santos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
santos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28.06.2011

Neymar Hangi Takıma Gidecek ?

Santos geçen yaz genç yıldızı Neymar'ı ne yapıp edip kadroda tutmuştu ama bu yaz bunu başarmaları neredeyse imkansız olacak gibi.

Geçtiğimiz hafta oynanan Libertadores Kupası finalinde Santos'un Penarol'u 2-1 yenip şampiyon olduğu maçın açılış golünü atan 19 yaşındaki Brezilyalı oyuncu için o maç büyük olasılıkla Santos kariyerindeki son maçı oldu. Neymar'ın Libertadores'te çıktığı 13 maçta 6 gol attığını da belirtmekte fayda var.

1 Temmuz'da başlayacak olan 'Copa America' dolayısıyla Brezilya milli takımı ile kampta olan Neymar'ın turnuva sonrasında Brezilya'ya dönmek yerine Avrupa'ya gitmesi sürpriz sayılmaz bu noktadan sonra.

Santos kulübü Neymar için 45 milyon euroluk bir bonservis ücreti belirlemiş ve Santos başkanı Luis Alvaro de Oliveria'nın ESPN'e yaptığı açıklamaya göre 5 kulüp bu fiyatı vermeyi kabul etmiş.

İspanyadan Real Madrid ve Barcelona, İngiltere'den Chelsea ve Manchester City ile Rusya'ya bu sezon yükselen, daha önce yaptığı Roberto Carlos, Diego Tardelli, Boussoufa ve Dzsudzsak transferleri ile adını sıkça duyduğumuz Anzhi kulübü bu 45 milyon euroyu vermeye hazır olan takımlar.

Transfer konusunda olay Santos kulübünden tamamen çıkmış durumda ve herkes Neymar'ın hangi takımı seçeceğini merak ediyor. Geçen hafta Goal.com'da "Neymar Real Madrid'te" haberleri çıkmasına rağmen Brezilyalı golcü bu haberi yalanlamıştı. Buradan belki de Neymar'ın Real Madrid'i istemediği sonucuna varabiliriz. Ya da Robinho'nun izinden gidip Avrupa kariyerine Madrid ekibinde başlayabilir.

Barcelona'nın Alexis Sanchez transferi gerçekleşirse eğer Neymar'ın Katalan ekibini tercih etme ihtimali baya azalır düşüncesindeyim. Bu yaşta sırf para için Rusya'yı tercih etmeyeceğini düşünürsek (Santos başkanı Neymar'ın Brezilya'da da çok yüksek ücret aldığını söylemiş) Anzhi Neymar için şansı en az olan kulüp.

Robinho Real Madrid'ten sonra Chelsea'ye gitmeyi çok istemiş ama transferin son gününde Manchester City ile anlaşmıştı. Neymar direkt olarak Avrupa kariyerine İngiltere'de başlarsa eğer Chelsea onun için Manchester City'den daha öncelikte gelir diye düşünüyorum. Chelsea'nin teknik direktör koltuğunda kendisi gibi Portekizce konuşan bir teknik direktör olmasının da etkisi olacaktır. Ayrıca Boas'ın gençlere ne kadar çok önem verdiğini biliyoruz.

Boas'ın Porto'daki öğrencisi Falcao'yu alması durumunda Manchester City düşük bir ihtimalle de olsa bu transferde avantajlı olabilir. Sırf para için Manchester City'e gitme ihtimali çok düşük tabii. Düşük bir ihtimalle de olsa Neymar Santos'ta kalıp Pele gibi Brezilya içinde efsane olma yolunu da seçebilir. Bekleyip zaman içinde kararını göreceğiz.

Neymar'ın hangi takıma gideceğine dair ihtimalleri kendi fikrimden yola çıkarak hesaplarsam eğer;

%30 Barcelona, %30 Chelsea, %25 Real Madrid, %10 Manchester City, %5 Santos diyorum.

İngiliz bahis şirketi Skybet ise (Drogba'nın kime gideceğine dair yazıda da kullanmıştık) Neymar'ın Real Madrid'e transfer olmasını favori göstermiş. Real Madrid'e verilen oran 1'e 1.4 iken, Chelsea'ye 1'e 4, Barcelona'ya 1'e 6, Manchester City'e ise 1'e 8 oran verilmiş.

Yazının başında belirttiğim gibi hemen hemen kesin olan bişey var ki o da Santos forması ile 2.5 senede çıktığı 132 maçta 66 gol atan Neymar'ın Copa America'dan sonra bu 5 takımdan birine transfer olacağı. Sonu Robinho gibi olmaz umarım...

12.01.2011

2011 Yılına Damgasını Vuracak 11 Yıldız Adayı!

Marca, 2011 yılına damga vurma ihtimali olan ve izlenmesi gereken 11 genç yıldızı belirlemiş. Bu 11 kişilik liste içinde Türkiye'de top koşturan bir genç yıldız da var: Beşiktaş'ın milli futbolcusu İsmail Köybaşı.

Marc gazetesinin hazırladığı ve birçoğu 20 yaşın altında olan 11 yıldız adayı futbolcu şunlar:

Alex Chamberlain (Southampton) - 15 Ağustos 1993


Romelu Lukaku (Anderlecht) - 13 Mayıs 1993


Alvaro Morata (Real Madrid) - 23 Ekim 1992



Philippe Coutinho (Inter) - 12 Haziran 1992


Mario Götze (Borussia Dortmund) - 3 Haziran 1992


Neymar (Santos) - 5 Şubat 1992


Jack Wilshere (Arsenal) - 1 Ocak 1992


Yannis Tafer - Lyon (Kiralık olarak Touluse'da) - 11 Şubat 1991


Marc Bartra (Barcelona) - 15 Ocak 1991


Emmanuel Mayuka (Young Boys) - 21 Kasım 1990


İsmail Köybaşı (Beşiktaş) - 10 Temmuz 1989


30.11.2010

...Ve Elano Gider!

Galatasaray'ın resmi sitesinin yukarıdaki resimde olduğu gibi açıldığı geceyi dün gibi hatırlıyorum. Ertesi sabah işe gidecek olmama rağmen 'Dur bir yatmadan son kez resmi siteye bakayım derken' görmüştüm ve o gece heyecandan uyuyamamış, rehberimdeki tüm arkadaşlarımı bu son dakika gelişmesinden haberdar etmiştim.

İmza töreninden sonra; "Küçük bir çocuğun mükemmel bir karne sonrası babasından hediye olarak bisiklet alması, yıllardır maaş almayan bir işçinin maaşına %100 zam alması, yıllarca çocuk sahibi olamayan bir çiftin çocuk sahibi olması gibi birşey." paragrafı başlayan heyecanlı bir Elano yazısı bile yazmıştım hatta.

Elano'dan beklenti büyüktü. Dunga'nın torpili laflarına rağmen Brezilya milli takımında sürekli ilk 11'de oynuyordu. Ligde çıktığı ilk maçta Kayserispor'a karşı attığı olağanüstü golle 'Aradığımız adamı bulduk. Bu sene böyle çok goller izleriz' demiştik ama sezon sonunda ligde sadece 3, UEFA'da ise 2 gol atmıştı Brezilyalı oyuncu. Yine de Dünya Kupası'nda sakatlanana kadar Brezilya forması ile etkili olunca ilk sezon uyum sorunu olduğu için kötü laflarını dile getirmiştik.

Sakatlığının bir türlü geçmemesi nedeni ile UEFA maçlarını kaçırmış ligde ise 3. hafta oynanan Eskişehirspor maçında ilk defa sahaya ilk 11'de başlamıştı. Bu sezon forma giydiği 9 maçın sadece 1'inde 90 dakika sahada kalan Elano'nun özellikle son maçlarda oyundan alınırken verdiği tepkiler 'Ben artık bu takımda kalmak istemiyorum' der gibiydi.

İlk sezonunda ligdeki 34 maçın sadece 20'sinde ilk 11'de sahaya çıkan Elano bu maçların 13'ünde maç tamamlanmadan yedek kulübesine gelmişti. UEFA Avrupa Ligi'nde ise 7'si ilk 11'de olmak üzere 9 maça çıkan Elano'nun bu kulvarda 90 dakika tamamladığı maç sayısı sadece 3.

Sonuç olarak; 30 Temmuz 2009 tarihinde 7 milyon euro bonservis bedeli ile büyük umutlarla Galatasaray'a transfer olan, imza töreninde Galatasaray'ın efsane futbolcularından Coşkun Özarı'nın da bulunduğu Elano, tam 16 ay sonra 2.9 milyon euro bonservis bedeline (Galatasaray resmi sitesinde yazılana göre toplam 9.15 milyon euro kar etmiş kulübümüz) Santos'a transfer oldu.

Lincoln, Rijkaard, Misimovic, Elano. Suçlu bunlar mı ?

Yoksa; 2012 UEFA kriterlerini düşünerek pahalı transfer yapmayacağız diyen ama Lincoln - Elano - Misimovic 3'üsüne 30 milyon euro para harcayan Galatasaray yönetimi mi ?

Her ne olursa olsun Elano aklımda hep şu golü ile kalsın...

4.09.2010

Robson De Souza (Robinho) Milan'da!

Milan'ın onursal başkanı ve İtalya başbakanı Silvio Berlusconi transfer sezonunun kapanmasına sayılı günler kala 2 yıldız ismi birden kadroya katarak son yıllarda hayal kırıklığı yaratan Milan'ı şampiyonluğun en güçlü adayı konumuna getirdi.

Ibrahimovic'i Barcelona'dan alarak ilk transfer bombasını patlatan Milan kulübü transferin son gününde takım değiştirmeyi çok seven Brezilyalı yıldız Robinho'yu da kadrosuna katarak Pato ve Ronaldinho ile beraber müthiş bir hücum gücüne sahip oldu.

Manchester City'de mutsuz olan Robinho'nun İngiliz kulübünden ayrılması zaten beklenen birşeydi. Bu transferi bitirmeye en yakın takım olarak ise Fenerbahçe ve Beşiktaş gözüküyordu. 16 Ağustos'ta Sky Bet'in 'Robinho hangi takıma gidecek' diye açtığı bahiste Fenerbahçe 1.25'lik oran ile banko gözüküyordu.

20 Ağustos tarihinde ise İngiliz The Guardian gazetesi internet sitesinde 'Beşiktaş ile M.City 16 milyon pound ücretle Robinho'nun transferinde anlaştılar' haberini manşetine taşımıştı. Transferin bitmesine birkaç gün kala Beşiktaş cephesinden gelen 'Sponsor bulamadığımız için Robinho'yu alamıyoruz' açıklamasından sonra Berlusconi'nin çabaları ile Robinho 31 Ağustos'ta 18 milyon euroya Milan'a transfer oldu. Sky Bet bahis sitesinde Robinho'nun Milan'a transferine oynayanların 1'e 14'lük bir kazanç sağladığını da hatırlatalım.

1984 yılında Sau Paulo'nun Sao Vicente kentinde dünyaya gelen Robinho, futbola Pele'nin ilk profesyonel olduğu ve 18 sezon top koşturduğu Santos kulübünde başladı. Yetenekleri ile dikkat çeken ve henüz 18 yaşında ilk resmi maçına çıkan Robinho ilk senesinde 30 maçta 10 gol kaydetti.

2003 yılında ligde 32 maçta 9 gole imza atan golcü oyuncu Libertadores kupasında da çıktığı 14 maçta 4 kez rakip fileleri havalandırarak Santos'un final oynamasını sağladı. Finalde ise her 2 maçta Boca Juniors'a yenilerek şampiyonluğu kaptırdılar.

Diego ve Elano ile beraber çok harika bir sezon geçirdikleri 2004 senesinde ise Santos ile beraber ligi şampiyon tamamladılar. Santos'taki en iyi sezonunu geçiren Robinho ligde çıktığı 37 maçta attığı 21 golle Avrupa kulüplerininde dikkatini çekmeyi başardı. Yine de kulübü Santos gelen tüm teklifleri reddederek 20 yaşındaki golcüsünü satmamayı başardı.

2005 senesinde annesi fidye için kaçırılan ve Brezilya'dan ayrılmayı kafasına koyan Robinho, Real Madrid'in yaptığı teklif sonrası İspanya'ya gitme kararı aldı. Santos satmamaya dirense de antremanlara çıkmayan Robinho sonunda amacına ulaştı ve İspanyol kulübü 24 milyon euroya golcü oyuncuyu transfer etti. Yine de yarım sezonda çıktığı toplam 21 maçta 12 tane gol attı Santos forması ile Robinho.

Real Madrid'te Figo'nun ayrılması ile boşalan 10 numarayı sırtına geçiren Robinho ilk senesinde 31'i ilk 11'de olmak üzere 37 lig maçında forma giydi ve 8 gole imza attı. İspanya Kupası'nda 4 gol atan Brezilyalı golcü sezonu toplamda 51 maçta 12 gol ile tamamladı ve takımda 16 gol atan Robinho'dan sonra en çok gol atan isim oldu.

2006-2007 sezonunda gerek Van Nistelroy ve Higuain'in transfer edilmesi gerekse de Beckham ile beraber Capello'nun gözünde sorunlu oyuncu olarak gözükmesi nedeni ile daha çok yedek kulübesinde oturdu. Ligde sadece 20 maçta (12 kez de sonradan oyuna girdi) ilk 11'de sahaya çıkarken 6 gol ve 4 asiste imza attı. İspanya Kupasında'da 2 maçta 1 gol atan Robinho, Şampiyonlar Ligi'nde ise forma giydiği 7 maçta 349 dakika sahada kalırken tek golünü gruplarda S.Bükreş deplasmanında attı.

Ertesi sezon Capello'nun yerine Schuster'in gelmesi ile tekrar düzenli olarak forma şansı bulan Robinho, Raul(22) ve Van Nistelrooy(20)'dan sonra Real Madrid'in en çok gol atan oyuncusu oldu. Ligde çıktığı 32 maçta yaptığı 11 gol 8 asistle takımının üstüste 2. kez La Liga şampiyonu olmasına katkı sağlarken Şampiyonlar Ligi'nde de 5 maçta 5 gol 4 asiste imza attı.

2008 yazında Santos kulübünde olduğu gibi kendi isteği ile takımdan ayrılmak isteyen Robinho için tüm transfer sezonu boyunca adı Chelsea ile anıldı. Açık açık gitmek istediğini söylediği Chelsea ile Real Madrid bonserviste anlaşamayınca transferin son günü Manchester City'e transfer oldu. Arap sermayesi tarafından satın alınan M.City'nin Robinho için verdiği 42 milyon euro 'Premier Lig'in en pahalı transferi' olarak kayıtlara geçti.

Manchester City'de de 10 numaralı formayı giyen Robinho lige ilk 6 haftada 6 gol atarak çok hızlı bir giriş yaptı. 28 Aralık'ta Blackburn deplasmanında attığı golden sonra 112 günlük bir gol orucuna giren Brezilyalı yıldız ligde forma giydiği 31 maçta 14 kez gol sevinci yaşarken 5 de asist yaptı. Ligin en çok gol atan 5. futbolcusu olan Robinho, UEFA Kupası'nda ise 10 maçta forma giydi ve 1 gol 4 asist ile oynadı.

2009-2010 sezonunun 3. haftasında geçirdiği sakatlık ve 3 ay sahalardan uzak kalması, Tevez ve Adebayor'un transfer edilmesi ile arka plana düşmesi Manchester City'deki 2. sezonunun sancılı geçmesine sebep oldu. Ocak ayına kadar ligde sadece 10 maçta forma giyen ve 3 asist yapan Robinho sezon sonunda Dünya Kupası olduğu için formda olmak için kendi isteği ile Santos'a kiralık olarak gitti.

Santos'ta geçirdiği 6 aylık süreçte 18 yaşındaki Neymar ile beraber yetiştiği kulübün Brezilya Kupası'nı kazanmasında (8 kupa maçında 6 gol) başrol oynayan Robinho Dünya Kupası'ndan sonra tekrar Manchester City'e döndü. Balotelli'nin de gelmesi ile ligin ilk maçında 18 kişilik kadroya bile alınmayan Robinho yine kendi isteği ile ayrıldı ve İspanya ve İngiltere'den sonra Avrupa'nın en büyük 3. ligi olan İtalya'ya transfer oldu. Robinho'nun Milan da 70 numaralı formayı giyeceğini hatırlatalım.

Brezilya milli formasını ilk olarak ülkesinin 2. tamamladığı 2003'teki Gold Cup'ta giymeye başlayan Robinho 7 sezonda 80 kez milli olurken 25 de gole imza attı. Brezilya'nın şampiyon olduğu 2005 Konfederasyon Kupası'nda 5 maçta forma giyerken 2 kez gol sevinci yaşadı.
Almanya'da düzenlenen 2006 Dünya Kupası'nda 4 maçta 144 dakika alan Robinho genellikle 3 maçta sonradan oyuna dahil oldu. (2 kez Ronaldo, 1 kez de Kaka'nın yerine.)

2007 yılında düzenlenen Copa America Robinho'nun milli forma ile en büyük patlamayı yaptığı turnuva oldu. 6 maçın tamamında ilk 11 başlayan golcü oyuncu turnuvayı 6 golle gol kralı olarak tamamlarken Brezilya da 8. kez bu kupayı müzezine götürme sevincini yaşadı. 2009 yılında Güney Afrika'da düzenlenen Konfederasyon Kupası'nı yine Brezilya şampiyon tamamlarken Robinho 5 maçta 1 gol 1 asist ile oynadı.

2010 Dünya Kupası'nda 11 numaralı forma ile boy gösteren Robinho; Elano, Kaka ve Luis Fabiano ile beraber Brezilya milli takımının hücumdaki en önemli isimlerinden biriydi. Grup maçlarında 2 kez sahada kalan ve gol atamayan golcü oyuncu 2. turda Şili'ye, çeyrek finalde ise Hollanda'ya 1'er gol attı. Turnuvayı 4 maçta 2 gol 1 asistle tamamlarken Hollanda karşısında attığı gol Brezilya'nın elenmesine mani olamadı.

28.08.2010

Diego 1 Sezon Aradan Sonra Yeniden Bundesliga'da!

Bundesliga'da çok başarılı geçen 3 sezonun ardından geçen sezon Juventus'a transfer olan Brezilyalı yıldız Diego sezona iyi bir giriş yapsa da devamını getirememişti. İtalyan ekibi Diego için 24.5 milyon euro bonservis bedeli ödese de ligi anak 7. sırada bitirmişti.

Juventus'a gitmeden önce ismi çok sık Real Madrid ile anılmıştı Diego'nun. 2006-2008 yılları arasında Hamburg'ta forma giyen Van der Vaart ile beraber Werder Bremen'de Bundesliga'nın en dikkat çeken oyuncusuydu.

Diego'ya daha fazla sempati beslediğim için o zamanlar R.Madrid'e gidip kariyerini inişe geçirmesini istemiyordum. Van der Vaart'ın Real'e gittikten sonraki hali ortada. 2 sezonda sadece 38 kez ilk 11'e çıkarken 32 kez oyuna sonradan girdi ve Hamburg'taki günlerini arattı. Diego için Juve iyi tercih olacak diye düşünsemde beklentileri karşılayamayarak Bundesliga'ya geri döndü.

Transfer sezonun kapanmasına 4 gün kala Wolfsburg günlerdir transfer etmeye uğraştığı 25 yaşındaki Brezilyalı yıldızı 15 milyon euroya kadrosuna kattı. Diego 4 yıllık sözleşmeye imza atarken yılda 6 milyon euro alacak. Bu transferle Misimovic'in gönderilmesi kuvvetle muhtemel. 2 sezonda 75 maça çıkan ve 19 gol 39 asist yapan Boşnak yıldızın Diego'nun Bremen günlerindeki oyununu sergilerse aranmayacağı kesin.

Futbola 11 yaşında Santos'un alt yapısında başlayan 1985 doğumlu oyuncu 2002 yılında profesyonel sözleşme imzaladı ünlü Brezilya kulübü ile. 2002 yılında Santos lig şampiyonu olurlen Diego forma giydiği 22 maçta 8 gole imza attı. Santos'un şampiyon olan takımın omurgasında Robinho ve Elano ile beraber yer aldı.

2003 yılında 33 maçta forma giyen ve 9 gol kaydeden Diego Ribas ertesi sezon 9 lig maçında 4 gol attı. Lig devam ederken Haziran 2004'te Santos'tan kopan ilk oyuncu oldu (Elano yıl sonunda, Robinho ise ertesi ezon kulüpten ayrıldı) ve henüz 19 yaşındayken Porto'ya transfer oldu.

Barcelona'ya transfer olan Deco'nun yerine son Şampiyonlar Ligi şampiyonu olan Porto'ya gelen Diego, Portekiz'deki ilk sezonunda 36 maça çıktı ve 4 gole imza attı. Porto forması ile ilk golünü 30 Ekim 2004'te Nacional deplasmanında kaydetti. 6 maç forma giydiği Ş.Ligi'nde ise tek golünü gruplarda Chelsea'ye karşı attı.

Ertesi sezon teknik direktör Co Adriaanse ile sorun yaşayan ve sezon boyunca sadece 23 maçta şans bulan Brezilyalı yıldız 2 gol ile sezonu tamamladı. Porto ligi şampiyon tamamlarken Diego 6 milyon euroya Werder Bremen'e transfer oldu.

Bundesliga'da oynadığı ilk maçın henüz 20. dakikasında Werder Bremen adına ilk golünü kaydetti. Bremen ekibinin ligi Stuttgart'ın 4 puan arkasında bıraktığı ligde 33 maçta forma giyerken 13 gol 10 asist yaptı. Avrupa'da ise 6'sı Şampiyonlar Ligi (Grubu 3. bitirdiler), 8'i de UEFA Kupası'nda (Yarı final oynadılar) olmak üzere 14 maçta 2 gole imza attı.

Bir önceki sezon (76) olduğu gibi 2007-2008 sezonunda da Werder Bremen attığı 75 golle ligin en çok gol atan takımı oldu. Klose'nin takımdan ayrılmasına rağmen Rosenberg ve Hugo Almeida ile çok uyumlu oldu Diego. Ligde 13 gol 10 asist yapan Brezilyalı yıldızın bu performansı Werder Bremen'i lig 2.si yaptı. Ş.Ligi elemesinde Zagrep deplasmanında attığı 2 golle takımını gruplara taşıyan Diego gruplarda ise 5 maçta 1 gol 1 asiste imza attı. Grubu yine 3. tamamlayan Alman ekibi UEFA'da ise Diego'nun rövanştaki golüne rağmen (0-2, 1-0) 4. turda elendi.

2008-2009 sezonunda ligde forma giydiği ilk 11 maçta 8 gol kaydederek sezona fırtına gibi giren Brezilyalı yıldız Aralık'ta yaşadığı sakatlık sonucu 2 ay sahalardan uzak kaldı. Takıma döndükten sonra 10 lig maçında forma giydi ve 4 gole imza atan Diego toplamda ligde 12 gol 5 asist yaptı. Şampiyonlar Ligi'nde 5 maçta 1 gol atan Werder Bremen'in 10 numarası takımı ile üstüste 3. kez grubu 3. sırada tamamlayarak UEFA'da yoluna devam etti.

Burada oynadığı 8 maçta 6 kez rakip fileleri havalandıran Diego özellikle çeyrek finalde Udinese'ye karşı tek başına direndi. Her 2 maçta da 2'şer gol atarak (3-1, 3-3) takımını önce yarı finale, Hamburg rövanşında attığı gol ile (0-1, 3-2) de sonra finale taşıdı. Finalde sarı kart cezası nedeni ile oynayamayınca kupa Shaktar Donetsk'e gitti.

26 Mayıs 2009'da İtalyan devi Juventus'a imza atan Brezilyalı oyuncu kulübünün kasasına da 24.5 milyon euro girmesini sağlıyordu. Serie A'daki 2. maçında Roma deplasmanında 2 gol atarak süper bir giriş yaptı sezona. Ama gerisi gelmedi ve ligi 33 maçta 5 gol 7 asist ile tamamladı. Avrupa'da ise 5'i Şampiyonlar Ligi, 4'ü UEFA olmak üzere 9 maçta forma giydi. İtalya Kupası'nda da 2 maçta forma giyip 2 gol kaydetti Inter ve Napoli'ye karşı.

Brezilya formasını ilk olarak 18 yaşındayken Meksika'ya karşı giyen Diego, 2003'te Gold Cup'ta Brezilya 23 yaş altı takımında Kaka ve Robinho gibi isimlerle beraber forma giydi O turnuvada Brezilya finalde Meksika'ya yenilirken Diego 5 maçta 2 gol kaydetti. Ertesi sene 'Copa America'da Brezilya şampiyon olurken Diego Ribas da kadroda yer alıyordu.

Brezilya'nın çeyrek finalde elendiği 2006 Dünya Kupası'nda kadroya çağırılmayan Diego 2 sezon sonra Pekin'de düzenlenen olimpiyatlarda Ronaldinho, Andersoni Pato gibi isimlerle beraber kadroya çağırıldı. Şampiyon Messili Arjantin olurken Brezilya Belçika'yı yenerek ancak 3. olabildi. Diego ise 6 maçta 2 gol kaydetti.

2010 Dünya Kupası'nda ise Dunga'nın ilginç tercihleri neticesinde Güney Afrika'ya giden kafilede yer almadı. Ronaldinho, Pato, Adriano gibi isimlerle beraber turnuvayı televizyondan izlemek zorunda kaldı. Toplamda 38 kez milli olan 25 yaşındaki oyuncu ülkesi adına 7 gole imza attı.

8.06.2010

Böyle Penaltı Yapılır mı ?

Brezilya Ligi'nde Santos sahasında Vasco da Gama 4-0 yendi. Karşılaşmanın ilk yarısı 1-0 sona ererken 3 gol 2. yarıda geldi.

Maçın gollerini 34 ve 62. dakikada Andre, 51. dakikada Maranho ve 74'te Madson kaydetti.

Santos ilk golü penaltıdan bulurken, penaltı anında yaşanlar şaşkına çevirdi. Vasco da Gama kalecisi Fernando Prass atış kullanmak için topu elinden çıkardı ancak arkasındaki rakip futbolcudan habersizdi...

İşte o anlar...



Related Posts with Thumbnails