arjantin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arjantin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29.07.2011

Sergio (Kun) Agüero Manchester City'de!

Açıkçası başlarda Kaka, Torres, Ibrahimovic gibi isimlerin zamanında Manchester City'e gitmeyi reddetmeleri nedeniyle Agüero'nun da İngiliz kulübüne gideceğine pek ihtimal vermiyordum.

Tamam, Robinho, Adebayor, Tevez, David Silva, Dzeko, Balotelli gibi isimlerin geride bıraktığımız senelerde Manchester City'e gelmeyi kabul etmiş olabilir ama Agüero'nun transferi düşük ihtimal gibi gelmişti bana hep.

Yaklaşık 1 ay önce Agüero'nun Atletico Madrid'ten ayrılması bekleniyordu. 03-4 gün önce Atletico Madrid'in ürünlerinin satıldığı mağazalardan Agüero malzemelerinin kaldırılması ile Arjantinli yıldızın takımdan ayrılması hemen hemen kesinleşmişti. 2 gün önce İngiliz medyası Agüero'nun İngiltere'de olduğu resimleri basına servis ederken aynı günün gecesinde Agüero resmi twitter hesabından Manchester City'e transfer olduğunu açıkladı.

Dün sağlık kontrolünden geçen Agüero'nun akşam saatlerinde resmi siteden transferinin bittiği açıklandı. Manchester City bu transfer için Atletico Madrid'e 45 milyon euro ödeyecek. Bu ücret bu yazın transfer sezonunda verilen en yüksek ücret.

2008-2009 sezonunda Arap şeyhleri tarafından satın alındıktan sonra her yaz transfer sezonunun en çok para harcayan kulübü olan Manchester City (2008-2009 sezonunda 122.5 milyon euro, 2009-2010 sezonunda 118.5 milyon euro, 2010-2011 sezonunda 143 milyon euro) bu yaz ise şimdiye kadar 65 milyon euro harcadı.

Agüero transferi ile Manchester City'nin kadrosundaki forvet sayısı 7'ye yükseldi. Adebayor, Dzeko, Santa Cruz, Balotelli, Tevez, Bellamy İngiliz ekibinin şu anda kadrosunda bulunan diğer forvet oyuncuları.

Tevez'in ayda en az 1 kere yaptığı 'Manchester'da mutsuzum, ayrılmak istiyorum' açıklaması genelde çark eder ve birkaç gün sonra tam zıttı bir açıklama gelirdi. Bu sefer öyle olmayacak ve Tevez ayrılacak gibi. Manchester City'nin de kal diye yalvaracak hali yok. Tevez ya Eto'o takası ile ya da minimum 40 milyon euroya Inter'in yolunu tutacak gibi.

Agüero'nun henüz 18 yaşındayken Atletico Madrid'e 23 milyon euroya geldiğini hesaba katarsak 43 milyon euroluk bonservis bedeli henüz 23 yaşında olmasına rağmen bu kadar tecrübeli bir oyuncu için hiç de abartılı bir ücret değil bana göre. Torres'in 58, Carrol'un 40 milyon euroya tranfer olduğunu düşünürsek Agüero'nun ücretini abartmamak gerek.

2 Haziran 1988 doğumlu olan ve Independiente alt yapısından yetişen Agüero henüz 15 yaşını dolduralı 35 gün olmuşken San Lorenzo'ya karşı ilk profesyonel maçına çıktı ve Arjantin liginde forma giyen en genç futbolcu ünvanının sahibi oldu. Arjantinli golcü ilk golünü ise 26 Kasım 2004'te Estudiantes'e attı.

Independiente'deki ilk 2 sezonunda 19 maçta forma giyen ve 5 gol atan Agüero, 2005-2006 sezonunda ise 36 maçta 18 gol attı ve Avrupa kulüplerinin dikkatini çekti ve henüz 18 yaşını bile doldurmamışken Mayıs 2006'da 23 milyon euroya Atletico Madrid'e transfer oldu.

Sezona Torres ve Mista'nın arkasında yedek olarak başlayan Agüero ilk 11'de başladığı ilk maç olan 17 Eylül 2006'daki Athletic Bilbao maçında Atletico Madrid forması ile ilk golünü attı. Kasım ayında Mista'yı kesip düzenli olarak ilk 11'de forma giyen Arjantinli oyuncu ligde tüm maçlarda forma giyerken (25'ine ilk 11'de başladı) sezonu 6 gol 3 asistle tamamladı.

Sezon sonunda Atletico Madrid'in kaptanı Torres Liverpool'a transfer olurken Villarreal'den transfer olan Forlan, Agüero'nun forvetteki yeni partneri oldu. Sezonu Madrid derbisi ile açan Atletico Madrid sahadan 2-1 mağlup ayrılırken Agüero'nun 1. dakikada attığı gol yeterli olmadı. Arjantinli golcü Madrid'te 4-2 kazandıkları Barcelona maçında da 2 gol attı.

O sezon ligde 37 maça çıkan Arjantinli golcü attığı 19 golle Guiza ve Luis Fabiano'dan sonra sezonun en golcü 3. oyuncusu olurken 7 asist yaptı ve partneri Forlan'ın ligde 16 gol atmasına katkıda bulundu. Ligi 4. tamamlayan Atletico Madrid, UEFA Kupası'nda ise 3. turda elendi. 6 maçta forma giyen ve 2'si Erciyesspor'a olmak üzere 5 gol atan Agüero, 3. tur ilk maçında Bolton deplasmanında 15. dakikada kırmızı görüp rövanşta oynayamayınca bir anlamda takımını yaktı. Agüero 2007-2008 sezonunu 9 sarı 3 kırmızı kartla tamamladı.

2008-2009 sezonunda Madrid derbisinde gol atamayan Agüero kendi sahalarında 4-3 kazandıkları uzun yıllar unutulmayacak Barcelona maçında 2 gol attı ki 2.si 89. dakikada geldi. Agüero ligde sadece 1 maçta oynamazken kalan 37 maçın 34'ünde ilk 11'de sahaya çıktı ve sezonu 17 gol 9 asist yaptı. Partneri Forlan'ın attığı 32 golle ligi yine 4. sırada tamamladılar. Şampiyonlar Ligi'nde ise 9 maçta 567 dakika sahada kalan Arjantinli golcü tamamı gruplarda olmak üzere 3 gol attı.

2009-2010 sezonunda lig hem Agüero için hem de Atletico Madrid için kötü geçti. Başkent ekibi 38 maçta 17 mağlubiyet alırken Agüero 24'ü ilk 11'de olmak üzere 31 maçta forma giydi ve 12 gol attı. Şampiyonlar Ligi play-off turunda Panathinaikos'a her 2 maçta da gol atan ve takımının gruplara kalmasında pay sahibi olan Agüero sadece 3 beraberlik aldıkları grup maçlarında ise sadece Chelsea ile 2-2 berabere kaldıkları maçta 2 gol atabildi.

Grubu 3. sırada tamamlayıp Avrupa Ligi'nde yoluna devam eden Atletico Madrid, sırasıyla Galatasaray, Sporting Lizbon, Valencia, Liverpool ve Fulham'ı geçerek şampiyon oldu. Forlan Avrupa Ligi'nde 8 maçta 6 golle oynarken Agüero da deplasmanda 2-2 berabere kalarak tur atladıkları Sporting Lizbon maçında 2 gol attı. Avrupa Ligi'nde 8 maçta forma giyen Agüero 1'i finalde Forlan'ın 116. dakikada attığı golde olmak üzere 4 de asist yaptı.

2010 Dünya Kupası'nın en iyi oyuncusu seçilen Forlan 2010-2011 sezonunda hayal kırıklığı yaratınca Agüero Atletico Madrid'te bireysel olarak en iyi sezonunu geçirdi. Sezonun ilk maçında Süper Kupa finalinde Inter'i 2-0 yendikleri maçta 1 gol atan Agüero, ligde de 32 maçta forma giydi ve 20 gol attı. İspanya Kral Kupası'nda 4 maçta 3 gol atan Arjantinli yıldız Avrupa Ligi'nde de 4 maçta 3 gol attı. Forlan sezonu 32 maçta 8 golle tamamlarken Atletico Madrid ligi ancak 7. sırada bitirdi.

Agüero milli takıma ilk olarak Atletico Madrid'e transfer olduktan 1.5 ay sonra İngiltere'de Brezilya ile oynanan hazırlık maçında çağrıldı. İlk milli formayı 3 Eylül 2006'da giyen genç golcü geride kalan 5 sezonda Arjantin forması ile 30 maça çıkarken 13 de gol attı.

2007'de Arjantin şampiyon olduğu U-20 Dünya Kupası'nda da forma giyen Agüero attığı 6 golle turnuvayı gol kralı olarak tamamlarken aynı zamanda turunuvanın en iyi futbolcusu seçildi. Bir sonraki sezon ise Pekin Olimpiyatları'nda Messi, Di Maria, Lavezzi gibi isimlerle forma giyen Agüero yarı finalde 3-0 yendikleri Brezilya maçında attığı 2 golle takımını finale taşırken finalde Di Maria'nın attığı gol ile şampiyon Arjantin oldu.

2010'da Güney Afrika'da düzenlenen Dünya Kupası, Agüero'nun forma giydiği ilk Dünya Kupası oldu. Gruptaki ilk maçta forma giymeyen golcü oyuncu Yunanistan'a karşı 75, Güney Kore'ye karşı ise 16 dakika sahada kaldı. Damadına torpil yapmayan Maradona, Agüero'yu 2. turdaki Meksika maçında oynatmazke çeyrek finalde 4-0 yenildikleri Almanya maçında ise 16 dakika sahada tuttu.

Son olarak ülkesinin ev sahibi olduğu Copa America'da forma giyen Agüero turnuvanın açılış maçında Bolivya'ya 1, grubun son maçında da Kosta Rika'ya 2 gol atarak Arjantin'i çeyrek finale taşıdı. Çeyrek final maçında ide 83 dakika sahada kalmasına rağmen gol atma başarısı gösteremedi.

25.07.2011

'Copa America' 15. Kez Uruguay'ın Oldu!

Arjantin'in ev sahipliğini yaptığı ve 1 Temmuz'da oynanan Arjantin-Bolivya maçı ile başlayan 43. Copa America, 24 Temmuz gecesi oynanan Uruguay-Paraguay finali ile sona erdi.

Daha önce düzenlenen 42 turnuvada 14'er şampiyonluğu bulunan Arjantin ev sahibi olmanın avatajını kullanamayıp çeyrek finalde elenirken, Uruguay ise çeyrek finalde penaltılarla elediği Arjantin'den sonra yarı finalde Peru'yu 2-0, finalde de Paraguy'ı 3-0 yenerek toplada 15. Copa America şampiyonluğuna ulaştı.

Bu turnuvadan önce elde ettiği 14 şampiyonluğun 7'sini ülkesinde 7'sini başka ülkelerde kazanan Uruguay, toplamda 8. kez başka ülkelede düzenlenen Copa America'da şampiyonluğa ulaşırken bu 8 şampiyonluğun 3'ünü Arjantin'de yaşadı.

A grubunda yer alan Arjantin ilk 2 maçını beraberlikle tamamlayınca gruptan çıkma şansını zora sokmuştu. Gruptaki son maçında 'Gold Cup' nedeni ile yedek ağırlıklı bir kadro ile gelen Kosta Rika'yı 2-0 yenen Arjantin çeyrek finalde turnuvaya veda etti.

Bu turnuva ile birlikte 9. kez Copa America'ya ev sahipliği yapan Arjantin, daha önce ev sahibi olduğu 8 turnuvada 6 şampiyonluk yaşarken, 1'inde finalde kaybetmiş, diğerinde ise turnuvayı 4. sırada tamamlamıştı. '2011 Copa America' Arjantin'in ev sahibi olduğu turnuvalar içinde en kötü derecesini yaptığı turnuva oldu.

Arjantin'le beraber turnuvanın en favori ülkelerinden biri olan ve son 6 turnuvada 5 kez oynayıp 4 kez şampiyon olan Brezilya da turnuvaya erken veda eden takımlardan oldu. Arjantin gibi ilk 2 maçında berabere kalan Sambacılar, son maçta Ekvador'u 4-2 yenince averajla grubunu lider bitirdi. Çeyrek finalde Paraguay'la eşleşen Brezilya normal süresi 0-0 sona eren maçta 4'te 0 penaltı atınca turnuvaya erken veda etti ezeli rakibi Arjantin gibi.

Bu seneki Copa America'da sadece Arjantin ve Brezilya değil, diğer favori ekipler de son 4'e kalamadılar. B grubunu 1. sırada bitiren Brezilya'nın yanı sıra A grubunu ve C grubunu 1. sırada tamamlayan Kolombiya ve Şili de çeyrek finalde elendiler.

Falcao, Teofilo, Guarin, Yepes gibi yıldız isimlere sahip olan Kolombiya, Arjantin'in önünde A grubunu lider tamamlamasına rağmen çeyrek finalde C grubunu 3. tamamlayan Peru'ya 2-0 yenilmekten kurtulamadı.

2010 Dünya Kupası'nda oynadığı futbolla herkesin beğenisini kazanan Şili ise C grubunu Uruguay'ın önünde lider tamamladı. Alexis Sanchez, Medel, Vidal, Matias Fernandez, Jimenez gibi isimleri kadrosunda bulunduran Şili ise çeyrek finalde B grubunu Brezilya'nın arkasından averajla 2. tamamlayan Venezeula'ya 2-1 yenilerek turnuvaya erken veda etti.

95 yıllık Copa America tarihinde sadece 2 kez (1939, 2001) hem Arjantin hem Brezilya yarı finale kalamadan turnuvaya veda etmişti. 1939'daki Copa America'yı Uruguay'ı yenen Peru kazanırken, 2001'de ise şampiyon Meksika'yı 1-0 yenen Kolombiya olmuştu.

2006 ve 2010 Dünya Kupası'nda hiç gol atamayan ve ülkesinde çok eleştirilen Messi, bu turnuvayı da gol atamadan tamamladı. (Barcelonalı yıldız 2007'deki Copa America'da 2 gol atmıştı) Messi'nin bu turnuvada iyi oynadığı tek maç 2 asist yaptığı 3-0 biten Kosta Rika maçı oldu.

Bu turnuvada hayal kırıklığı yaratan tek kişi Messi olmadı tabi. Turnuvanın yıldız adayları da kendilerini pek fazla gösteremedi. Brezilya'nın yeni Pele(!) adayı Neymar, Arjantinli Javier Pastore, Kolombiyalı Falcao, Paraguaylı Lucas Barrios, Şilili Alexis Sanchez performansları ile beklentilerin altında kaldı.

Almanya Bundesliga'da Hamburg forması giyen Perulu Guerrero ise neredeyse tek başına ülkesini sırtladı. Gruplarda attığı 2 golle ülkesine 4 puan kazandıran (Uruguay 1-1, Meksika 1-0) 28 yaşındaki golcü Peru'nun Venezuela'yı 4-1 yendiği 3.lük maçında hat-trick yaptı ve toplamda 5 golle turnuvayı gol kralı olarak tamamladı.

Uruguaylı Luis Suarez de turnuvanın öne çıkan yıldızlarından oldu. Devre arasında Liverpool'a geçmesine rağmen performansı düşmeyen golcü oyuncu Peru'ya karşı yarı finalde 2 gol atarken finalde de attığı tek golle turnuvayı 4 golle tamamladı.

Final maçına kadar durgun olan Forlan ise finalde attığı 2 golle milli takımda süren 13 maçlık gol orucunu sonlandırmış oldu. Napoli forması ile kariyerinin en iyi sezonunu geride bırakan Cavani ise yaşadığı sakatlık problemi nedeni yüzünden Copa America'da sadece 123 dakika sahada kaldı.

Bir sonraki Copa America 2015 yılında Brezilya'da düzenlenecek. Daha önce 4 kez ev sahibi olan ve 4'ünde de kupaya uzanan Brezilya 1 yıl ara ile ev sahipliğini yapacağı 2014 Dünya Kupası ve 2015 Copa America'yı müzesine koyacak mı göreceğiz.

1.07.2011

'Copa America 2011' Başlıyor!

İlki 1916 yılında yapılan, Güney Amerika kıtasında yer alan 10 ülke ve kıta dışından özel davetle gelen 2 ülkenin katılımıyla düzenlenen 'Copa America'nın 43.sü yarın gece oynanacak olan Arjantin-Bolivya maçı ile resmen başlıyor.

Bu sene Arjantin'in ev sahipliği yapacağı turnuvaya kıta dışından Meksika ve Japonya çağrılmıştı ancak birkaç ay önce Japonya'da meydana gelen büyük deprem nedeni ile Japonya bu turnuvaya gelmekten vazgeçti ve yerine Kosta Rika 'Copa America'ya davet edildi.

Bu kupada 8. kez mücadele edecek olan Meksika 1993 yılından beri her turnuvaya davet edildi. 1 hafta önce 'Gold Cup' şampiyonu olan Meksika 'Copa America'da 2 kez finale kadar yükselmesine rağmen şampiyon olamadı.

Daha önce 1997, 2001 ve 2004'te bu turnuvada boy gösteren Kosta Rika'nın ise en büyük başarısı 2 kez çeyrek finale yükselmesi oldu. Orta Amerika kıta temsilcisi geçen hafta tamamlanan Gold Cup'ta çeyrek finalde Honduras'a penaltularla elenmişti.

En son 1987 yılında Copa America'ya ev sahipliği yapan Arjantin 14 yıl aradan sonra yeniden bu turnuvada ev sahibi olarak yer alıcak ve bu nedenle de turnuvanın en büyük favorisi. Toplamda 9. kez ile 'Copa America'ya en çok ev sahipliği yapan ülke olan Arjantin daha önce 8 kez ev sahibi olduğu turnuvalarda tam 6 kez şampiyon oldu. 1'inde finalde Uruguay'a kaybetti, diğerinde ise kupayı 4. sırada tamamladı.

Arjantin ve Uruguay toplamda 14'er kez ile 'Copa America'yı en çok kazanan ülkeler. 7 kez 'Copa America'ya ev sahipliği yapan Uruguay bunların tamamında şampiyon oldu. Bu 2 ülkeyi 8 şampiyonlukla Brezilya takip ediyor. Paraguay ve Peru'nun 2'şer, Kolombiya ve Bolivya'nın ise 1'er şampiyonluğu bulunuyor.

Copa America'nın son 9 turnuvasında ezici bir Brezilya ve Arjantin dominantlığı var. Son 9 finalin 8'inde bu 2 ülkeden en az 1'i yer aldı hatta 3'ünde Brezilya-Arjantin finali oldu. Bu 2 takımın karşı karşıya geldiği son final ise 2007'de Venezuela'nın ev sahibi olduğu son 'Copa America'da oldu.

Her ne kadar Brezilya şampiyonluk sayısında Arjantin ve Uruguay'ı n çok gerisinde olsa da son 5 turnuvanın 4'ünü şampiyon olarak tamamladı. Son 6 turnuvanın 5'inde de finale kalmayı başardı. Brezilya'nın son 4 şampiyonluğundan 2'sini son 2 turnuvada Arjantin'i finalde yenerek aldığını da belirtelim.

2007'deki turnuvanın yıldızı 6 gol atan ve o turnuvanın gol kralı da olan Robinho olmuştu. 5 gol atan Arjantinli Riquelme, 4 gol atan Meksikalı Nery Castillo o turnuvada öne çıkan isimler olmuştu. Messi ise her zamanki gibi beklentilerin altında kalmıştı ulusal takımda.

Bu turnuvanın ise yıldız adayları oldukça fazla olacak gibi. Bunların en başında ise tüm dünyanın peşinden koştuğu 19 yaşındaki Neymar geliyor. 2010 Dünya Kupası kadrosunda yer alamayan Brezilyalı Pato'nun da ilk büyük turnuvası olacak bu kupa.

Barcelona'da her sezonu muazzam geçirmesine rağmen aynı performansı bir türlü Arjantin forması ile gerçekleştiremeyen hatta geçen yaz Dünya Kupası'ndan sonra baya eleştirilen Messi'nin de ülkesi adına en sonunda bir patlama yapması olası duruyor. Tevez, Agüero, Higuain gibi golcülerin yanı sıra Palermo'da forma giyen 21 yaşındaki Pastore'nin bu turnuvada neler yapacağını herkes çok merak ediyor.

Manchester City'e mi gidecek yoksa Udinese'de mi kalacak söylentileri bitmeyen Şilinin 22 yaşındaki yıldızı Alexis Sanchez, Dünya Kupası'ndaki performansına yakın bir performans sergilerse ülkesini bu turnuvada baya yukarılara taşıyacak gibi gözüküyor.

Geçen sezon Porto forması ile kırılmadık rekor bırakmayan Radamel Falcao da ülkesi Kolombiya'nın bu turnuvadaki en büyük kozu olacak. 28 milli maçta sadece 7 golü bulunan 25 yaşındaki golcünün yanı sıra Porto'dan takım arkadaşı da olan Guarin bu turnuvada öne çıkan isimlerden olabilir. Bir dönem Trabzonspor forması giyen daha sonra Arjantin'e kaçıp yarım sezonda Racing forması ile 11 gol atan Teofilo'ya da dikkat.

Galatasaray'a gidecek mi gitmiyecek mi söylentileri bitmek bilmeyen Muslera'yı Uruguay'ın kalesinde farklı gözlerle izleyeceğiz bu turnuvada. Son Dünya Kupası'nın en iyi futbolcusu seçilen Forlan, Napoli forması ile kariyerinin en iyi sezonunu geçiren Cavani ve devre arasında Liverpool'a transfer olan Luis Suarez Uruguay'ın bu turnuvada yıldız olacak isimleri.

Paraguay ise Dünya Kupası'nda olduğu gibi yine etkili hücum silahları ile iş yapmaya çalışacak bu turnuvada. Dortmund forması giyen Lucas Barrios, emektar golcü Roque Santa Cruz ve geçen sezon La Liga'da Hercules forması giyen Nelson Valdez Paraguay'ın en büyük kozları olacak.

Geçen hafta Gold Cup şampiyonu olan Meksika o turnuvanın yorgunluğunu yaşayacak muhtemelen. Manchester Unitedla harika geçen bir sezonun ardından Gold Cup'ta da hem gol kralı olup hem de 'En iyi futbolcu' seçilen Javi Hernandez'in kadroda olmaması büyük bir kayıp. 22 yaşındaki Giovani Dos Santos genç ağırlıklı kadroya abilik yapıcak gibi gözüküyor bu turnuvada.

Copa America'da Türkiye'de forma giyen ya da gelecek sezon Türkiye'de forma giyecek olan 5 oyuncuyu izleme şansı bulacağız. Fenerbahçe'de forma giyen Andres Dos Santos'u Brezilya, Diego Lugano'yu ise Uruguay ile bu turnuvada göreceğiz. Samsunspor'un Botafogo'dan transfer ettiği Arevalo Rios da Lugano ile birlikte Uruguay'ın başarısı için ter dökecek Kayserispor forması giyen Santana, Paraguay, Sivasspor forması giyen Pedriel de Bolivya ile 'Copa America'da boy gösterecek.

'Copa America 2011' 2 Temmuz Cumartesi TSİ ile gece 03.45'te oynanacak Arjantin-Bolivya maçı ile başlayacak ve tam 3 hafta sürecek. 24 Temmuz Pazar gecesi TSİ ile 22.00'da oynanacak finak müsabakası ile şampiyon belli olacak.

Son bir dipnot olarak Türkiye içinde maçların yayın hakkını A Haber'in aldığını belirterek yazıyı sonlandıralım.

11.02.2011

Messi Yine Kazandı!

Çarşamba günü Cenevre'de Arjantin ile Portekiz'i karşı karşıya getiren hazırlık maçı Real Madrid ve Barcelona formaları ile büyük bir rekabet içinde olan Messi ile Cristiano Ronaldo'yu tekrar biraraya getirdi.

Bu sezon attıkları gol sayıları bakımından her alanda adeta birbirileri ile yarışan 2 yıldız bu maçta da gol atmayı başarsa da gülen taraf 2-1'lik skorla 90. dakikada penaltıdan Portekiz filelerini havalandıran Messili Arjantin oldu.

Peki Messi ile Cristiano Ronaldo kariyerleri boyunca kaç kez karşı karşıya geldi, kim kaç gol attı, kimin takımı daha çok kazandı ? En sondan ilk oynadıkları maça doğru giderek sıralayalım...

09.02.2011 Arjantin 2-1 Portekiz (Messi - C.Ronaldo)

29.11.2010 Barcelona 5-0 Real Madrid

10.04.2010 Real Madrid 0-2 Barcelona (Messi)

29.11.2009 Barcelona 1-0 Real Madrid

27.05.2009 Barcelona 2-0 Manchester United (Messi)

29.04.2008 Manchester United 1-0 Barcelona

23.04.2008 Barcelona 0-0 Manchester United

8.02.2011

Hafta İçi Futbol

8 Şubat Salı

19:00 Güney Kıbrıs-İsveç / Eurosport 2
20:00 Fildişi Sahilleri-Mali / Eurosport
21:45 İrlanda-Galler / Eurosport

9 Şubat Çarşamba

17:30 Türkiye-Romanya / NTV Spor (U21 - Özel Maç)
20:00 Türkiye-Güney Kore / Kanal D
21:45 Almanya-İtalya
21:45 Kuzey İrlanda-İskoçya / Eurosport 2
22:00 Fransa-Brezilya
22:00 Arjantin-Portekiz / TV8

11.01.2011

Ballon D'or (Altın Top) 2010 Messi'nin!

Gecenin en çok merakla beklenen ödülü 'Altın Top' ödülüydü şüphesiz.

'Dünyanın en iyi futbolcusu'na verilen ve bu sene format değiştirerek France Football dergisi ile FIFA tarafından ortak olarak verilen 'Ballon D'or' ödülü için 1 ay önce adaylar 3'e düşürülmüştü. 3 oyuncu da Barcelona alt yapısının ürünü oyunculardı: Xavi, Iniesta, Messi...

Adaylar 23 kişi olarak ilk açıklandığı zaman benim favorim birçoklarının olduğu gibi Sneijder'di. Son 3'e kalamamasına anlam verememiştim. Hem Interle hem de Hollanda ile Dünya Kupası'nda kariyerinin en iyi sezonunu geçirmişti.

Barcelona ile kariyerinin zirvesine çıkmasına, en çok gol attığı yılı geçirmesine rağmen Lionel Messi, Dünya Kupası'nda pek parlak bir performans sergileyememiş, en çok şut çeken oyuncu olmasına rağmen turnuvayı gol atamadan tamamlamıştı.

FIFA'ya üye 208 ülkenin milli takım teknik direktörleri ve kaptanları ile birlikte gazetecilerin oylarıyla belirlenen (Türkiyeden Hiddink, Emre Belözoğlu ve Selçuk Manav oy kullandı) Ballon D'or ödülünün 2010 yılı sahibi toplam oyların %22.65'ini alan Lionel Messi oldu.

Messi'nin Barcelona'dan takım arkadaşları olan diğer 2 adaydan Andres Iniesta oyların %17'sini alırken, Xavi de aldığı %16'lık oy ile 3. sırada yer aldı.

'Altın Top' oylamasında 2007 yılında 3. sırada yer alan 2008 yılında ise 2. sırada yer alan Messi, 2009 yılından sonra 2010 yılında da bu ödülün sahibi olurak Johann Cruyff (1973, 1974), Platini (1984,1985), Van Basten (1988,1989) ve Rumenninge(1980,1981)'den sonra üstüste bu ödülün sahibi olan 5. futbolcu oldu.

Messi'nin bu sezon ödülü kazanması ile toplamda Barcelonalı futbolcular bu ödülün 8. kez sahibi oldu. Messi'den önce bu ödülü kazanan son Barcelonalı futbolcu 2005 yılında Ronaldinho olmuştu.

29.12.2010

Dedesi Maradona, Babası Agüero Olunca...


Videodaki çocuk Atletico Madrid'in ve Arjantin'in genç yeteneği, Maradona'nın damadı Sergio Agüero'nun 2 yaşındaki oğlu Benjamin Agüero.

Sergio Agüero kendi internet sitesinden oğlu ile evinde yaptığı futbol idmanlarını yayınlamış. Daha şimdiden oğlunun ileride ne meslek yapmasını istediğini belli ediyor Aguero. Benjamin de hem babası hem de dedesinin futbol genlerinden baya kapmış gibi :)

Atletico Madrid'in ve Arjantin'in birçok maçında sahaya oğlu ile çıkan Aguero, geçen sezon takımı ile kazandığı Avrupa Ligi şampiyonluğunu da oğlu ile birlikte kutlamıştı.

31.08.2010

Javier Mascherano Barcelona'da!

Barcelona David Villa ve Adriano (sol bek) dışında bu sezon kadrosuna bir de defansif orta saha oyuncusu alarak transfer sezonunu kapatma amacındaydı. Katalan ekibinin alt yapısında yetişen Fabregas bu bölge için düşünülen ilk isimdi. Hatta oyuncunun kendisi bile gelmek istediğini söylesede Arsenal satmamak için direndi ve İspanyol oyuncuyu elinde tuttu.

Fabregas'tan sonra ibre Liverpool'da forma giyen Mascherano'ya döndü. Günlerce transfer için uğraşıldı. Barcelona'ya transfer olmak için kulübüne rest çeken ve Avrupa Kupası maçlarında oynamayan Mascherano'yu elinde tutamayacağını anlayan Liverpool 21 milyon euro bonservis bedeli ile 3 yıldır kadrosunda bulunan Arjantinli oyuncunun transferine izin verdi.

Böylelikle Barcelona az ama öz 3 transfer yaparak geçen sezon eksik görülen 3 mevkisini kaliteli isimler ile doldurmuş oldu. Sol bekte Maxwell olsa da Adriano gibi bir oyuncu lazımdı. Zlatan bekleneni veremedi ve Barca'nın sistemine en çok uyacak David Villa geldi. Yaya Toure gönderildi yerine Arjantin milli takımı kaptanı Mascherano geldi. Keita da bu bölgedeki diğer alternatif oyuncu.

1984 yılında San Lorenzo'da dünyaya gelen Mascherano futbola River Plate kulübünün alt yapısında başladı. 19 yaşında Arjantin'in ünlü kulübünde ilk resmi maçına çıkan orta saha oyuncusu 2 sezonda River Plate formasını 46 kez giydi.

2003-2004'te takımı ile Arjantin Kapanış Ligi şampiyonluğu yaşayan Mascherano ile Real Madrid ve Deportivo La Coruna takımları ilgilense de River Plate oyuncusunu satmadı. Bir sonraki sezonun sonunda ise Brezilya ekibi Corinthias 15 milyon dolara Arjantinli oyuncuyu kadrosuna kattı.

Corinthias'a sezon ortasında gelen ve 9 maça çıkan Arjantinli oyuncu 4 asist yaptı. O sezon milli takımdan da arkadaşı olan Tevez'in büyük katkısı ile ligi şampiyon tamamladılar. Bir sonraki sezon Eylül ayında sakatlanarak 6 ay sahalardan uzak kalan Mascherano sadece 4 maça çıksa da sezon sonunda takım arkadaşı Tevez ile beraber Premier Lig'in yolunu tuttu. Herkes onların Chelsea'ye gitmesini beklerken West Ham United'a transfer oldular.

Tevez 1 sezon boyunca West Ham United'da kalsa da Mascherano sadece yarım sezonda 5 maça çıktıktan sonra Liverpool'un yolunu tuttu 5.5 milyon pound bonservis ücreti ile. Liverpool'daki yarım sezonunda 7'si lig 4'ü de Şampiyonlar Ligi maçına çıkan Arjantinli oyuncu kısa sürede takımın as oyuncusu oldu hatta Milan ile oynanan Şampiyonlar Ligi finalinde 77 dakika sahada kaldı.

2007-2008 sezonunda 25'i lig olmak üzere 37 maça çıkan Mascherano 15 Mart 2008'de takımının 2-1 yendiği Reading maçında Liverpool forması ile ilk golünü kaydetti. Ertesi hafta 3-0 kaybedilen M.United maçının 44. dakikasında da Liverpool forması ile ilk kırmızı kartını gördü.

Bir sonraki sezon 27'si lig olmak üzere 37 maça çıkan Mascherano toplamda 9 sarı kart görürken 2 de asist yaptı. Şampiyonlar Ligi'nde 8 maçta 684 dakika sahada kalırken takımının çeyrek finalde Chelsea'ye elenmesine mani olamadı. Ligi ise şampiyon M.United'ın 4 puan gerisinde 2. sırada tamamladı Liverpool.

2009-2010 sezonunda ligde 38 maçın 34'ünde forma giyen Mascherano'nun forma giydiği 4 maçta da kart cezalı olduğu maçlar. O sezon gördüğü 11 sarı 2 de kırmızı kartla ligin en hırçın futbolcusu oldu. Ligde sadece tek gole imza atsa da bu gol onu gerçek Liverpool'lu yaptı. 29 Kasım 2009'da Everton derbisinde attığı gol 2-0 kazanılan Mereyside derbisinin açılış golüydü. Şampiyonlar Ligi'nde 4, UEFA Avrupa Ligi'nde de 8 maça çıkan Arjantinli oyuncu bu 12 maçta 1 gole imza attı.

Bu sezonda ise Avrupa Kupaları maçlarına olası bir transferine mani olur diye çıkmayan Mascherano ligin ilk maçında Arsenal'e karşı 77 dakika forma giydi ve 1-1 biten maçta takımının attığı tek golün asistini yaptı.

2001 yılında 17 Yaş Altı Dünya Şampiyonası'nda ülkesinin formasını ilk kez giymeye başlayan Mascherano 2 sezon sonra da Dünya Gençler Şampiyonası'nda Cavenaghi, Tevez gibi isimlerle birlikte forma giydi. Hatta Arjantin'in 4. olduğu 2003 yılında çeyrek finalde ABD'ye 90+4. dakikada golü atıp maçı uzatmalara götürdü. Arjantin U-20'de toplam 22 maçta 1 gole imza attı.

Arjantin U-23 forması ile 2004 Atina Olimpiyatları'nda boy gösteren Mascherano ülkesi ile burada şampiyonluk sevinci yaşadı. Ülkesinin 23 yaş altı takımında da 18 maça çıktı orta saha oyuncusu.

Arjantin milli takımının formasını ise ilk olarak 2003 yılında giymeye başlayan Mascherano 7 senede 62 kez milli oldu. Ülkesi adına kaydettiği 2 gol de 2007 yılında düzenlenen ve Arjantin'in 2. olduğu Copa America maçlarında geldi. 2006 ve 2010 Dünya Kupaları'nda Arjantin'in oynadığı 9 maçın tamamında 90 dakika sahada kalan 26 yaşındaki oyuncu son Dünya Kupası'nda Maradona'nın Javier Zanetti'yi kadroya almaması ile ülkesinin kaptanı olarak sahada yer aldı.

29.07.2010

Maradona Dönemi Resmen Sona Erdi!

- "Beni milli takımdaki yangını söndürmek için çağırdılar. Yangını söndürdük ve daha fazla çalışma ve milli takımı daha ileri götürme fırsatı yakaladığımızda bizi kapı dışarı ettiler. Sorunlu bir ekip devralmıştık. Elemelerde sürekli yeniliyordu. Elemeler çok zorluydu. Afrika biletini aldıktan sonra durum düzelmeye başladı. Milli takım teselli buldu."

- "Çok genç ve iyi oyuncularla geleceğe dönük çok güzel umutlarımız olabilirdi. Bu bana çok büyük üzüntü veriyor. Benim dönemin AFA(Arjantin Futbol Federasyonu)'nın son 35 yıllık en kısa dönemi oldu. Milli takımda bir şeyler oluyor. Bunu değiştirmek için çok az şey yapılıyor. Yukardan gelen bazı sorunlar var hiçbir şekilde çözülemiyor, takımı kötüleştiriyor."

- "Bilardo gizlice arkamızdan kovulmamız için dolap çevirdi, bize ihanet etti. Grondona'nın benden istediği listeyi Bilardo ve Humberto hazırlamıştı. Listede yedi yardımcımın da ismi bulunuyordu."

"Milli takımın başına kim geçerse geçsin, ihanet sinsice köşede bekliyor olacak. AFA'da Arjantin futbolunun gelişmesi hiç umurunda olmayan insanlar var. Ben her şeyi bırakmanın ve Arjantinli olmanın en demek olduğunu gösterme onuruyla vicdanım rahat ayrılıyorum"

5.07.2010

Maradona Artık Müller'i Hiç Unutamaz!

Müller rövanşı aldı! | video.mynet.com


Yukarıdaki video bundan sadece 4 ay önce düzenlenen bir basın toplantısının videosu.

Başroldeki isimler ise Arjantin teknik direktörü Maradona ile oynadığı 5 maçta 4 gol 3 asist yaparak Almanya'nın attığı gollerin yarısından fazlasına direkt katkı yapan Thomas Müller.

O Müller ilk milli maçına 3 Mart 2010'da Arjantin karşılaşmasında çıkmıştı. Henüz 21 yaşında olan B.Münih'li Müller maçtan sonraki basın toplantısında yer almıştı Maradona ile birlikte.

Basın toplantısında Müller'in top toplayıcı olduğunu sanan ve futbolcu olduğundan habersiz olan Maradona ortalığı yaygaraya vermiş ve toplantı salonunu terketmişti.

İlk milli maçı sonrası böyle bir muameleye mazur kalan Müller, hiç sesini çıkarman toplantı salonundan çıkmış geri gelen Maradona'da "Futbolcu olduğunu bilmiyordum. Burada milli takım tenik direktörleri olur normalde. Müller'den özür diliyorum" açıklamasını yapmıştı.

İşte o Müller Alman milli takımının formasını 7. kez giydiği Arjantin maçında takımını 3. dakikada öne geçirerek Maradona'nın takımının turnuvaya veda etmesini sağlayan oyuncuların başında geldi. Arjantin Dünya Kupaları tarihindeki en erken golünü yerken son sözü söylemek Müller'in hakkıydı tabi: "Artık Maradona beni tanımıştır"

1.07.2010

Dev Maç Öncesi Ortalık Kızıştı!


Şu ana kadar turnuvanın en çok gol atan 2 takımı Arjantin(10) ve Almanya (9) kozlarını 3 Temmuz Cumartesi günü saat 17.00'da paylaşacak.

Maradona'nın öğrencileri 24 yıl aradan sonra Messi'nin önderliğinde Dünya Kupası'nı kazanmak isterken, son 76 yılın en genç kadrosu ile Dünya Kupası'nda mücadele eden ve bir önceki turda İngiltere'yi bozguna uğratan Almanya da 4 sene önceki maçın rövanşını vermek istemiyor.

2006 Dünya Kupası'nda yine çeyrek finalde karşılaşan bu iki ekipten gülen penaltılarla Almanya olmuştu. Çeyrek finallerin en önemli maçının başlamasına az bir süre kala hem futbolcular cephesinden hem de teknik direktörlerden birbirlerini kızdıracak açıklamalar gelmeye başladı bile.

- "Açıkçası Meksika'dan daha çok korkuyordum. Çünkü Meksikalılar, Almanlardan daha iyi futbol oynuyor. Bize karşı da son derece iyi oynadılar. Doğru anlarda golleri bulmasak işimiz çok zor olabilirdi" (Carlos Tevez)

- "Arjantin şimdiden akıl oyunlarına başladı. Tevez'in açıklamaları bizi kışkırtmaya yönelik ve hakemi etkilemeye çalışıyorlar. Bu oyuna gelmemeliyiz. Kendi futbolumuzu oynamalıyız. Umarım hakem de sahada kimin futbol oynamaya çalıştığını görür" (Bastian Schweinsteiger)

- "4 yıl önce bizi penaltılarla elemişlerdi. İntikam almak için oynayacağımızı tahmin ediyorlar ve bizi baskı altına almaya çalışıyorlar. Ne var ki baskı altında olan taraf Almanya. Schweinsteiger çok gergin olduğu için bu sözleri söylemiş olmalı. Bu tarz provakasyonlar bizi etkilemeyecektir" (Maradona)

28.06.2010

Elindeki Tesbih Mardin'de Üretilmiş!

Bu sabah uyandığımda internette spor sitelerine göz atarken Sabah gazetesinin Nurhayır Nakış ile yaptığı röportaj çok dikkat çekiciydi.

Arjantin Futbol Federasyonu'nun 2. Başkanı olan ve aynı zamanda Milli Takımlar Sorumlusu da olan Nakış'ın özellikle Maradona ile ilgili söylediği şu sözler ilginçti:

- Maradona'nın Dünya Kupası'nda 4 tane uğuru var. Bunlardan biri elinden bırakmadığı tesbihi, diğeri torunu Benjamin ve sürekli yanında taşıdığı Ertuğrul Sağlam'ın imzalayıp gönderdiği özel kaşkol. Bir de 4. bir uğuru var. Fakat onu size şu an açıklayamam. Finali oynadıktan sonra söyleyeceğim.

Sabah gazetesi ayrıca röportaj sonunda tesbihler ile ilgili şu bilgiyi de vermiş;

Maradona'nın her karşılaşmada uğur olarak denediği tesbih Mardin işi. Noray Nakis'in hediye olarak verdiği tesbih yüzyıllardır Mardin'de üretilen telkare tesbihler hurda halindeki gümüş ve külçe gümüşler potada eritilerek yapılıyor. İnce çubuklar halinde kalıba dökülen gümüş, tel haline getirildikten sonra el işçiliği ile tesbih haline getiriliyor. Bu tesbihler 30 ila 200 TL arasında Türkiye'de satılıyor.

Heinze Kameraya Fena Tosladı!

Arjantin'in dün gece Meksika'yı 3-1 yendiği maçta, Higuain'in attığı 2. golden sonra Heinze gol sevinci sırasında kendisine çok yaklaşan kameramanı fark edemeyince kafasını kameraya çok kötü çarpıyor.

23.06.2010

Maradona'nın Sevinci!

Dünya Kupası Elemeleri: (Arjantin'in Peru'yu Palermo'nun 90+3 de attığı golle yendiği maç sonrası)

Dünya Kupası: (Arjantin'in Yunanistan'ı 2-0 yenerek 2. tura yükseldiği maç sonrası)

B Grubu Analizi! Messi,Messi,Messi


B grubunda beklenildiği gibi Arjantin grubu lider tamamlasa da turnuvaya beklenildiği gibi bir başlangıç yapamadılar. 2006 D.Kupası'da yıldız adayı bir futbolcu olan Messi , bu Dünya Kupası'na 'dünyanın en iyi futbolcusu' sıfatı ile geldiği için Arjantin'den beklenti çok büyüktü.

Maradona'nın ilk maçtan Cambiasso ve J.Zanetti gibi isimleri kadroya almamasının sıkıntısını çektiğini söylesek yanlış olmaz. Arjantin'in bekleneni veremediği maçta 6. dakikada Veron'un kullandığı korneri müthiş bir kafa vuruşu ile tamamlayan Heinze maçtaki tek gole imza atan oyuncuydu. Kupanın en iyi forvet hattına sahip ülkesinde Maradona, Messi'nin yanında Tevez ve Higuain'e yer vermiş damadı (Aguero) ile Inter'le 3 finalde de gol atan D.Milito'yu yedekte bekletmişti. Messi, Arjantin'in maç boyunca kaleyi tutan 7 şutunun 4'ünü çeken isimdi. Maçın yıldızı ise toplam 6 kurtarış ile Nijerya kalecisi Enyeama oldu.

Turnuvanın en defansif futbolunu oynamayı düşünen ekiplerinden Yunanistan'ın Güney Kore'ye karşı önce durdur maçın sonlarında vur taktiği ise ilk maçta elinde patladı. 2002'de Hiddink'in eli değdiği G.Kore maçın henüz 7. dakikasında öne geçerek Yunanistan kilidini açtı. Toplam şut sayısında Yunanlılar'ı 3'e katlayan (18-6) G.Kore maçı rahat bir şekilde 2-0 kazandı.

Grubun 2 kazananını karşı karşıya getiren maçta Arjantin, Güney Kore önüne Nijerya önündeki kadrodan sadece Veron-M.Rodriguez değişikliği ile çıktı. Maçta 3 gole imza atarak damgasını vuran Higuain olurken Messi ilk maçtaki gibi çok etkiliydi ama yine golle tanışamadı. Sonradan oyuna giren Aguero'nun ise son goldeki asisti olağanüstüydü. G.Kore Demichelis'in hatası ile 2-1'i yakaladıktan sonra beraberlik şansı yakalasa da fırsatları değerlendiremedi. 4-1 yenilecek kadar kötü oynamadılar ama son 15 dakikada gardları düştü ve maçtan koptular.

Nijerya'nın Yunanistan'a karşı baskılı başladığı ve 16. dakikada Uche'nin frikik golü ile 1-0 öne geçtiği maçın kırılma dakikası 33. dakikaydı. Kaita'nın gereksiz yere kırmızı kart görmesi Yunanistan'ı cesaretlendirdi. Rehagel 37'de Samaras'ı oyuna alarak forvetleri üçlerken Yunanistana adeta Nijerya kalesinde kamp kurdu. Maç boyu toplam 27 şut çeken Yunanistan devrenin bitimine 1 dakika kala beraberliği buldu, 71. dakikada da galibiyet golünü. Maç boyu toplam 8 kurtarış yapan Enyeama ise maçın yıldızı seçilse de takımını mağlubiyetten kurtaramadı. Maçın hatta bana göre turnuvanın en ilginç anı ise Yunanistan'ın bir pozisyonda 3'e 1 kontra-atak yemesi oldu.

Son maça neredeyse grup liderliğini garantilemiş olarak çıkan Maradona, Yunanistan maçında birçok oyuncusunu dinlendirmeyi tercih etti. Tevez ve Higuain yerine Aguero ve D.Milito ikilisi Messi'nin partnerleri olurken Veron tekrar ilk 11'e döndü. Maçın en çok koşanı olan Veron 118 pasla açık ara maçın en çok pas atan oyuncusuydu aynı zamanda. Maç boyunca etkisiz kalan Arjantin kilidi yine bir kornerde Demichelis ile 77. dakikada açabildi. Arjantin'in G.Afrika'da yer almasını sağlayan en kritik golü atan Palermo 80. dakikada oyuna girdi, 89'da Messi'nin kaleciden dönen topunu iyi takip ederek golünü attı. Messi ise yine direkleri ve kaleciyi geçemeyerek maçın yıldızı seçildiği maçı golle süsleyemedi.

Son maçlar öncesinde averajla 2. sırada yer alan G.Kore, Nijerya'ya karşı yenilmediği takdirde 2. tura yükselecekti. Nijerya ise Yunanistan'ın yenilmesi halinde alacağı tek farklı galibiyetle bile 2. tura yükselecekti. Afrika temsilcisi maça hızlı ve istekli başlayan taraftı ve ilk golü de onlar buldu. Ama G.Kore maçı bırakmayarak skor üstünlüğünü de ele geçirdi 2. yarının hemen başlarında. Yakubu attığı penaltı golü ile skoru belki 2-2 yaptı ama penaltıdan daha kolay pozisyonda topu boş kale yerine dışarı atarak Nijerya'nın tüm ümitlerini söndürdü ve G.Kore 2. tura yükselen takım oldu.

Maradona'ya yöneltilen bir sürü eleştiriye ve beklentilerin altındaki futboluna rağmen Arjantin puan kaybetmeden bir üst tura yükseldi. Messi önderliğinde Meksika'ya takılmalarını beklemiyorum ama çeyrek finalde yüksek ihtimalle Almanya ile eşleşecekler. Savunmada Demichelis'in acemi hataları başlarına çok iş açabilir.

Güney Kore'nin 2002'deki başarısını yakalaması bu turnuvada zor gibi görünüyor. Yine de oynadıkları futbolla 4 yedikleri Arjantin maçında bile ezilmediler ve uzun süre oyunu dengede götürdüler. 2. turda oynayacakları Uruguay maçında favori Güney Amerika temsilcisi gibi gözüksede bir sürprize daha imza atabilirler.

Yunanistan'ın gruptan çıkma şansını son maça taşıması bile onlar için bir başarı sayılabilir. İlk maçta esas rakipleri G.Kore'ye karşı çok kötü bir oyunla 2-0 yenilmelerine rağmen Nijerya önünde futbol şansları yanlarında olmuş ve maçı kazanmışlardı. Arjantin'e de 76 dakika direnselerde kendi silahları olan duran topla vuruldular.

Nijerya gruptaki 3 maçta da fena oynamadı. Arjantin'e 1-0 yenildikleri maçta bile birçok fırsattan yararlanamadılar. 10 kişi kalmasalar Yunanistan'ı büyük ölçüde yenerek averajla G.Kore'nin önünde olabilirlerdi. Futbol şansı onlardan yana olmadı ve Afrika'da düzenlenen turnuvada G.Afrika'dan sonra elenen ikinci Afrika takımı oldular.

18.06.2010

Gruplarda 2. Maçlar Mükemmel Başladı!

Toplam 24 golün atıldığı 16 ilk grup maçları hayalkırıklığı yaratmıştı. Almanya dışında favori takımların hiçbirinin futbolu bizi tatmin etmedi. Ne Brezilya, ne Hollanda, ne Arjantin o bildiğimiz keyifli futbollarından uzaktı. Şili'nin oynadığı futbol ve İspanya'nın İsviçre'ye yenilmesi 16 maç içinde ön plana çıktı.

Ama gruplardaki 2. maçlar öyle bir başladı ki hem göze hoş gelen bir futbol ortaya çıktı hemde gol ortalaması yükseldi. (4 maçta 13 gol) Bize de '6 gün boyunca neredeydiniz be kardeşim" demek kaldı.

Dün gece oynanan Uruguay - Güney Afrika maçı ile gruplarda 2. maçlar başladı. Fransa'ya karşı biraz da çekingen oynayan Uruguay'da bu maçta ileride Forlan ve Suarez'in yanına Cavani'de dahil oldu. Forlan'ın 24. dakikada Boliç'in M.United'a attığı golün bir benzeri ile öne geçen Uruguay, ev sahibi ülke karşısında özellikle Suarez'in döktürdüğü maçı 3-0 kazandı. Forlan, turnuvada bir maçta 2 gol atan ilk oyuncu olurken G.Afrika dünya kupasında elenen ilk takım olarak tarihe geçecek gibi.

Bugünün ilk maçında B grubunun 3 puanlı 2 takımı karşı karşıya geldi. Yunanistan maçında harika futbol oynayan Güney Kore önünde Maradona, ilk maça oranla kadroda sadece Veron-M.Rodriguez değişikliği yapmıştı. Nijerya maçında çok silik oynayan Higuain 2'si kafa ile olmak üzere attığı 3 golle maçın adamı oldu. Messi ise maçta gol atamasada 2 asist ile yine maça damgasını vurdu. G.Kore averajla hala 2. sırada. Arjantin ise grup liderliğini hemen hemen garantiledi ve 2. turdaki rakibini beklemeye başladı.

Yunanistan'ın hiçbir maçından zevk aldığımı hatırlamıyordum ta ki bugün oynanan Nijerya maçına kadar. Aslında Nijerya 1-0 öndeyken 10 kişi kalmasa Yunanistan bu kadar cesaretli oynamazdı ama olsun. Yunanistan o kadar baskı kurdu ki 2. yarıda Nijerya onları kontra-atakta 3'e 1 yakaladı. Tarihlerinde daha önce savunmada bu kadar az adamla yakalanmışlarmıdır pek sanmıyorum. Kaleye 27 şut çeken Yunanistan'a karşı tek başına siper olmaya çalışan Enyeama yenilgiyi önleyemezken gözyaşlarına hakim olamadı. Aynı Trabzonspor'lu Onur'un E.Şehirspor'a tek başına dienip son dakika golü ile yenilgiyi önleyemediği gibi. İlklerin maçında Yunanistan D.Kupası tarihindeki ilk gollerini buldu ve ilk galibiyetini aldı. Ayrıca şu ana kadar turnuvada oynanan 20 maç içinde yenik duruma düşüp galibiyet alan tek takımlar.

Her zaman bana antipatik gelen Fransa'nın Meksika'ya yenilmesi ve gruptan çıkamaması en çok istediğim şeylerden. Dünya Kupası'na 'Henry'nin Eli' ile gelen Fransa, 2002'de yaşadığı kabusu yeniden yaşıyor. O turnuvada olduğu gibi gol yemeden elenme noktasına geldiler. Gourcuff'u yedeğe çeken, Henry'i hiç düşünmeyen Domenech, Meksika maçında da her zamanki gibi maçı sadece seyretti. Fransa'nın elediği İrlanda ile aynı forma renklerine sahip olan Meksika, ofsayt taktiğinden kılpayı kurtulan yeni sezonda muhtemelen M.United'da izleyeceğimiz Javi Hernandez'in Lloris'i geçmesi ile 1-0 öne geçti. Son sözü ise 37'lik Blanco'nun penaltı golü belirledi.

Bir sonraki maçta A grubunda Meksika ile Uruguay'ın oynayacak olması ve olası bir beraberlikte 2 takımın da gruptan elele çıkacak olması Fransızlar'ın komplo teorisi üretmesine sebep olabilir. Platini soruşturma bile açabilir. Bu Fransızlar'dan herşey beklenir. Ama ne yaparlarsa yapsınlar acı gerçeği değiştirmeyecekler. Yedikleri 2 gol bana 2 lahmacun olarak Dublin'de yaşayanlara da Pizza Hut'tan toplamda 700 bedava pizza olarak geri dönecek.

16.06.2010

"Pele Müzesine Dönsün, Platini İle İşim Olmaz"

Maradona, Güney Kore maçı öncesi yaptığı basın toplantısında Pele ve Platini'ye fena topa tutmuş. Topa tutmuş kelimesini özellikle kullandım çünkü Maradona eleştirisini top yüzünden yapmış bu 2 oyuncuya. Ayrıca Messi ile Podoslki,Mesut ve Maicon'un performanslarını da kıyaslamış.

İşte Maradona'nın o çok konuşulacak açıklamaları;

- "Platini ve Pele baksın toplara, zaten onlar deneyip onay vermişti. Bıraksınlar benim hakkımda saçma sapan konuşmayı da baksınlar bakalım top iyimiymiş, kötümüymüş."

- "Pele müzesine dönsün" (Pele'nin kendisi hakkında parası olmadığı için teknik direktör oldu sözleri için)

- "Platini'yle işim olmaz, merhaba merhaba o kadar. Hepimiz Fransızların nasıl olduğunu biliriz. O da bir Fransız ve kendini tüm dünyanın üstünde sanıyor. Platini'den ricam dikkatini bana değil topa (Jabuani) versin"

- "Podolski, Özil, Maicon iyi oynuyorlar, çok iyi dönemindeler ama hiçbirisi Messi'nin yanına bile yaklaşamaz. Messi'nin %40'ı kadar oynayabiliyorlar"

13.06.2010

Maradona'nın Nijerya Maçındaki Ruh Hali!


Dünya Kuapası maçlarını yorumlamayacağım ama maç içindeki bazı enstanteleri de blogda paylaşmak lazım.

Cambiasso ve J.Zanetti'nin kadroda olmayışı Arjantin için daha ilk maçta tehlike çanlarının çalmasına sebep oldu. Cambiasso olmadığı için orta sahada büyük boşluklar vardı ve Nijerya çok rahat pozisyona girdi. Gerçek mevkisi sağ kanat olan Gutierrez'de J.Zanetti'nin yokluğunda çakma sağ bek olarak oynamak zorunda kaldı.

Hiçbirşey yapmayan Higuain'e Maradona'nın 80 dakika sabretmesi, damadını oyuna sokmayı düşünmemesi ve defansın büyük açıklar vermesi Arjantin'in bu turnuvada da hüsrana ereceğinin sinyallerini veriyor.

Messi'nin bireysel performansı ile nereye kadar gidecekler göreceğiz. Ama bana göre gidebilecekleri maksimum yer çeyrek final. Bunun ötesi mucize olur.

Kadro tercihi sebebi ile Maradona her maç sonunda bu şekilde şekilden şekile bürünür.

5.06.2010

Arjantin Milli Takımı Kadro Analizi ve Forma Numaraları!


B grubunda yer alan Arjantin ilk maçını 12 Haziran'da Nijerya ile yapacak. Messi ve arkadaşlarının diğer rakipleri Yunanistan ve Güney Kore. Her Dünya Kupası'nda olduğu gibi G.Afrika'da da turnuvanın en büyük favorilerinden biri olan Arjantin 9 puanla bile bu gruptan çıkabilir.

Barcelona forması ile kazanmadığı ödül kalmayan Messi için ise milli takımda iyi oynamadağına dair eleştirilere son vermesi için bu turnuva iyi bir fırsat. 2006 Almanya'da henüz yeni parlayan bir genç yıldızdı ve takımının rotasyon oyuncularından biriydi. Şimdi ise Maradona'dan daha mı iyi ? dedirten 'Faal olarak dünyanın en iyi futbolcusu'.

Maradona'nın elindeki forvetlere bakarsak eğer ilk 11'de kimi tercih edeceğini onun bile kestiremedeği kesin. Messi ve damadı Aguero'nun yerleri garanti gibi. Bu ikilinin yanında Higuain yada sakatlığı geçerse Diego Milito yer alabilir.

Sol kanatta Maradona'nın gözdesi Benfica'lı Di Maria'da yeri garanti olan oyunculardan. Sağ kanatta Gutierrez ve Maxi Rodriguez arasında forma şansı olacak gibi. Orta sahanın ortasında Cambiasso'nun görevini Mascherano'nun olacak ve onada Veron destek verecek gibi gözüküyor.

Savunmada Gabriel Milito'nun çağrılmaması baya sorun yaratabilir. Samuel savunmanın en sağlam adamı. Samuel'in yanında büyük olaslıkla Bayern'li Demichelis yer alacak. Belki Burdisso biraz zorlayabilir ilk 11 için. Beklerdede Heinze ve Otamendi yer almasını bekliyorum.


İşte Arjantin Milli Takımı'nın 23 kişilik Dünya Kupası kadrosu;


1
Diego POZO

2 Martin DEMICHELIS
3 Clemente RODRIGUEZ
4 Nicolas BURDISSO
5 Mario BOLATTI
6 Gabriel HEINZE
7 Angel DI MARIA
8 Juan Sebastian VERON
9 Gonzalo Higuain
10 Lionel Messi
11 Carlos Tevez
12 Ariel GARCE
13 Walter SAMUEL
14 Javier MASCHERANO
15 Nicolas OTAMENDI
16 Serigo Aguero
17 Jonas GUTIERREZ
18 Martin Palermo
19 Diego Milito
20 Maxi RODRIGUEZ
21 Mariano ANDUJAR
22 Sergio ROMERO
23 Javier PASTORE

4.06.2010

Vuvuzela'nın Laneti!


Dünya Kupası açılış maçına 1 haftadan da az bir süre kaldı. Hatta an itibarı ile 6 gün 19 saatlik bir süre var.

Takımlar 23 kişilik kadrosunu FIFA'ya ilettikten sonra son hazırlık maçlarını oynarlarken, herkesin korktuğu sakatlık kabusları ise şimdiden 4 ülkeyi (İngiltere, Fildişi Sahilleri, İtalya, Arjantin) sarmış durumda.

En kötü haber İngiltere cephesinden geldi. Milli takımın kaptanı Rio Ferdinand bugün yapılan antrenmanda sakatlanmış ve hastaneye götürülmüştü. Dizinden sakatlık geçiren futbolcu en az 6 hafta sahalardan uzak kalacak. Bu da D.Kupası'nı kaçırması manasına geliyor. Ferdinand yerine kadroya Michael Dawson'un girme ihtimali yüksek.

Dün oynanan hazırlık maçında Fildişi Sahilleri, Japonya'yı 2-0 ile geçerek turnuvaya hazır olduğunun sinyallerini vermişti. Takımın en büyük yıldızı ve sezonu İngiltere liginde gol kralı olarak tamamlayan Drogba maçın 16. dakikasında Tanaka'nın müdahelesi sonrası sağ dizinde sakatlandı. Alınan haberlere göre golcü oyuncunun D.Kupası'nda oynama ihtimali çok zor. G.Saraylı Keita'nın ülkesi için bu haber çok kötü; nitekim ölüm grubunda Brezilya ve Portekiz'e karşı Drogba'sız gruptan çıkma şansları baya düştü.

Son hazırlık maçında Meksika'ya 2-1 kaybeden İtalya ise Totti'nin çağrılmadığı Dünya Kupası macerasına Pirlo'suz da devam edebilir. Milan'ın tecrübeli oyuncusu, frikik ustası Pirlo bugün antrenmanda sakatlandı ve Dünya Kupası'nı kaçıran yıldızlar kervanına katılacak gibi gözüküyor.

Dünya Kupası'nda en etkili hücum silahlarına (Messi, Tevez, Aguero, D.Milito, Higuain) sahip Arjantin de bugün Diego Milito'nun sakatlık haberi ile sarsıldı. Sezonun en formda golcüleri arasında yer alan D.Milito'nun sakatlığı belki çok ciddi olmayabilir ama açılış maçını kaçırma ihtimai yüksek. Arjantin için eksiklik olur mu ? Pek sanmıyorum...
Related Posts with Thumbnails