bölge için düşünülen ilk isimdi. Hatta oyuncunun kendisi bile gelmek istediğini söylesede Arsenal satmamak için direndi ve İspanyol oyuncuyu elinde tuttu.

Fabregas'tan sonra ibre Liverpool'da forma giyen Mascherano'ya döndü. Günlerce transfer için uğraşıldı. Barcelona'ya transfer olmak için kulübüne rest çeken ve Avrupa Kupası maçlarında oynamayan Mascherano'yu elinde tutamayacağını anlayan Liverpool 21 milyon euro bonservis bedeli ile 3 yıldır kadrosunda bulunan Arjantinli oyuncunun transferine izin verdi.

Böylelikle Barcelona az ama öz 3 transfer yaparak geçen sezon eksik görülen 3 mevkisini kaliteli isimler ile doldurmuş oldu. Sol bekte Maxwell olsa da Adriano gibi bir oyuncu lazımdı. Zlatan bekleneni veremedi ve Barca'nın sistemine en çok uyacak David Villa geldi. Yaya Toure gönderildi yerine Arjantin milli takımı kaptanı Mascherano geldi. Keita da bu bölgedeki diğer alternatif oyuncu.

1984 yılında San Lorenzo'da dünyaya gelen Mascherano futbola River Plate kulübünün alt yapısında başladı. 19 yaşında Arjantin'in ünlü kulübünde ilk resmi maçına çıkan orta saha oyuncusu 2 sezonda River Plate formasını 46 kez giydi.

2003-2004'te takımı ile Arjantin Kapanış Ligi şampiyonluğu yaşayan Mascherano ile Real Madrid ve Deportivo La Coruna takımları ilgilense de River Plate oyuncusunu satmadı. Bir sonraki sezonun sonunda ise Brezilya ekibi Corinthias 15 milyon dolara Arjantinli oyuncuyu kadrosuna kattı.

Corinthias'a sezon ortasında gelen ve 9 maça çıkan Arjantinli oyuncu 4 asist yaptı. O sezon milli takımdan da arkadaşı olan Tevez'in büyük katkısı ile ligi şampiyon tamamladılar. Bir sonraki sezon Eylül ayında sakatlanarak 6 ay sahalardan uzak kalan Mascherano sadece 4 maça çıksa da sezon sonunda takım arkadaşı Tevez ile beraber Premier Lig'in yolunu tuttu. Herkes onların Chelsea'ye gitmesini beklerken West Ham United'a transfer oldular.

Tevez 1 sezon boyunca West Ham United'da kalsa da Mascherano sadece yarım sezonda 5 maça çıktıktan sonra Liverpool'un yolunu tuttu 5.5 milyon pound bonservis ücreti ile. Liverpool'daki yarım sezonunda 7'si lig 4'ü de Şampiyonlar Ligi maçına çıkan Arjantinli oyuncu kısa sürede takımın as oyuncusu oldu hatta Milan ile oynanan Şampiyonlar Ligi finalinde 77 dakika sahada kaldı.

2007-2008 sezonunda 25'i lig olmak üzere 37 maça çıkan Mascherano 15 Mart 2008'de takımının 2-1 yendiği Reading maçında Liverpool forması ile ilk golünü kaydetti. Ertesi hafta 3-0 kaybedilen M.United maçının 44. dakikasında da Liverpool forması ile ilk kırmızı kartını gördü.

Bir sonraki sezon 27'si lig olmak üzere 37 maça çıkan Mascherano toplamda 9 sarı kart görürken 2 de asist yaptı. Şampiyonlar Ligi'nde 8 maçta 684 dakika sahada kalırken takımının çeyrek finalde Chelsea'ye elenmesine mani olamadı. Ligi ise şampiyon M.United'ın 4 puan gerisinde 2. sırada tamamladı Liverpool.

2009-2010 sezonunda ligde 38 maçın 34'ünde forma giyen Mascherano'nun forma giydiği 4 maçta da kart cezalı olduğu maçlar. O sezon gördüğü 11 sarı 2 de kırmızı kartla ligin en hırçın futbolcusu oldu. Ligde sadece tek gole imza atsa da bu gol onu gerçek Liverpool'lu yaptı. 29 Kasım 2009'da Everton derbisinde attığı gol 2-0 kazanılan Mereyside derbisinin açılış golüydü. Şampiyonlar Ligi'nde 4, UEFA Avrupa Ligi'nde de 8 maça çıkan Arjantinli oyuncu bu 12 maçta 1 gole imza attı.

Bu sezonda ise Avrupa Kupaları maçlarına olası bir transferine mani olur diye çıkmayan Mascherano ligin ilk maçında Arsenal'e karşı 77 dakika forma giydi ve 1-1 biten maçta takımının attığı tek golün asistini yaptı.

2001 yılında 17 Yaş Altı Dünya Şampiyonası'nda ülkesinin formasını ilk kez giymeye başlayan Mascherano 2 sezon sonra da Dünya Gençler Şampiyonası'nda Cavenaghi, Tevez gibi isimlerle birlikte forma giydi. Hatta Arjantin'in 4. olduğu 2003 yılında çeyrek finalde ABD'ye 90+4. dakikada golü atıp maçı uzatmalara götürdü. Arjantin U-20'de toplam 22 maçta 1 gole imza attı.

Arjantin U-23 forması ile 2004 Atina Olimpiyatları'nda boy gösteren Mascherano ülkesi ile burada şampiyonluk sevinci yaşadı. Ülkesinin 23 yaş altı takımında da 18 maça çıktı orta saha oyuncusu.

Arjantin milli takımının formasını ise ilk olarak 2003 yılında giymeye başlayan Mascherano 7 senede 62 kez milli oldu. Ülkesi adına kaydettiği 2 gol de 2007 yılında düzenlenen ve Arjantin'in 2. olduğu Copa America maçlarında geldi. 2006 ve 2010 Dünya Kupaları'nda Arjantin'in oynadığı 9 maçın tamamında 90 dakika sahada kalan 26 yaşındaki oyuncu son Dünya Kupası'nda Maradona'nın Javier Zanetti'yi kadroya almaması ile ülkesinin kaptanı olarak sahada yer aldı.

29.08.2010

Milan Sonunda Muradına Erdi!

David Villa'nın Barcelona'ya gelmesi ile her ne kadar Guardiola aksine açıklamalar yapsa da Ibrahimovic'in Katalan ekibinden ayrılması bekleniyordu. İngiliz basınında ismi Manchester City ile sık sık gündeme gelse de 19 Ağustos tarihinde Milan Ibrahimovic ile ilgilendiklerini resmen açıklamıştı.

22 Ağustos tarihinde ise Milan başkanı Galliani "Ibrahimovic'i transfer etmek çok zor alacak ama bunu deneyeceğiz" açıklaması yapmıştı. Bu açıklamadan bir gün sonra ise Ibrahimovic'in menajeri "Benim bu konuda Zlatan'a birşey söylememe gerek yok. Barcelona'dan ayrılma kararını kendisi verecek" demişti.

Tarihler 25 Ağustos'u gösterdiğinde ise Galliani, Ibrahimovic'i transfer etmekte ne kadar ısrarlı olduklarını Milan'ın resmi televizyon kanalına şu ifadelerle anlattı: "Ibrahimovic Milan'a gelmek istiyor. Barcelona da onu satmaya niyetli. Barcelona ile görüşmelere yeni başladık. Anlaşma sağlayana kadar uzun bir süre gerekiyor. Henüz Zlatan ile konuşmadım ama onu Milan'a getirmek istiyorum"

Başkanın açıklamasından 2 gün sonra ise Milan teknik direktörü Allegri Sky Sports kanalına verdiği demeçte Ibrahimovic ile telefonda görüştüğünü ve İsveçli oyuncunun Milan'a gelmek istediğini söyledi. O günün akşamında ise Ibrahimovic'in menajeri transferin bitmesinin an meselesi olduğunu söylüyordu.

Dün yaşanan bir gelişme ise Ibrahimovic'in Barcelona ile ipleri tamamen kopardığını gösteriyordu. Barcelona teknik direktörü Guardiola yıldız golcüyü pazar günü oynanacak Racing Santander maçının kadrosuna alınmadı.

Sadece saatler sonra ise Galliani Sky Sports'a verdiği demeçte transferde mutlu sona ulaştıklarını şu ifadelerle duyurdu. "Ibrahimovic'i bir yıllığına kiralama konusunda Barcelona ile anlaştık. Sözleşmede 24 milyonluk bir satın alma opsiyonu bulunacak. Bu transferin gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum."

İsveçli yıldız oyuncusu ise yaptığı ilk açıklamada Milan'da oynamak için sabırsızlandığınu şu ifadelerle belirtti. "Transfer gerçekleştiği için çok mutluyum. Milano'ya geri dönmek için sabırsızlanıyorum. Pato ve Ronaldinho ile çok iyi bir üçlü oluşturacağımıza eminim. AC Milan ile bütün kupaları kazanmak istiyorum"

28.08.2010

Diego 1 Sezon Aradan Sonra Yeniden Bundesliga'da!

Bundesliga'da çok başarılı geçen 3 sezonun ardından geçen sezon Juventus'a transfer olan Brezilyalı yıldız Diego sezona iyi bir giriş yapsa da devamını getirememişti. İtalyan ekibi Diego için 24.5 milyon euro bonservis bedeli ödese de ligi anak 7. sırada bitirmişti.

Juventus'a gitmeden önce ismi çok sık Real Madrid ile anılmıştı Diego'nun. 2006-2008 yılları arasında Hamburg'ta forma giyen Van der Vaart ile beraber Werder Bremen'de Bundesliga'nın en dikkat çeken oyuncusuydu.

Diego'ya daha fazla sempati beslediğim için o zamanlar R.Madrid'e gidip kariyerini inişe geçirmesini istemiyordum. Van der Vaart'ın Real'e gittikten sonraki hali ortada. 2 sezonda sadece 38 kez ilk 11'e çıkarken 32 kez oyuna sonradan girdi ve Hamburg'taki günlerini arattı. Diego için Juve iyi tercih olacak diye düşünsemde beklentileri karşılayamayarak Bundesliga'ya geri döndü.

Transfer sezonun kapanmasına 4 gün kala Wolfsburg günlerdir transfer etmeye uğraştığı 25 yaşındaki Brezilyalı yıldızı 15 milyon euroya kadrosuna kattı. Diego 4 yıllık sözleşmeye imza atarken yılda 6 milyon euro alacak. Bu transferle Misimovic'in gönderilmesi kuvvetle muhtemel. 2 sezonda 75 maça çıkan ve 19 gol 39 asist yapan Boşnak yıldızın Diego'nun Bremen günlerindeki oyununu sergilerse aranmayacağı kesin.

Futbola 11 yaşında Santos'un alt yapısında başlayan 1985 doğumlu oyuncu 2002 yılında profesyonel sözleşme imzaladı ünlü Brezilya kulübü ile. 2002 yılında Santos lig şampiyonu olurlen Diego forma giydiği 22 maçta 8 gole imza attı. Santos'un şampiyon olan takımın omurgasında Robinho ve Elano ile beraber yer aldı.

2003 yılında 33 maçta forma giyen ve 9 gol kaydeden Diego Ribas ertesi sezon 9 lig maçında 4 gol attı. Lig devam ederken Haziran 2004'te Santos'tan kopan ilk oyuncu oldu (Elano yıl sonunda, Robinho ise ertesi ezon kulüpten ayrıldı) ve henüz 19 yaşındayken Porto'ya transfer oldu.

Barcelona'ya transfer olan Deco'nun yerine son Şampiyonlar Ligi şampiyonu olan Porto'ya gelen Diego, Portekiz'deki ilk sezonunda 36 maça çıktı ve 4 gole imza attı. Porto forması ile ilk golünü 30 Ekim 2004'te Nacional deplasmanında kaydetti. 6 maç forma giydiği Ş.Ligi'nde ise tek golünü gruplarda Chelsea'ye karşı attı.

Ertesi sezon teknik direktör Co Adriaanse ile sorun yaşayan ve sezon boyunca sadece 23 maçta şans bulan Brezilyalı yıldız 2 gol ile sezonu tamamladı. Porto ligi şampiyon tamamlarken Diego 6 milyon euroya Werder Bremen'e transfer oldu.

Bundesliga'da oynadığı ilk maçın henüz 20. dakikasında Werder Bremen adına ilk golünü kaydetti. Bremen ekibinin ligi Stuttgart'ın 4 puan arkasında bıraktığı ligde 33 maçta forma giyerken 13 gol 10 asist yaptı. Avrupa'da ise 6'sı Şampiyonlar Ligi (Grubu 3. bitirdiler), 8'i de UEFA Kupası'nda (Yarı final oynadılar) olmak üzere 14 maçta 2 gole imza attı.

Bir önceki sezon (76) olduğu gibi 2007-2008 sezonunda da Werder Bremen attığı 75 golle ligin en çok gol atan takımı oldu. Klose'nin takımdan ayrılmasına rağmen Rosenberg ve Hugo Almeida ile çok uyumlu oldu Diego. Ligde 13 gol 10 asist yapan Brezilyalı yıldızın bu performansı Werder Bremen'i lig 2.si yaptı. Ş.Ligi elemesinde Zagrep deplasmanında attığı 2 golle takımını gruplara taşıyan Diego gruplarda ise 5 maçta 1 gol 1 asiste imza attı. Grubu yine 3. tamamlayan Alman ekibi UEFA'da ise Diego'nun rövanştaki golüne rağmen (0-2, 1-0) 4. turda elendi.

2008-2009 sezonunda ligde forma giydiği ilk 11 maçta 8 gol kaydederek sezona fırtına gibi giren Brezilyalı yıldız Aralık'ta yaşadığı sakatlık sonucu 2 ay sahalardan uzak kaldı. Takıma döndükten sonra 10 lig maçında forma giydi ve 4 gole imza atan Diego toplamda ligde 12 gol 5 asist yaptı. Şampiyonlar Ligi'nde 5 maçta 1 gol atan Werder Bremen'in 10 numarası takımı ile üstüste 3. kez grubu 3. sırada tamamlayarak UEFA'da yoluna devam etti.

Burada oynadığı 8 maçta 6 kez rakip fileleri havalandıran Diego özellikle çeyrek finalde Udinese'ye karşı tek başına direndi. Her 2 maçta da 2'şer gol atarak (3-1, 3-3) takımını önce yarı finale, Hamburg rövanşında attığı gol ile (0-1, 3-2) de sonra finale taşıdı. Finalde sarı kart cezası nedeni ile oynayamayınca kupa Shaktar Donetsk'e gitti.

26 Mayıs 2009'da İtalyan devi Juventus'a imza atan Brezilyalı oyuncu kulübünün kasasına da 24.5 milyon euro girmesini sağlıyordu. Serie A'daki 2. maçında Roma deplasmanında 2 gol atarak süper bir giriş yaptı sezona. Ama gerisi gelmedi ve ligi 33 maçta 5 gol 7 asist ile tamamladı. Avrupa'da ise 5'i Şampiyonlar Ligi, 4'ü UEFA olmak üzere 9 maçta forma giydi. İtalya Kupası'nda da 2 maçta forma giyip 2 gol kaydetti Inter ve Napoli'ye karşı.

Brezilya formasını ilk olarak 18 yaşındayken Meksika'ya karşı giyen Diego, 2003'te Gold Cup'ta Brezilya 23 yaş altı takımında Kaka ve Robinho gibi isimlerle beraber forma giydi O turnuvada Brezilya finalde Meksika'ya yenilirken Diego 5 maçta 2 gol kaydetti. Ertesi sene 'Copa America'da Brezilya şampiyon olurken Diego Ribas da kadroda yer alıyordu.

Brezilya'nın çeyrek finalde elendiği 2006 Dünya Kupası'nda kadroya çağırılmayan Diego 2 sezon sonra Pekin'de düzenlenen olimpiyatlarda Ronaldinho, Andersoni Pato gibi isimlerle beraber kadroya çağırıldı. Şampiyon Messili Arjantin olurken Brezilya Belçika'yı yenerek ancak 3. olabildi. Diego ise 6 maçta 2 gol kaydetti.

2010 Dünya Kupası'nda ise Dunga'nın ilginç tercihleri neticesinde Güney Afrika'ya giden kafilede yer almadı. Ronaldinho, Pato, Adriano gibi isimlerle beraber turnuvayı televizyondan izlemek zorunda kaldı. Toplamda 38 kez milli olan 25 yaşındaki oyuncu ülkesi adına 7 gole imza attı.

26.08.2010

Marcelo Zalayeta Kayserispor'da!

Kayserispor, Recep Mamur'un başkanlığa geçtiği 2005-2006 sezonundan beri Türkiye'de şüphesiz en iyi transfer stratejisi olan takımlardan. Belki ligde en iyi başarıları 5.lik ama kadrolarına kattıkları isimler tüm dünyada ismi duyulan ve kaliteli isimler. Özellikle forvet hattına kattıkları isimler çok dikkat çekici.

2 sene önce kendisini tüm dünyaya Shaktar Donetsk'ten duyuran Aghahowa'yı Premier Lig ekibi Wigan'dan transfer etmişlerdi. Nijeryalı milli futbolcu 24 maçta sadece 6 gol atınca sezon sonu yollar ayrılmıştı. Geçen sezon ise Portekizli golcü Makukula kiralık olarak Benfica'dan transfer edilmişti. Bir önceki sezon hiç gol atamayan Makulula, Kayseri'de kariyer rekoru kırarak ligi 21 golle tamamlamış ve Süper Lig'in gol kralı olmuştu.

Süper Lig tarihinde Gökhan Ünal'dan sonra Kayserispor forması ile 2. gol kralı olan oyuncu olan Makukula ile yeniden anlaşılamayınca yönetim başka isimler üzerinde durdu. Mısır'ın yıldız golcüsü Mido, Kayseri'ye gelse de 'psikolojik sorunları' var denilerek transfer edilmedi. Yaz transfer sezonunun bitmesine 1 hafta kala Sarı-Kırmızılı ekip mutlu sona ulaştı ve Juventus'tan tanıdığımız Uruguaylı golcü Zalayeta ile 2 yıllık resmi sözleşme imzalandı.

Bu sezon 9 numaralı forma ile izleyeceğimiz Zalayeta, Makukula'nın yerini tutabilecek mi göreceğiz. Geçen sezon sadece 4 gol atabilen Uruguaylı golcü geçmişi ile Türkiye'ye gelmiş kariyerli oyuncular kervanına katıldı. Ligin kalitesi her geçen gün artıyor. İstanbul'un 3 büyükleri dışındaki takımlarda kadrolarına flaş isimler katmaya devam ediyorlar. Bu gidişle daha bir çok yıldızı Süper Lig'de göreceğiz.

Zalayeta 1978 yılında Diego Forlan'ın da doğduğu yer olan Uruguay'ın başkenti Montevideo'da dünyaya geldi. Futbola 18 yaşında başkent temsilcisi Danubio'da başlayan oyuncu 32 maçta 12 gol attı. Ertesi sezon bir diğer başkent takımı Penarol'da 32 maçta 13 gole imza atan Zalayeta 1997'de 'Dünya Gençler Şampiyonası'nda 2. olan Uruguay forması ile gösterdiği performans ile Juventus'un dikkatini çekerek İtalya'ya transfer oldu.

Juventus'da ilk sezonunda sadece 7 maça çıkan ve 1 gol atan oyuncu 1998-1999 sezonunda kiralık olarak Empoli'ye gitti. Burada 17 maçta 2 gole imza atan Uruguaylı golcü Juventus'a geri döndüğünde forma şansı bulamadan kiralık olarak bu sefer La Liga ekiplerinden Sevilla'ya geçti. 2 sezon Sevilla'da kiralık olarak top koşturan Zalayeta 50 maçta forma giydi ve 10 gole imza attı.

23 yaşına geldiğinde Juventus'da genellikle yedekten dahil olsa da forma giymeye başladı. 2001-2002 sezonunda ligde 11 maçta forma giydi (10'unda sonradan oyuna dahil oldu). İtalya Kupası'nda 8 maçta 5 gol kaydeden Zalayeta, 4 maçta 157 dakika forma şansı bulduğu Şampiyonlar Ligi'nde Arsenal filelerini havalandırdı.

2002-2003 sezonunda Serie A'da 22 maçta (11i'nde ilk 11'de forma giydi.) 3'ü son 2 haftada olmak üzere 4 gol kaydetti. Şampiyonlar Ligi'nde 9 maçta (397 forma giyen Uruguaylı golcü 2 gol attı. Yarı finalde uzatmalarda Barcelona'ya 115. dakikada attığı gol Juventus'u finale çıkardı. Buna rağmen finalde sadece 26 dakika sahada kaldı. O sezon İtalya Kupasında'da 4 maçta 2 gole imza attı.

Ertesi sezon sakatlığı nedeni sahalara Aralık ayında dönen Zalayeta devre arasında Perugia'da kiralık olarak forma giydi. Burada 5 maçta sadece 285 dakika sahada kalırken gol atma başarısı gösteremedi. Juve'de ise 2'si ligde olmak üzere 6 maça çıktı ve 1'i İtalya Kupası 1'i de Şampiyonlar Ligi'nde olmak üzere 2 gol kaydetti.

2004-2005 sezonunda yine Trezeguet'in yedeği konumundaydı Uruguaylı golcü. Ligde 10'u ilk 11'de olmak üzere 28 maça çıktı ve rakip fileleri 6 kez havalandırdı. İtalya Kupası'nda 2 maçta 1 gol atarken, 356 dakika forma şansı bulduğu 7 Şampiyonlar Ligi maçında 2 gol attı. 2. turda Real Madrid ile oynanan rövanş maçında 116. dakikada attığı gol ile takımını çeyrek finale taşıdı.

Juventus'un şike skandalı ile şampiyonluğunun alındığı 2005-2006 sezonunda 16 lig maçına (Sadece 2'sinde ilk 11'de) çıktı ve 1 gol attı. İtalya Kupası'nda 4, Şampiyonlar Ligi'nde ise 6 maça çıkan Zalayeta gol sevinci tadamadı.

Serie B'ye düşen Juventus'dan ayrılmayan Zalayeta 2006-2007 sezonunu 17 maçta 4 gol ile tamamladı. Yedek kalmaktan sıkılan ve 29 yaşına gelen Uruguaylı golcü 2007 yazında 1.4 milyon euroya lige yeni yükselen Napoli'ye transfer oldu.

Napoli'de Arjantinli golcü Lavezzi ile beraber takımın 1. golcüsü olan Zalayeta sakatlığı nedeni ile son 2 ayda forma giyemedi. Buna rağmen 22 lig maçında Napoli forması ile 8 gole imza attı. Ertesi sezon German Denis'in gelmesi ile sezonu ağırlıklı olarak yedek kulübesinde geçirdi. 19'u ilk 11'de olmak üzere toplam 30 maça çıkan golcü oyuncu 2008-2009 sezonunu 4 gol 2 asistle tamamladı.

Kiralık olarak gönderilmekten Napoli'de de kurtulamayan Zalayeta geçen sezonu kiralık olarak Bologna'da geçirdi. 29 lig maçında forma giyen ve 4 gol 2 asistlik bir performans sergileyen Uruguatlı golcü Bologna'nın Serie B'ye düşmesine engel olamadı.

Uruguay formasını ilk olarak 1997'de giymeye başlayan Zalayeta, 1999 yılında düzenlenen Copa Amerika'da attığı 3 golle ülkesinin en golcü oyuncusu oldu. Uruguay o turnuvada finalde Brezilya'ya yenilerek 2. olmuştu. Milli takımı bıraktığı 2005 yılına kadar 47 kez Uruguay formasını giyen Zalayeta ülkesi adına 10 gole imza attı.

Related Posts with Thumbnails