2.10.2010

Almanya & Azerbaycan Maçları Aday Kadrosu!

A Milli Futbol takımımızın 8 Ekim'de Berlin Olimpiyat Stadyumu'nda Almanya ile ve 12 Ekim'de Tevfik Bahramov Stadı'nda oynayacağı Azerbaycan maçlarının aday kadrosu belli oldu.

Guus Hiddink'in 27 kişiye yer verdiği aday kadroda Beşiktaş'tan 7 futbolcu yer alırken, Fenerbahçe'den 6, Galatasaray'dan 4, Trabzonspor'dan 3 futbolcu var. Geçen sezonun şampiyonu ve bu sezon ligde oynadığı tüm maçları kazanan Bursaspor'dan ise sadece 2 oyuncu kadroda yer alıyor.

Kazakistan ve Belçika maçlarının aday kadrosunda Necip Uysal, Mehmet Topal, Mevlüt Erdinç, Volkan Şen gibi isimlerin olmaması kadroyu acaba Hiddink yapmıyor mu eleştirilerine davetiye çıkarmıştı.

Almanya ve Azerbeycan maçları aday kadrosuna Necip, Mevlüt, Ceyhun gibi bu sezon iyi performans gösteren oyuncular alırken Mehmet Topal, Volkan Şen, Ali Tandoğan gibi isimler ise yine kadroda kendilerine yer bulamamış.

Colin Kazım, Gökhan Zan gibi takımlarında neredeyse hiç oynamayan isimler geçen ayın aksine bu sefer kadroda yer almıyor. Buna rağmen; Insua geldiğinden beri oynamayan Hakan Balta, 1 senedir form yakalayamayan Nihat, F.Bahçelilerin bile takımda görmek istemediği Selçuk Şahin'in kadroda olması yine eleştirilecek bir durum gibi gözüküyor.

Lafı daha fazla uzatmadan Hiddink'in belirlediği 27 kişilik kadroyu yazalım:

- KALECİLER -

Hakan Arıkan (Beşiktaş)
Cenk Gönen (Beşiktaş)
Onur Kıvrak (Trabzonspor)
Volkan Demirel (Fenerbahçe)

- SAVUNMA OYUNCULARI -

Sabri Sarıoğlu (Galatasaray)
Hakan Balta (Galatasaray)
Servet Çetin (Galatasaray)
İsmail Köybaşı (Beşiktaş)
İbrahim Toraman (Beşiktaş)
Ceyhun Gülselam (Trabzonspor)
Ömer Erdoğan (Bursaspor)
Gökhan Gönül (Fenerbahçe)

- ORTA SAHA OYUNCULARI -

Selçuk Şahin (Fenerbahçe)
Emre Belözoğlu (Fenerbahçe)
Özer Hurmacı (Fenerbahçe)
Mehmet Aurelio (Beşiktaş)
Necip Uysal (Beşiktaş)
Nuri Şahin (Borussia Dortmund)
Selçuk İnan (Trabzonspor)
Arda Turan (Galatasaray)
Hamit Altıntop (Bayern Münih)

- HÜCUM OYUNCULARI -

Tuncay Şanlı (Stoke City)
Halil Altıntop (Eintracht Frankfurt)
Semih Şentürk (Fenerbahçe)
Mevlüt Erdinç (Paris Saint-Germain)
Nihat Kahveci (Beşiktaş)
Sercan Yıldırım (Bursaspor)

Kartlarımı Gören Oldu Mu ?

Spor Toto Süper Lig'de bu akşam oynanan Bucaspor - Eskişehispor maçında taraftarlar bir tane bile gol seyredemedi ama futbol sahalarında ender rastlanacak bir olaya tanıklık ettiler.

Karşılaşmanın orta hakemi Suat Arslanboğa maçın 62. dakikasında Eskişehirsporlu Sezgin Coşkun'u yaptığu sert müdahele sonrası sarı kartla cezalandırmak üzere elini cebine attı.

Kartını cebinde bulamayan Suat Arslanboğa kısa süreli bir şaşkınlık yaşadı ve imdadına yardımcı hakem Cemal Bingül yetişerek sarı kartını orta hakeme vererek olay kısa sürede çözüldü.

1.10.2010

Messi 'Altın Ayakkabı'sına Kavuştu!

Geçtiğimiz sezon liglerinde 29'ar gol atan Drogba ve Di Natale'nin önünde La Liga'da attığı 34 golle Avrupa'nın en golcü oyuncusu olmuştu Barcelona'nın Arjantinli yıldızı Lionel Messi.

İlk olarak 1967-1968 sezonunda verilmeye başlayan 'Altın Ayakkabı Ödülü' ulusal liglerde sezon içinde en çok gol atan futbolcuya verilen bir ödül. İlk ödülün sahibi Benfica forması ile 1967-1968 sezonunda 42 gol atan Eusebio'nun olmuştu.

1991-1996 sezonu arasında ödül verilmemiş 1996 yılından sonra ise 'Altın Ayakkabı Ödülü' liglerin zorluk derecesine göre puanlama sistemine geçerek yeni düzenleme ile verilmeye başlanmıştı. Buna göre Avrupa'nın en zorlu 5 (İngiltere, İspanya, Almanya, İtalya, Fransa) ligindeki gol sayıları '2' ile çarpılıyor diğer liglerdeki goller ise '1.5' ile çarpılıyor.

Türkiye'den bu ödülü kazanan tek isim Tanju Çolak. 1987-1988 sezonunda Türkiye Ligi'nde 39 gol atan Galatasaray'ın golcüsü o sezon Avrupa'nın en golcü oyuncusu olmuştu. Bir sezonda en çok gol atan isim ise Dudu Georgescu. Dinamo Bükreş'in Romanyalı golcüsü 1976-1977 sezonunda ligde tam 47 gole imza atmıştı.

Messi bu ödülün 38. sahibi olurken 'Altın Ayakkabı Ödülü'nü 2. kez bir Barcelonalı oyuncu kazanmış oldu. 1996-1997 sezonunda da Ronaldo attığı 34 golle bu ödülün sahibi olmuştu. Ayrıca Messi, La Liga gol krallarına bu ödün 6.kez gitmesini sağladı. (Hugo Sanchez, Ronaldo, Forlan [2], Makaay)

Arjantinli yıldız aynı zamanda Marco Van Basten, Ronaldo ve Cristiano Ronaldo'dan sonra FIFA Dünya'da Yılın Oyuncusu, Altın Top ve Altın Ayakkabı ödüllerinin hepsini birden kazanan 4. oyuncu oldu.

Del Piero Bu Sefer Atamamış!


Faal futbolcular içinde bana göre en iyi frikik atan oyuncu. Birçok insana göre de öyle olduğuna eminim.

Dün gece Avrupa Ligi maçlarında sonucu en çok merakla beklenen karşılaşma City of Manchester stadında oynanan Manchester City - Juventus karşılaşmasaydı.

İtalya ligine kötü başlayan Juventus, Iaquinta'nın harika golü ile 1-0 öne geçti. Geçtiğimiz hafta sonu bu statta Chelsea'yi deviren Manchester City ise Adam Johnson ile beraberliği yakaladı. Maç adına yakışır bir şekilde bol pozisyonlu ve keyifli geçti.

Kaçan goller içinde öyle bir pozisyon vardı ki belki de maçın kırılma anı olacak bir pozisyondu. 2 hafta önce Lech Poznan maçında harika bir gol atan Del Piero, Manchester City maçının 86. dakikasında yukarıda görülen frikik vuruşunda neredeyse takımına galibiyeti getiriyordu. Joe Hart'ın müdahele bile edemediği vuruşun gol olmasını maalesef üst direk engelledi.

Hafta Sonu Futbol

1 Ekim Cuma

20.00 Karabükspor – Galatasaray (LİG TV)
20.00 Bucaspor – Eskişehirspor (DIGI)
21.30 Hannover – St. Pauli (TRT 3)

2 Ekim Cumartesi

13.00 CSKA Moskova – Rostov (SPORMAX)
14.00 Boluspor – Diyarbakırspor (TRT 1)
14.45 Wigan – Wolverhampton (SPORMAX)
15.30 Manisaspor – Kayserispor (LİG TV)
16.30 Hamburg – Kaiserslautern (TRT 3)
17.00 Sunderland – Man.United (SPORMAX)
19.00 Zaragoza – Sporting Gijon (NTVSPOR)
19.00 Stoke City – Blackburn Rovers (SPORMAX)
19.00 Fenerbahçe – Gençlerbirliği (LİG TV)
19.00 Ankaragücü – Konyaspor (DIGI)
22.00 Santos – Palmeiras (SPORMAX)
22.00 St. Etienne – Marsilya (KANAL A)
23.00 Valencia – Athletic Bilbao (NTVSPOR)
00.30 Botafogo – Flamengo (SPORMAX)

3 Ekim Pazar

14.00 Kartalspor – Karşıyaka (TRT 1)
15.30 Man. City – Newcastle (SPORMAX)
15.30 İstanbul BŞB – Bursaspor (LİG TV)
15.30 Sivasspor – Gaziantepspor (DIGI)
18.00 Sevilla – Atletico Madrid (NTVSPOR)
18.00 Chelsea – Arsenal (SPORMAX)

18.30 B. Dortmund – Bayern Münih (TRT 3)

19.00 Trabzonspor – Beşiktaş (LİG TV)

19.00 Antalyaspor – Kasımpaşaspor (LİG TV)
19.30 Adanaspor – Tavşanlı Linyitspor (TRT 1)
20.00 Barcelona – Mallorca (NTVSPOR)
22.00 Real Madrid – Deportivo (NTVSPOR)

Şampiyonlar Ligi 2. Maçların İstatistiksel Analizi!

► Rangers, Avrupa Kupaları'nda Türk takımlarına karşı 37 yıl aradan sonra ilk galibiyetini aldı. 1973 yılında Kupa Galipleri Kupası'nda Ankaragücü'nü 2-0 yenen Rangers, 2000 yılında G.Saray, 2001 yılında ise Fenerbahçe ile oynadığı 4 maçtan yanlızca 2 beraberlik alabilimişti.

► Bursaspor'u 18. dakikada Naysmith'in attığı golle geçen Rangers, Şampiyonlar Ligi'nde tam 300 dakika sonra gol sevinci yaşadı. İskoç temsilcisi bu maçtan önce son golünü 4 Kasım 2009'da deplasmanda karşılaştığı Unirea maçının 78. dakikasında atmıştı.

► Chelsea, 1 Ekim 2003'te Beşiktaş'a 2-0 yenildiği maçtan sonra Şampiyonlar Ligi gruplarında oynadığı 21 maçın hiçbirinde sahadan mağlubiyetle ayrılmadı.

► 2010-2011 Şampiyonlar Ligi sezonunun 2. haftası en fazla penaltı düdüğü çalınan hafta oldu. Hakemler bu hafta 13 kez penaltı noktasını gösterirken bundan önceki rekor 10 kez ile 2000-2001 sezonunun ilk haftasında gerçeklemişti.

► İlk 2 maçta 9 gol yiyen Braga, Dinamo Kiev'in 2006-2007 sezonunda yakaladığı Şampiyonlar Ligi'nde ilk 2 maçta en çok gol yeme rekorunu egale etti.

► Casillias, Auxerre önünde 103. Şampiyonlar Ligi maçına çıkarken, Oliver Kahn'ın Şampiyonlar Ligi'nde en fazla forma giyen kaleci olma rekorunu egale etti.

► Barcelona, Rubin Kazan ile oynadığı 3 maçın hiçbirinden galip ayrılamadı. Bu maçların 1'ini Rubin Kazan deplasmanda alırken Rusya'da oynanan 2 maç da berabere bitti.

► Barcelona, Şampiyonlar Ligi'nde Rusya deplasmanındaki tek galibiyetini 1 Ekim 2002'de Lokomotiv Moskova'yı 3-1 yenerek aldı.

► Javi Hernandez, Manchester United'ın Şampiyonlar Ligi maçlarında sonradan oyuna girip gol atan 26. futbolcusu oldu. Bu alanda liderliğe yükselen M.United'ı 25 futbolcu ile Barcelona takip ediyor.

► Valencia tam 13 maç sonra Avrupa Kupaları'nda kendi sahasında mağlup oldu. İspanyol ekibi M.United maçından önce iç sahadaki son yenilgisini 6 Kasım 2007'de 2-0'lık skorla Rosenborg'dan almıştı.

► Manchester United, Şampiyonlar Ligi'nde İspanyol takımlarına karşı deplasmanında 6 maç aradan sonra galip gelirken, 4 maç aradan sonra da ilk kez gol attı.

► Valencia deplasmanında 1-0 galip gelen Manchester United, İspanya'da çıktığı 19 Şampiyonlar Ligi maçında yalnızca 2 galibiyet alabildi. Kırmızı Şeytanlar'ın diğer galibiyeti 2 Nisan 2002'de 2-1'lik skorla Deportivo deplasmanında geldi.

► İngiliz kulüpleri Valencia'nın Mestella Stadı'nda çıktığı 9 Şampiyonlar Ligi maçında sadece 6 gol atabildi.

► Roma, Şampiyonlar Ligi'nde oynadığı son 14 maçın hiçbirinden beraberlikle ayrılmadı. İtalyan ekibi bu maçlarda 8 galibiyet 6 mağlubiyet aldı.

►Rafael Van der Vaart, bir Şampiyonlar Ligi maçında hem gol atıp, hem penaltı kaçırıp hem de kırmızı kart gören ilk ve tek futbolcu.

► Twente maçında tam 3 penaltı atışı kullanan Tottenham, bir Şampiyonlar Ligi maçında lehine 3 penaltı birden verilen ilk kulüp oldu.

► Van der Vaart 4 senelik aradan sonra Şampiyonlar Ligi'ndeki ilk golünü attı. Hollandalı yıldızın Devler Ligi'ndeki son golü 6 Aralık 2006'da CSKA Moskova'ya karşı Hamburg formasıylaydı.

► Hapoel Tel Aviv'in Nijeryalı kalecisi Enyeama, Şampiyonlar Ligi'nde gol atan 3. kaleci oldu. (Diğer gol atan 2 kaleci Sinan Bolat ve Hans Jorgen Butt)

► Hapoel Tel Aviv'in Lyon'a 3-1 yenildiği maçta İsrail takımları 6 seneden sonra Şampiyonlar Ligi'nde gol sevinci yaşadı. Bundan önceki son gol 8 Aralık 2004'de M.Tel Aviv'in Juventus'la 1-1 berabere kaldığı maçta atılmıştı.

► Inter Milan, üstüste 6. Şampiyonlar Ligi maçına ilk 11'inde hiçbir İtalyan oyuncuya yer vermeden çıktı.

► Inter Şampiyonlar Ligi'nde oynadığı son 14 maçın sadece 2'sinden mağlup ayrıldı. (2 maç da Barcelona'ya karşı.)

► Inter'in Kamerunlu golcüsü Eto'o son 7 resmi maçında (Milli maç dahil) rakip filelere 11 gol bıraktı. Eto'o bu gollerin 10'unu Eylül ayı içerisinde kaydetti.

► Werder Bremen maçında hat-trick yapan Eto'o 2010 yılı Şampiyonlar Ligi maçlarında hat-trick yapan 4. futbolcu oldu. Bir senede en çok hat-trick yapılan sene 8 kez ile 2005 senesi olmuştu.

► İsrail kulüpleri Şampiyonlar Ligi'nde oynadıkları son 15 maçın tamamında kalelerinde gol gördü.

► Barcelona deplasmanlarda oynadığı ve ev sahibi ekibin penaltıdan gol bulduğu hiçbir Şampiyonlar Ligi maçını kazanamadı.

► Ibrahimovic 2010 yılı içinde Şampiyonlar Ligi'nde tam 6 gole imza attı. Bu alanda rekor 8 golle Barcelona'nın Arjantinli yıldızı Messi'ye ait.

► Tottenham deplasmanında 4 gol yiyen Hollanda temsilcisi Twente Avrupa kupalarında oynadığı son 19 maçın 18'inde kalesinde gol gördü.

► Jose Mourinho Şampiyonlar Ligi'nde Fransız takımlarına karşı oynadığı 8 maçın hiçbirini kaybetmedi. Portekiz teknik adam Fransız takımlarına karşı 6 galibiyet elde ederken 2 maç berabere sonuçlandı.

► Arsenal'in Faslı golcüsü Chamakh çıktığı son 5 Şampiyonlar Ligi maçının tamamında gol atma başarısı gösterdi.

► Arsenal, Şampiyonlar Ligi'nde oynadığı son 10 deplasman maçının yalnızda 2'sinden galibiyetle ayrıldı. Bu 10 maçlık süreçte Partizan'dan önceki galibiyetleri 16 Eylül 2009'da 3-2'lik skorla Standart Liege'ye karşıydı.

► Real Madrid bu sezon oynadığı 7 resmi maçta kalesinde sadece 1 gol gördü. (R.Sociedad'ı 2-1 yendikleri maçta Raul Tamudo'dan)

► Real Madrid Fransız takımları ile yaptığı son 10 Şampiyonlar Ligi maçının sadece 3'ünde galip gelebildi. İspanyol ekibi bu 10 maçın 4'ünde sahadan mağlubiyetle ayrılırken 3 maç da berabere bitti.

► Chelsea, Şampiyonlar Ligi grup maçlarında Stamford Bridge Stadı'nda oynadığı 17 maçın 14'ünde kalesinde gol görmedi.

► Milan ile kendi sahasında 1-1 berabere kalan Ajax, İtalyan takımları ile oynadığı son 14 Avrupa Kupası maçının sadece 1'ini kazanabildi.

► Spartak Moskova 10 yıl aradan sonra Şampiyonlar Ligi'nde kendi sahasında bir maçtan galip ayrıldı. Rus temsilcisinin Zilina maçından önceki son iç galibiyeti 23 Kasım 2000'de 4-1'lik skor ile Arsenal'e karşıydı.

► Benfica, Alman takımları ile deplasmanda karşılaştığı 18 Avrupa maçının hiçbirinde galibiyet alamadı.

30.09.2010

10 Yıl Sonra Bir Türk Hakemi Şampiyonlar Ligi'nde!

Sürekli Türk hakemlerin kötü olmasından ve hiçbir üst düzey uluslararası maçlarda düdük çalmamasından yakınır dururzuz. Hatta Dünya Kupası sırasında 'Özbek hakem bile var Türk hakem yok' geyiklerini döndürürüz kendi aramızda.

Cüneyt Çakır 10 yıl aradan sonra bir ilke imza atarak Türk hakemlerinin de Avrupa'da bir yerlere geleceğini ispatladı. Geçen sezon 29 Nisan'da oynanan Fulham-Hamburg yarı finalı rövanş maçına atanarak UEFA zaten kendisine duyduğu güveni belli etmişti.

Her ne kadar Cüneyt Çakır ülkemizdeki birçok eski hakem tarafından beğenilmesede, derbi maçlarında eleştirilse de UEFA, Rubin Kazan - Barcelona gibi önemli bir Şampiyonlar Ligi maçına onu atadı. Hem de normalde Şampiyonlar Ligi'nde düdük çalan hakemlerin olduğu 'Elit kadroda' yer almamasına rağmen.

Henüz 'Elit kadronun' bir alt kategorisi olan 'Premier Development'da yer alan Cüneyt Çakır'ın yönettiği Rubin Kazan - Barcelona maçını G.Saray'ın basketbol maçında olduğum için canlı izleyemedim. Özetlerden baktığımda verdiği 2 penaltı kararı da doğru gibi duruyor. Twitterda okuduğum yorumlarda da çok başarılı bir maç yönettiği konusunda herkes hemfikir.

Şu anda MHK Başkanı olan Oğuz Sarvan'dan 10 yıl sonra bir Şampiyonlar Ligi maçında düdük çalan 34 yaşındaki tecrübeli hakemin bu performansını sürdürdüğü takdirde 2014 Dünya Kupası'nda boy gösterecek gibi gözüküyor.

28.09.2010

5 Büyük Ligin Hayal Kırıklığı Yaratan Takımları!

Eylül ayını bitirmeye hazırlandığımız şu günlerde Avrupa'nın büyük liglerinde ilk 6 haftalar geride kaldı.

Bazı favori takımlar beklendiği gibi (Özellikle İngiltere'de ilk 3 sıradaki takım sezon sonuna kadar değişmeyecek gibi) sezona iyi başlarken, 1.5 ay önce şampiyonluk parolası ile lige başlayan bazı takımlar geçen 6 haftalık süreçte hem taraftarlarını hem de spor kamuoyunu hayal kırıklığına uğrattılar.

Lafı pek uzatmadan Avrupa'nın 5 büyük (İngiltere, İspanya, İtalya, Almanya, Fransa) liginde 2010-2011 sezonuna hayal kırıklığı yaratarak başlayan takımlara göz atalım.

İNGİLTERE PREMIER LİGİ

LIVERPOOL

Geçen sezonu 7. sırada tamamlayan ve yeni sezona Rafael Benitez'in yerine Fulham'ı Avrupa Ligi'nde finale taşıyan Roy Hodgson yönetiminde başlayan Kırmızılar 6 haftalık süreçte tam 12 puan kaybetti.

Lige Anfield Road'ta Arsenal beraberliği ile başlayan Kırmızılar tek galibiyetini 1-0'lık sonuçla West Bromwich'e karşı aldı. Oynadığı 3 deplasman maçından sadece 1 puan çıkaran Liverpool bu 6 haftalık süreçte M.United, Arsenal ve M.City gibi şampiyonluk ekipleri ile oynadı ve bu maçlarda 3 gol atıp kalesinde 7 gol gördü.

İngiltere Lig Kupası'nda da İngiltere 2. Ligi (Normalde 4. lig) takımı Northampton'a penaltılarla elenen Liverpool 6 maçta topladığı 6 puanla lider Chelsea'nin 9 puan gerisinde 16. sırada yer alıyor.

EVERTON

Liverpool şehrinin bir diğer takımı Everton'da bu sezon hayal kırıklığı yaratan takımlar içinde. Geçen sezonu 8. sırada tamamlayan Liverpool şehrinin mavi takımı henüz ligde galibiyetle tanışamadı.

2002'den beri David Moyes'in takımın başında bulunduğu Everton sezona Blackburn deplasmanında 1-0 yenilerek başladı. 6 maçta sadece 3 puan çıkaran Everton 4. hafta sahasında M.United ile oynadığı maçta 3-1 geriye düşmesine rağmen 89. ve 90. dakikalarda attığı gollerle 1 puanı zor kurtarmıştı.

3 mağlubiyetini de 1-0'lık skorlarla alan Everton 2 puanı Goodison Park'ta alırken 1 puanı da Fulham deplasmanında aldı. İngiltere Lig Kupası'nda İngiltere 1. Lig takımı Brentford'a penaltılarla elenen Everton, 3 puanla ligin son sırasında yer alıyor.

İSPANYA LA LIGA

DEPORTIVO LA CORUNA

İspanya'da geçen sezon Barcelona ve Real Madrid'i hiçbir takım zorlayamamış ve şampiyonluk yarışı ilk haftalardan itibaren bu 2 takım arasında geçmişti. Bu sezon ise hem Valencia, hem Atletico Madrid, hem de Villarreal ilk 5 haftaya fırtına gibi bir yarış yaptılar.

Geçen sezonu 10. sırada tamamlayan Deportivo ise bu sezon İspanya'da beklentilerin altında olan takım. Ligin ilk haftasında Zaragoza ile sahasında 0-0 berabere kalan Deportivo La Coruna 5 haftalık süreçte sadece 3 beraberlik alabildi.

3 puanla 19. sırada yer alan Deportivo 5 maçın 4'ünü gol atamadan tamamladı. Gol atma başarısı gösterdikleri tek maç ise kendi sahalarında 2-2 berabere kaldıkları Getafe maçı. Attıkları 2 golün penaltıdan geldiğini de belirtelim.

İTALYA SERIA A

ROMA

Geçen sezonun ilk 10 haftasında sadece 11 puan toplayan ve 16. sırada yer alan Roma, Kasım ayından sonra toparlanmış ve özellikle son 11 haftada topladığı 27 puanla son haftaya kadar şampiyonluk yarışının içinde yer almış ama ligi Inter'in 2 puan gerisinde 2. sırada tamamlamıştı.

Geçen sezonun 2. haftası sonrası takımın başına geçen Ranieri ile bu sezonda yola devam eden Roma geçen sezon olduğu gibi bu sezona da hayal kırıklığı ile başladı ve geride kalan 5 maçta 10 puan kaybetti.

Sezonun ilk haftasında lige yeni yükselen Cesena ile sahasında 0-0 berabere kalan Roma, bir sonraki hafta 68 dakika 10 kişi oynadığı maçta Cagliari'ye 5-1 mağlup olarak herkesi şaşırttı. 3. hafta son 13 dakikada Di Vaiou'nun attığı gollere engel olamayarak sahasında Bologna ile 2-2 berabere kalan başkent ekibi 4. hafta lige yeni yükselen Bresica deplasmanında 2-1 mağlup oldu.

En önemli transferleri Adriano'nun sakatlığının da etkisi ile ilk 4 haftada sadece 2 puan toplayan ve 19. sırada yer alan Roma, geçtiğimiz hafta sonu lider Inter'i Vucinic'in 90. dakikada attığı golle 1-0 yenerek bu sezonki ilk galibiyetini aldı. Yine de bu 3 puana rağmen 5 puanla 18. sırada yer alıyorlar.

JUVENTUS

Geçen sezon İtalya ligini sürpriz bir biçimde 7. sırada tamamlayan Juventus, 2009-2010 sezonunun 22. haftasında göreve gelen Zaccheroni ile yolları ayırarak takımın başına geçen seneyi 4. bitiren Sampdoria'nın hocası Del Neri'yi getirdi.

Diego, Trezeguet, Giovinco, Poulsen, Cannavaro, Camoranesi gibi isimlerle yollarını ayıran Juventus yeni sezonda kadorsunu Pepe, Aquilani, Quagliarella, Traore ve Krasic gibi isimlerle güçlendirmişti.

Sezona Bari mağlubiyeti ile başlayan Juventus, bir sonraki hafta sahasında Del Neri'nin eski takımı Sampdoria ile 3-3 berabere kaldı. 3. hafta Udinese deplasmanına giden Juventus 4-0'lık galibiyet ile biraz kendine geldi.

Geçen sezon yediği 56 golle Serie A'nın en çok gol yiyen 6. takımı olan Juventus bu sezonda çok fazla gol yeme hastalığına devam ediyor. 4. haftada kendi sahasında Palermo'ya 3-1 boyun eğen Del Neri'nin öğrencileri 4 puanla 16. sırada yer alıyordu.

Geçtiğimiz hafta sonu sahasında Cagliari'yi Delle Alpi Stadı'nda ağırlayan Juventus kalesinde 2 gol görsede yeni Nedved olarak lanse edilen Krasic'in 3 gol attığı maçı 4-2 kazanarak 9. sıraya yükseldi. Bu hafta sonu oynanacak Inter deplasmanı Del Neri ve Juventus için iyi bir sınav olacak şüphesiz.

ALMANYA BUNDESLIGA

BAYERN MUNIH

Almanya'da geride kalan 6 haftada ligin zirvesinde hiç alışıl olmadığımız takımlar var. Geçen sezonu 9. sırada tamamlayan Maniz tüm maçlarını kazanarak lider durumda. Nuri Şahinli Dortmund 15 puanla 2. sırada, geçen sezonu 15. tamamlayan Hannover 13 puanla 3. sırada. Peki ya son şampiyon ?

Bayern Münih geride kalan 6 haftada sadece 2 galibiyet alabildi. Bu 2 galibiyetin de son dakikalarda atılan gollerle geldiğini düşünürsek şu anda 9. sırada bulunan Bayern'in 17. sırada olmaması içten bile değildi.

Sezonun açılış maçında Wolfsburg'u 2-1 ile geçen Van Gaal'in öğrencileri daha sonraki 3 maçta gol bile atamayarak sadece 2 puan (K'lautern'e 2-0 yenildi) toplayabildi. 5. haftada Hoffenheim deplasmanında 1-0 geriye düşmelerine rağmen Van Buyten'in son dakikadaki golü ile yine 2-1'lik bir galibiyet aldılar. Geçtiğimiz hafta sonu ise ligin sürpriz lideri Mainz'a Allianz Arena'da 2-1 mağlup oldular.

Robben'in Dünya Kupası'ndan sakat dönmesi ve Ribery'nin de 5. hafta sakatlanması ile ligde oynadığı 6 maçta sadece 5 gol atabilen Bayern Münih topladığı 8 puanla 9. sırada yer alıyor. Önümüzdeki hafta sonu da ligin formda ekipleri Dortmund'a konuk olacaklar. Her ne kadar takım lige kötü başlasa da Van Gaal'in sözleşmesi 2012 yılına kadar uzatıldı.

SCHALKE 04

Raul, Metzelder, Huntelaar ve Jurado gibi isimleri kadrosuna katarak bu sezon Bundesliga'nın transfer şampiyonu olan Schalke, aynı başarıyı ne yazık ki lig maçlarına yansıtamadı.

İlk hafta Nistelrooy'un 2 gol attığı maçta Hamburg deplasmanından 2-1'lik mağlubiyetle dönen Schalke ertesi hafta Hannover, 3. hafta Hoffenheim ve 4. hafta da Dortmund'a mağlup olarak lige 4'te 0 ile başladılar.

Wolfsburg'u şampiyon yaptıktan sonra geçen sezonun başında Schalke'ye gelen başarılı teknik adam belki de kariyerinin en kötü lige başlangıç rekorunu kırdı. 5. haftada Huntelaar'ın bitime 3 dakika attığı golle Freiburg deplasmanından 2-1'lik galibiyetle dönen Schalke 6. hafta ligin en çok gol yiyen takımı M.Gladbach önünde iç sahada 2-0 geriye düşse de Raul ve Huntelaar'ın golleri ile 2. yarı 1 puanı kurtarmayı başardı.

Geçen sezonun Bundesliga 2.si Schalke Şampiyonlar Ligi'ne de Lyon mağlubiyeti ile başlarken ligde 6 maçta topladığı 4 puanla 17. sırada yer alıyor.

STUTTGART

Bu sezon Avrupa'nın en ilginç ve birbirinden çok alakasız sonuçların alındığı Bundesliga'da geçen sezonun 6.sı Stuttgart da lige çok kötü başlayan takımlardan.

Ligin ilk haftasında Mainz deplasmanında 2-0 mağlup olmaları herkesçe sürpriz bir sonuç olarak gözükürken üstüste gelen Dortmund ve Freiburg mağlubiyetleri Schalke'yle beraber ligin dibine demir atmalarını sağladı.

4. hafta sahalarında konuk ettikler M.Gladbach 2 hafta önce Leverkusen'i deplasmanda 6-3 yenmiş bir önceki hafta ise kendi sahasında Frankfurt'a 4-0 yenilmişti. Maçın ne olacağını kestirmek zordu ve hiç puanı olmayan Stuttgart sahadan tam 7-0'lık bir galibiyet ile ayrıldı.

Ama yinede bu galibiyet Stuttgart'ın kendine gelmesini sağlayamadı ve ertesi hafta Nürnberg'e deplasmanda 2-1 kaybettiler. Geçtiğimiz hafta sonu ise 7 gol attıkları M.Gladbach'ın 6 gol attığı Leverkusen'i konuk ettiler. 30. dakikada Camoranesi'nin atılması ile 10 kişi kalan Stuttgart sahadan 4-1'lik mağlubiyetle ayrıldı.

Avrupa Ligi'ndeki ilk grup maçında Young Boys'u 3-0 ile geçen Stuttgart oradaki grubunda lider olsada Bundesliga'da 6 haftada topladığı 3 puanla 18. ve son sırada yer alıyor.

FRANSA LIGUE 1

OLYMPİQUE LYON

7 sezon üstüste Fransa Ligi'ni kazandıktan sonra son 2 sezondur lig şampiyonluğunu önce Bordeaux'a sonra da Marsilya'ya kaptıran Lyon, görünen o ki bu sezonda lig şampiyonluğunu başka bir takıma kaptıracak.

Transferde bu sene sessiz kalan ve flaş isim olarak sadece Gourcuff'u alan Puel'in öğrencileri Fransa Ligi'nde geride kalan 7 haftada sadece 1 galibiyet alabilirken belki de tarihlerinin en kötü lig başlangıcına imza attılar.

İlk hafta Monaco ile golsüz berabere kalan Lyon, 2. hafta lige yeni yükselen Caen'e 3-2'lik skorla mağlup oldu. Ertesi hafta ise lige yeni yükselen bir diğer ekip Brest'i tel golle geçtiler. Bu maçtan sonra oynadıkları 4 lig maçında tek gollerini 1-1 berabere kaldıkları Valenciennes maçında atan Lyon diğer 3 maçta sahadan yenik ayrıldı.

Geride kalan 7 haftada sadece 4 gol atabilen ve 5 puan toplayabilen Lyon, lider St. Etienne'in (Son hafta bu takıma sahasında 1-0 yenildi) tam 11 puan gerisinde ligde 18. sırada yer alıyor.
Averajla Lens'in önünde yer alan Lyon'un geçtiği diğer takım ise ilk haftadan itibaren düşmesine kesin gözü ile bakılan ve 7 maçın tamamını kaybeden Arles.

AUXERRE

Geçen sezon şampiyon Marsilya'nın 7, ikinci Lyon'un da 1 puan gerisinde yer alarak sezonu 3. sırada tamamlayan Auxerre, Fransa'da bu sezon bekleneni veremeyen takımların başında geliyor.

Jean Fernandez'in öğrencileri sadece 2 maçtan mağlup ayrılsa da henüz 1 maç bile kazanamadığı için Lyon ile beraber ligin dibinde konumlanmış durumda. Tek transferi Le Mans takımından Le Tallec olan Auxerre sahasında oynadığı 4 maçtan da beraberlikle ayrılırken toplamda aldığı 5 beraberlikle Lyon'un averajla bir basamak önünde 17. sırada yer alıyor.

Geçen sezona da ilk 4 maçta 1 puan ile başlayan Auxerre daha sonra toplarlanarak son 2-3 haftaya kadar şampiyonluk yarışına dahil olmuştu. Önümüzdeki hafta sonu Arles ile oynayacak olmaları onlar için çıkışa geçmek ve galibiyet serisine başlamak için büyük fırsat.

27.09.2010

Hafta İçi Futbol

28 Eylül Salı

21.45 Chelsea – Marseille (HD TV)
21.45 Auxerre – Real Madrid (FUTBOL SMART)
21.45 Ajax – Milan (EURO FUTBOL)

29 Eylül Çarşamba

19.30 Rubin Kazan – Barcelona (STAR TV)
21.45 Inter – Werder Bremen (EURO FUTBOL)
21.45 Schalke – Benfica (FUTBOL SMART)
21.45 Valencia – Manchester United (HD TV)
21.45 Rangers – Bursaspor (STAR TV)

30 Eylül Perşembe

20.00 Rapid Wien – Beşiktaş (STAR TV)
20.00 CSKA Sofia – Porto (EURO FUTBOL)
20.00 Utrecht – Liverpool (FUTBOL SMART)
20.00 Borussia Dortmund – Sevilla (HD TV)
22.05 Manchester City – Juventus (STAR TV)
22.05 Atletico Madrid – Leverkusen (EURO FUTBOL)
22.05 PAOK – Dinamo Zagreb (FUTBOL SMART)

Jose Mourinho'dan İnciler - 12

La Liga'da geçtiğimiz hafta içi oynanan maçlar sonucunda Barcelona'nın rahat kazanması sonrası Mourinho, şampiyonluk yarışları ile ilgili ilginç bir açıklama yapmış.

Ayrıca Mourinho, Espanyol maçı sonrası kendisini eleştirenlere de cevabını kendine has üslubu ile cevap vermiş.

- "Bazı takımlar Barcelona karşısında oynamadan hemen teslim oluyorlar. Hiçbir şekilde kazanamayacaklarını düşünüp basit bir şekilde kaybediyorlar. Açıkcası bu şartlarda şampiyon olmamız hiç de kolay değil. Çok daha fazla puan toplamalıyız"

- “Ben 10 milyonluk bir ülkede doğup büyüdüm. İspanya’da 40 milyon futbol antrenörü var. Ancak Real Madrid’in başında da bir kişi var, o da benim ve benim sözüm geçer

Liverpool - Sunderland Maçındaki Tartışmalı Gol!



İngiltere Premier Lig'e bu sezon çok kötü bir başlangıç yapan Liverpool bu hafta sonu da Anfield Road'ta Sunderland önünde 2 puan daha kaybederek 6 hafta sonunda tam 12 puan kaybetmiş oldu.

Maçta öne çıkan ise Liverpool'un puan kaybından çok Dirk Kuyt ile bulduğu ilk gol.

Orta sahada serbest vuruş kazanan Sunderland'te Turner'in, oyunu başlatması için kalecisine gönderdiği topu yakalayan Torres, Kuyt'u gördü, o da topu ağlara gönderdi.

Yardımcısıyla konuşan hakem, Turner'in vuruşuyla oyunun başladığına hükmetti ve Sunderlandlı oyuncularının itirazlarına rağmen tartışmalı golü verdi.

Geçtiğimiz sezonun 9. haftasında oynanan yine bir Sunderland - Liverpool maçına ilginç bir olay damgasını vurmuştu. Dün Liverpool filelerine 2 gol bırakan Darren Bent, 17 Ekim'de oynanan o maçta takımının galbiyet golünü atarken top ağlara gitmeden önce saha içine atılan bir balona çarparak yön değiştirmiş ve kaleci Reina'nın kurtarma şansı olan pozisyon gol ile sonuçlanmıştı.

17.09.2010

Jose Mourinho'dan İnciler - 11

"Ben defalarca kazanmış bir teknik direktörüm. İnsanlar benim takımlarımı izlerken yoruluyorlarmış. Fakat birçok insanın benim futbol stilimi takdir ettiğini biliyorum."

"Benim aldığım sonuçlar kendimi savunmak için gayet yeterli. Bazen hoşuma gitmeyen şeyler duyuyorum. İnsanlar, 35 şut attığımız ama 0-0 sona eren maçlardan sonra çok defansif oynadığımızı söylüyorlar."

"Bir sosyal hayatım yok. Sadece işimle ve alacağım sonuçlarla ilgileniyorum."

Del Piero Sadece Del Piero'dur!



Onun normal bir gol atması zaten beklenemezdi. Del Piero yine kendinden beklenecek derecede harika bir gole imza attı dün gece.

Juventus, UEFA Avrupa Ligi'nde Polonya temsilcisi Lech Poznan ile kendi sahasında karşılaşırken maçın ilk yarım saatinde 2-0 geriye düşmüştü. Delle Alpi Stadı'nda büyük bir sürpriz sonuç çıkacak mı diye beklerken Chiellini'nin 45 ve 50. dakikada attığı goller ile Torino temsilcisi kendine geldi. Ve 68. dakikada da beklenen galibiyet golü 36 yaşına gelmesine rağmen hala forma numarasındaki gibi 10 numara oynayan Del Piero'nın füzesi ile geldi.

Ama yine de 'Üstad'ın golü galibiyete yeterli olmadı. Lech Poznan'ın 22 yaşındaki Litvanyalı golcüsü Rudnevs 90. dakikada kendisinin ve takımının 3. golünü atarak 1 puanı kurtardı. Genç oyuncunun attığı golün Del Piero'nun golünden aşağı kalır bir tarafı yok onu da belirtmekte yarar var.

Hafta Sonu Futbol


17 Eylül Cuma

20.00 Trabzonspor – Manisaspor (LİG TV)
21.30 Eintracht Frankfurt – Freiburg (TRT 3)

18 Eylül Cumartesi

14.45 Stoke City – West Ham (SPORMAX)
16.00 Akhisar Belediye – Denizlispor (TRT 1)
17.00 Everton – Newcastle (SPORMAX)
18.00 Ankaragücü – Kasımpaşa (DIGI)
18.00 Sivasspor – Eskişehirspor (LİG TV)
19.30 Sunderland – Arsenal (SPORMAX)
20.30 Antalyaspor – Kayserispor (DIGI)
20.30 Bucaspor – Galatasaray (LİG TV)
22.00 Arles – Marsilya (KANAL A)
23.00 Real Sociedad – Real Madrid (NTVSPOR)
00.30 Botafogo – Cruzeiro (SPORMAX)

19 Eylül Pazar

13.30 Bari – Cagliari (FOX TV)
13.30 Feyenoord – Ajax (BEYAZ TV)
15.30 Roda – PSV (BEYAZ TV)
15.30 Manchester United – Liverpool (SPORMAX)
16.00 Kartalspor – Samsunspor (TRT 1)
18.00 Chelsea – Blackpool (SPORMAX)
18.00 Kardemir Karabük – Gençlerbirliği (DIGI)
18.00 Hercules – Valencia (NTVSPOR)
19.30 Altay – Karşıyaka (TRT 1)
20.00 Atletico Madrid – Barcelona (NTVSPOR)
20.00 Fenerbahçe – Beşiktaş (LİG TV)
20.30 İstanbul Belediye – Konyaspor (DIGI)
22.00 Palmeiras – Sao Paulo (SPORMAX)
22.00 Bordeaux – Lyon (KANAL A)

20 Eylül Pazartesi

20.00 Gaziantepspor – Bursaspor (LİG TV)

16.09.2010

R.Madrid Taraftarının Yeni Transferlere Verdiği Puanlar!

Thomas Muller'in Roma Maçındaki Harika Golü!


Bana göre Şampiyonlar Ligi'nde ilk haftanın en güzel golü...

Şampiyonlar Ligi 1. Maçların İstatistiksel Analizi!


► Şampiyonlar Ligi'nde 2010-2011 sezonun ilk golü Tottenham - Werder Bremen maçının 12. dakikasında Werder Bremen'in kendi kalesine attığı gol ile geldi.

►Pasanen'in kendi kalesine attığı gol Şampiyonlar Ligi tarihinde bir açılış maçında ilk kez gerçekleşti.

► Barcelona, Panathinaikos maçında yaptığı 792 isabetli pas ile Şampiyonlar Ligi tarihinde bir maçta en çok isabetli pas yapan takım oldu.

► Benficalı Luisao'nun Hapoel Tel Aviv maçının 21. dakikasında attığı gol Şampiyonlar Ligi tarihinin 5000. golü olarak kayıtlara geçti.

► Arsenal'in Braga karşısında aldığı 6-0'lık galibiyet Şampiyonlar Ligi tarihinde açılış maçında alınan en farklı skor olarak tarihe geçti.

► Ibrahimovic Şampiyonlar Ligi'nde 5 farklı takımla gol atan 2. oyuncu oldu: Ajax (6), Juventus (3), Inter (6), Barcelona (4), Milan (2). Bu alanda ilki gerçekleştiren ise Hernan Crespo olmuştu. (Parma, Lazio, Inter, Chelsea, Milan)

► Tottenham'ın golcü oyuncusu Peter Crouch ilk 11'de sahaya çıktığı son 15 Şampiyonlar Ligi maçında 14 gol attı.

► Chelsea forması ile Zilina'ya karşı son 11 dakikada forma şansı bulan 1 Mart 1993 doğumlu Mc Eacharn, Şampiyonlar Ligi'nin ilk kez oynanmaya başladığı 25 Kasım 1992 tarihinden sonra doğupta forma giyen ilk futbolcu.

► M.United maçında forma giyen Rangerslı David Weir 40 yaş 127 gün ile Şampiyonlar Ligi'nde forma giyen en yaşlı 2. futbolcu oldu. Bu alanda rekor 40 yaş 221 gün ile Milan'da 21 sene top koşturan Alessandrdo Costacurta'ya ait.

► Messi'nin Panathinaikos maçında kaçırdığı penaltı, Barcelona'nın Şampiyonlar Ligi'nde 2006'dan bu yana kaçırdığı ilk penaltı. 18 Nisan 2006'da Milan ile oynanan yarı final maçında Ronaldinho penaltı atışını gole çevirememişti.

► Barcelona'nın 23 yaşındaki Arjantinli yıldızı Lionel Messi toplamda attığı 27 golle şu anda Barcelona'nın Avrupa kupalarında en çok gol atan oyuncusu.

► Lionel Messi Nou Camp'ta çıktığı 20 Şampiyonlar Ligi maçında 15 gole imza attı.

► Twente karşısında 61. dakikada oyuna giren Interli Philippe Coutinho, Şampiyonlar Ligi'nde forma giyen en genç (18 yaş 94 gün) 2. Brezilyalı oyuncu oldu. Bu alanda rekor M.United formasını 18 yaş 73 günlükken forma giyen Rafael'e ait.

► Xavi, Panathinaikos önünde Şampiyonlar Ligi kariyerinin 100. maçına çıkarak bu alanda 14. futbolcu oldu.

► Şampiyonlar Ligi tarihinde açılış maçına son şampiyon sıfatı ile çıkan takımlar içinde sadece Milan mağlubiyet aldı. 1993-1994 sezonunda Şampiyonlar Ligi'ni müzesine götüren Milano temsilcisi ertesi sezon açılış maçında Ajax'a 2-0 mağlup oldu.

► Arsenal kendi sahasında oynadığı son 34 Şampiyonlar Ligi maçında sahadan sadece 1 kez yenik ayrıldı.

► Braga karşısında Fabregas'ın penaltıdan attığı gol ile Arsenal kendi sahasında oynadığı üstüste 3. Şampiyonlar Ligi maçında da penaltıdan gol atmış oldu.

► Fabregas Emirates Stadyumu'nda forma giydiği son 4 Şampiyonlar Ligi maçında 5 gol attı.

► Arsenal'in Fransız golcüsü Chamakh son 7 Şampiyonlar Ligi maçında 6 gol attı.

► Şampiyonlar Ligi tarihinde Yunan ekipleri şu ana kadar İspanyollara karşı 1 kez bile maç kazanamadı. Oynanan 46 maçın 40'ını İspanyollar kazanırken 6 maç berabere bitti.

► Barcelona Nou Camp'ta Yunan takımları ile oynadığı son 5 maçın tamamını kazanırken bu maçlarda rakip filelere 21 gol bıraktı.

► Hapoel Tel Aviv'in Benfica deplasmanında 2-0 mağlup olması ile İsrail ekipleri Şampiyonlar liginde son 11 deplasman maçında 10. kez sahadan mağlup ayrılmış oldu.

► Roma, Alman takımları ile oynadığı son 12 Şampiyonlar Ligi maçının sadece 2'sini kazanırken 10 kez sahadan mağlup ayrıldı.

► Bayern Münih Şampiyonlar Ligi'nde İtalyan takımları ile oynadığı son 4 maçta sadece 1 gol yedi.

► Chelsea oynadığı 9 Şampiyonlar Ligi açılış maçının hiçbirini kaybetmedi. Maviler bu maçlarda 7 galibiyet 2 beraberlik aldı.

► Anelka tam 10 yıl sonra bir Şampiyonlar Ligi maçında 1'den fazla gol attı. Fransız golcü PSG forması giyerken 24 Ekim 2000'de takımının 7-2 kazandığı Rosenborg maçında 3 gol kaydetmişti.

► Drogba 31 golle Şampiyonlar Ligi'nde en çok gol atan Afrikalı futbolcu. Chelseali golcüye en yakın isimler 20 golle Samuel Eto'o ve 11 golle Weah.

► Milan San Siro'da Auxerre'i 2-0 ile geçerek 4 Aralık 2007 tarihinden bu yana ilk kez Şampiyonlar Ligi'nde bir iç saha maçından galibiyetle ayrıldı.

► Real Madrid ile Ajax'ın kadrosunda bulunan 7 oyuncu Dünya Kupası finalinde de karşı karşıya gelmişti: Casillias, Ramos, Arbeloa, Xabi Alonso (İspanya); Stekelenburg, Van der Wiel, De Zeuw (Hollanda)

► Şu ana kadar Şampiyonlar Ligi'nde 22 gol atan Cristiano Ronaldo 3 gol daha atması halinde 24 gol atan Figo'yu geçerek Kupa 1'de en çok gol atan Portekizli oyuncu olacak.

► Ibrahimovic Ajax filelerine gönderdiği 2 gol ile San Siro stadında Şampiyonlar Ligi maçlarında attığı toplam gol sayısını 7'ye yükseltti.

► Bursaspor 3 İstanbul takımı Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'tan sonra Şampiyonlar Ligi gruplarında mücadele eden ilk Türk takımı oldu.

► Açılış maçında Valencia'ya 4-0 yenilen Bursaspor, Şampiyonlar Ligi açılış maçında en farklı skorla yenilen Türk takımı oldu. Daha önce bu alanda rekor 2000-2001 sezonu Ş.Ligi ilk maçında Milan'a 4-1 yenilen Beşiktaş'a aitti.

► Bu yıl 20.si düzenlenen Şampiyonlar Ligi organizasyonda Türk takımları sadece 2 sezon gruplarda yer almadı.(1992-1993 ve 1995-1996)

► 2007-2008 sezonunda Beşiktaş'ın başında Şampiyonlar Ligi deneyimi yaşayan Ertuğrul Sağlam Valencia'ya karşı 7. Şampiyonlar Ligi maçına çıkarken 5. mağlubiyetini aldı.

15.09.2010

Milli Takımımız Yükselişe Geçti!


Uluslararası Futbol Birliği (FIFA), Eylül ayı dünya sıralamasını açıkladı.

İspanya 59 puan kaybetsede 1824 puanla liderliğini bu ayda sürdürmeye devam etti. 2. sıradaki Hollanda da 2. sıradaki yerini korumaya devam etti. Türkiye ile aynı grupta veda eden ve Avrupa Şampiyonası elemelerine 2'de 2 yaparak başlayan Almanya bu ay 26 puan kazanarak Brezilya'nın önünde 3. sıraya yükseldi.

Kazakistan ve Belçika maçlarından 6 puan çıkaran A Milli Takımımız ise 7 sıra birden yükselerek 21. sırada yer aldı bu ay. Milli takımımız topladığı 72 puanla 882 puana yükselirken 20. sırada yer alan Gana ile olan puan farkı sadece 7.

Miroslav Stoch'un formasını giydiği Slovakya, elemelerde Rusya deplasmanında aldığı galibiyetin de etkisi ile tam 11 basamak birden yükselerek 16. sırada yer aldı. Portekiz ve İzlanda'yı yenerek elemelere 2'de 2 ile başlayan Norveç de 8 basamak birden yükselerek 14. sırada yer aldı ve ilk 20 takım arasına girdi.

İlk 100 içinde yer alan takımlar içinde en büyük yükselişi yapan ülke Karadağ oldu. Geçtiğimiz ay 73. sırada yer alan Karadağ bu ay topladığı 236 puanla 33 sıra birden yükselerek 40. sırada yer aldı. Litvanya (10 sıra yükselerek 42.), Kıbrıs Rum Kesimi (20 sıra yükselerek 43.) ve Kuzey İrlanda (14 sıra yükselerek 45.) da bu ay iyi yükselişe geçerek ilk 50 sırada yerlerini aldı.

FIFA'ya bağlı 207 ülke içinde bu ay en büyük yükselişi yapan ülke Gine-Bissau oldu. Afrika ekibi 108 puan birden alarak toplam 127 puana ulaşırken 188. sıradan 140. sıraya yükseldi. Geçen ay 108. sırada yer alan ve bu ay 77. sıraya yükselen Cape Verde Adaları ile 202. sıradan 172. sıraya yükselen Orta Afrika Cumhuriyeti bu ay en fazla yükselen ülkeler oldu.

Rusya (16. sıradan 25.liğe) ve İsviçre (17. sıradan 21.liğe) bu ayki düşüşleri ile ilk 20'nin dışında kalırken Bulgaristan'da 11 basamak birden düşerek ilk 50 sıranın dışında kaldı.

207 ülke içinde en büyük düşüşü yaşayan ülke geçen ay 76. sırada yer alan El Salvador'dan geldi. El Salvador '-107' puan alırken 110. sıraya geriledi. Hindistan 138. sıradan 160. sıraya, Trinidad Tobago 76. sıradan 97. sıraya, İzlanda 79. sıradan 100. sıraya ve Faroe Adaları da 118. sıradan 138. sıraya gerileyerek bu ayın en çok düşüş yaşayan ülkeleri oldular.

M.Unitedlı Valencia'nın Talihsiz Sakatlığı!

Dün akşam başlayan Şampiyonlar Ligi'nde temsilcimiz Bursaspor sahasında Valencia'ya 4-0 yenilerek hepimizi hayal kırıklığına uğratırken aynı grupta oynanan Manchester United - Rangers maçında yaşanan bir olay gecenin en çok konuşulan olayı oldu.

Old Trafford'ta oynanan ve 0-0 sona eren maçta Manchester United kaçırdığı 2 puandan çok Luis Antonio Valencia'nın sakatlığına üzüldü.

2009 yazında Wigan'dan 16 milyon sterline transfer olan ve geçtiğimiz sezon 49 resmi maçta 7 gol 11 asiste imza atan (Ş.Ligi'nde 9 maçta 2 gol 3 asist) Ekvadorlu oyuncu maçın 63. dakikasında Rangerslı Broadfoot'un darbesi ile yere kaldı.

Maç sonunda Valencia'nın durumu ile ilgili açıklama yapan Alex Ferguson ise, oyuncsunun bileğinin kırıldığını ve muhtemelen sezonu kapattığını söylemiş. Rooney'in Valencia'nın yerde kıvranırken göz yaşlarına hakim olamaması da ilginç bir enstantene oluşturmuş.


Peki Biz Kiminle Maç Yaptık ?

Batı Afrika Futbol Şampiyonası'na hazırlanan Bahreyn, geçen hafta Togo Milli Takımı ile özel bir maç yaptı. Karşılaşma Bahreyn'in 3-0 üstünlüğü ile sona ererken maçta gözler, Togo'nun Avrupa'da forma giyen oyuncularını aradı.

Bahreynliler, rakiplerinin neden bu kadar zayıf olduğunu anlamaya çalışırken, Togo Futbol Federasyonu'ndan şok bir açıklama geldi. Federasyon, milli takımı özel bir maç için hiçbir zaman Bahreyn'e göndermediğini duyurdu. Togolu yetkililere göre, Bahreyn Futbol Federasyonu, muhtemelen maçı organize eden menajer tarafından kandırılmıştı. Sahada yer alan oyuncuların Togo uyruklu oldukları bile şüpheliydi.

Bahreynli yetkililer, maçı organize eden menajer ile yıllardır çalıştıklarını ve tüm resmi prosedürlerin yerine getirildiğinde ısrarlı. Buna karşın Togo Futbol Federasyonu’nun geçici başkanı Seiyi Memene, “FIFA’nın onayı olmadan oyuncularımızı milli maça çıkaramayız. Bahreyn maçında forma giyen oyuncular bir sahtekârlığa alet olmuşlardır. Zira biz Bahreyn'e milli takımımızı göndermedik” diye konuştu.

Tüm bu gelişmeler üzerine, her iki ülkenin federasyonları ve FIFA, olayın üzerindeki sır perdesini aralamak için soruşturma başlattı.

7.09.2010

Bayram Dolayısı İle Kapalıyız!

Bu sene Ramazan Bayramı'nı köyde geçirmek kısmetmiş. 1 haftalığına Ordu'dayım. Şampiyonlar Ligi maçları başlamadan eve döneceğim bir aksilik olmazsa.

Beni takip eden herkese iyi bayramlar şimdiden. Kalın sağlıcakla...



6.09.2010

Doğduğu Ülkeye Karşı Oynayan 10 Futbolcu!

10) Nani (Caper Verde doğumlu - Portekiz Milli Takımı'nda)

Portekiz 0-0 Cape Verde. Carlos Queiroz önderliğindeki Portekiz Milli Takımı'nın Dünya Kupası öncesi oynadığı hazırlık karşılaşmalarından bir tanesinde aldığı şok bir sonuç. Üstelik takım yıldızlarından Cristiano Ronaldo ve Cape Verde doğumlu olan Nani bu maçta ilk 11'de başlamıştı.

Manchester United'da forma giyen yıldız futbolcu ülkesinin başkenti Praia'da dünyaya gelmiş ancak ailesi daha sonra Portekiz'e yerleşmişti. Henüz 5 yaşındayken babası Cape Verde'ye tatile gitmiş ve bir daha dönmemişti. Ardından annesi de Hollanda'ya gidince Nani Lizbon'daki teyzesinin ellerinde büyüdü ve ilk milli maçına 2006 yılında çıktı.


9) Giuseppe Rossi (ABD doğumlu - İtalya Milli Takımı'nda)

Eğer olaylar farklı gelişseydi New Jersey doğumlu golcü futbolcu, 2006 Dünya Kupası'nda ABD Milli Takım forması altında İtalya'ya karşı forma giyebilirdi. Dönemin teknik direktörü Bruce Arena, Rossi'yi milli takıma çağırdı ancak yıldız futbolcunun verdiği yanıt netti: "İtalya Milli Takımı'nda oynamak istiyorum"

Bundan 2 yıl sonra Konfederasyon Kupası'nda ABD'ye karşı İtalyan milli takımı forması giyecek olan Rossi, doğduğu ülkenin filelerine 2 gol bırakacak ve takımının aldığı 3-1'lik galibiyette önemli pay sahibi olacaktı.


8) Omar Sivori (Arjantin doğumlu - İtalya Milli Takımı'nda)

50'li ve 60'lı yıllarda Serie A'ya damga vuran yıldızlardan bir tanesi olan Omar Sivori, 1957'de Juventus'a transferinden önce Arjantin Milli Takımı için ter döküyordu. Dönemin Arjantin Başbakanı ise ona Avrupa'ya gittiği için milli formayı yasaklamıştı. 1961'de İtalya Milli Takımı'na çağırılan Sivori, çıktığı 9 maçta 8 kez fileleri havalandırmıştı. Bu gollerinden bir tanesini ise İtalya'nın Arjantin ile oynadığı ve 4-1 kazandığı hazırlık maçında kaydetmişti.

7) Bernd Krauss (Almanya doğumlu - Avusturya Milli Takımı'nda)

Kariyerine Bundesliga ekiplerinden Borussia Dortmund'da başlayan Bernd Krauss, burada beklediğini bulamayınca Rapid Vienna'nın yolunu tuttu. Burada Avusturya Milli Takımı'nda forma giymeyi tercih eden Krauss, 1982 Dünya Kupası'nda Batı Almanya'ya karşı mücadele vermişti.

6) Stuart McCall (İngiltere doğumlu - İskoçya Milli Takımı'nda)

Leeds doğumlu olan McCall, Bradford altyapısında forma giyerken 1984 yılında İngiltere 21 Yaş Altı Milli Takımı'na çağırılmış ve orada forma giymişti. Daha sonra bir maça yedek başlayacağını öğrenen McCall, ısınmalara çıkmamış ve bir daha İngiliz milli formasını giymemişti. McCall, 1990'da İsoçya Milli Takımı formasını giymeye başlamıştı.

5) Josip Simunic (Avustralya doğumlu - Hırvatistan Milli Takımı'nda)

Kariyerine Avustralya takımlarından Melbourne Knights'da başlayan başarılı savunma oyuncusu daha sonra Avrupa'ya transfer olmuş ve daha sonra Hurvatistan vatandaşlığına geçerek 2001 yılında yeni milli takımıyla boy göstermişti. Simunic, 2006 Dünya Kupası'nda Avustralya'ya karşı forma giymişti.


4) Miroslav Klose/Lukas Podolski (Polonya doğumlu - Almanya Milli Takımı'nda)

Almanya'nın 2006 Dünya Kupası'nda Polonya'yı 1-0 mağlup ettiği karşılaşmanın iki yıldızı vardı: Miroslav Klose ve Lukas Podolski. Bu iki isim de Polonya doğumlu ve çocukluk dönemlerinde Almanya'ya göç etmiş ailenin oğulları. 2006 Dünya Kupası'nda bu ikili toplamda 8 kez fileleri havalandırmışlardı.

2001 yılında Klose, Polonya Futbol Federasyonu tarafından çağırılmış ve kendisine Polonya Milli Takımı forması giymesi teklif edilmişti. Ancak golcü futbolcu bu isteği Alman pasaportu taşıdığı için reddetmiş, daha sonra ise 2008'de Polonyalı yetkililerin daha erken davranması halinde farklı bir karar verebileceğini belirtmişti.

3) Herbert Wimmer (Belçika doğumlu - Almanya Milli Takımı'nda)

Belçika doğumlu Herbert Wimmer, yıllar boyunca Bundesliga ekiplerinden Borussia Monchengladbach'da başarıyla forma giymişti. Almanya Milli Takımı'nda forma giymeye başlayan Wimmer, 1972 Avrupa Şampiyonası'nda Almanya'nın Belçika'yı 2-1 mağlup ettiği yarı final maçında forma giymişti.

2) Deco (Brezilya doğumlu - Portekiz Milli Takımı'nda)


Portekiz'de Lig Sagres'de 6 yılını geçiren Deco, Luis Felipe Scolari'nin çağrısının ardından Portekiz Milli Takımı'nda forma giymeye başlamıştı. 2003 yılında Brezilya'ya karşı forma giyen ve takımının 2-1 galip geldiği maçta oynadığı güzel futbolla galibiyette pay sahibi olan Deco, Dünya Kupası'nın ardından milli takımı bıraktığını açıklamıştı.


1) Diğerleri (Büyük Britanya doğumlu - İrlanda Milli Takım forması giyenler)

İngiliz teknik adam Jack Charlton, 80'li yılların ortasında İrlanda Milli Takımı'nın başına geçince adeta takıma yeni bir boyut kazandırmıştı. İrlanda'nın ilk Dünya Kupası tecrübesinde 1990'da İngiltere ile oynanan karşılaşmada ise ilk 11'de tam 8 Büyük Britanya doğumlu oyuncu yer alıyordu:

Chris Morris - İngiltere
Mick McCharty - İngiltere
Paul McGrath - İngiltere
Ray Houghton -İskoçya
John Aldridge - İngiltere
Tony Cascarino - İngiltere
Kevin Sheedy - Galler
Andy Townsend - İngiltere

4.09.2010

Robson De Souza (Robinho) Milan'da!

Milan'ın onursal başkanı ve İtalya başbakanı Silvio Berlusconi transfer sezonunun kapanmasına sayılı günler kala 2 yıldız ismi birden kadroya katarak son yıllarda hayal kırıklığı yaratan Milan'ı şampiyonluğun en güçlü adayı konumuna getirdi.

Ibrahimovic'i Barcelona'dan alarak ilk transfer bombasını patlatan Milan kulübü transferin son gününde takım değiştirmeyi çok seven Brezilyalı yıldız Robinho'yu da kadrosuna katarak Pato ve Ronaldinho ile beraber müthiş bir hücum gücüne sahip oldu.

Manchester City'de mutsuz olan Robinho'nun İngiliz kulübünden ayrılması zaten beklenen birşeydi. Bu transferi bitirmeye en yakın takım olarak ise Fenerbahçe ve Beşiktaş gözüküyordu. 16 Ağustos'ta Sky Bet'in 'Robinho hangi takıma gidecek' diye açtığı bahiste Fenerbahçe 1.25'lik oran ile banko gözüküyordu.

20 Ağustos tarihinde ise İngiliz The Guardian gazetesi internet sitesinde 'Beşiktaş ile M.City 16 milyon pound ücretle Robinho'nun transferinde anlaştılar' haberini manşetine taşımıştı. Transferin bitmesine birkaç gün kala Beşiktaş cephesinden gelen 'Sponsor bulamadığımız için Robinho'yu alamıyoruz' açıklamasından sonra Berlusconi'nin çabaları ile Robinho 31 Ağustos'ta 18 milyon euroya Milan'a transfer oldu. Sky Bet bahis sitesinde Robinho'nun Milan'a transferine oynayanların 1'e 14'lük bir kazanç sağladığını da hatırlatalım.

1984 yılında Sau Paulo'nun Sao Vicente kentinde dünyaya gelen Robinho, futbola Pele'nin ilk profesyonel olduğu ve 18 sezon top koşturduğu Santos kulübünde başladı. Yetenekleri ile dikkat çeken ve henüz 18 yaşında ilk resmi maçına çıkan Robinho ilk senesinde 30 maçta 10 gol kaydetti.

2003 yılında ligde 32 maçta 9 gole imza atan golcü oyuncu Libertadores kupasında da çıktığı 14 maçta 4 kez rakip fileleri havalandırarak Santos'un final oynamasını sağladı. Finalde ise her 2 maçta Boca Juniors'a yenilerek şampiyonluğu kaptırdılar.

Diego ve Elano ile beraber çok harika bir sezon geçirdikleri 2004 senesinde ise Santos ile beraber ligi şampiyon tamamladılar. Santos'taki en iyi sezonunu geçiren Robinho ligde çıktığı 37 maçta attığı 21 golle Avrupa kulüplerininde dikkatini çekmeyi başardı. Yine de kulübü Santos gelen tüm teklifleri reddederek 20 yaşındaki golcüsünü satmamayı başardı.

2005 senesinde annesi fidye için kaçırılan ve Brezilya'dan ayrılmayı kafasına koyan Robinho, Real Madrid'in yaptığı teklif sonrası İspanya'ya gitme kararı aldı. Santos satmamaya dirense de antremanlara çıkmayan Robinho sonunda amacına ulaştı ve İspanyol kulübü 24 milyon euroya golcü oyuncuyu transfer etti. Yine de yarım sezonda çıktığı toplam 21 maçta 12 tane gol attı Santos forması ile Robinho.

Real Madrid'te Figo'nun ayrılması ile boşalan 10 numarayı sırtına geçiren Robinho ilk senesinde 31'i ilk 11'de olmak üzere 37 lig maçında forma giydi ve 8 gole imza attı. İspanya Kupası'nda 4 gol atan Brezilyalı golcü sezonu toplamda 51 maçta 12 gol ile tamamladı ve takımda 16 gol atan Robinho'dan sonra en çok gol atan isim oldu.

2006-2007 sezonunda gerek Van Nistelroy ve Higuain'in transfer edilmesi gerekse de Beckham ile beraber Capello'nun gözünde sorunlu oyuncu olarak gözükmesi nedeni ile daha çok yedek kulübesinde oturdu. Ligde sadece 20 maçta (12 kez de sonradan oyuna girdi) ilk 11'de sahaya çıkarken 6 gol ve 4 asiste imza attı. İspanya Kupasında'da 2 maçta 1 gol atan Robinho, Şampiyonlar Ligi'nde ise forma giydiği 7 maçta 349 dakika sahada kalırken tek golünü gruplarda S.Bükreş deplasmanında attı.

Ertesi sezon Capello'nun yerine Schuster'in gelmesi ile tekrar düzenli olarak forma şansı bulan Robinho, Raul(22) ve Van Nistelrooy(20)'dan sonra Real Madrid'in en çok gol atan oyuncusu oldu. Ligde çıktığı 32 maçta yaptığı 11 gol 8 asistle takımının üstüste 2. kez La Liga şampiyonu olmasına katkı sağlarken Şampiyonlar Ligi'nde de 5 maçta 5 gol 4 asiste imza attı.

2008 yazında Santos kulübünde olduğu gibi kendi isteği ile takımdan ayrılmak isteyen Robinho için tüm transfer sezonu boyunca adı Chelsea ile anıldı. Açık açık gitmek istediğini söylediği Chelsea ile Real Madrid bonserviste anlaşamayınca transferin son günü Manchester City'e transfer oldu. Arap sermayesi tarafından satın alınan M.City'nin Robinho için verdiği 42 milyon euro 'Premier Lig'in en pahalı transferi' olarak kayıtlara geçti.

Manchester City'de de 10 numaralı formayı giyen Robinho lige ilk 6 haftada 6 gol atarak çok hızlı bir giriş yaptı. 28 Aralık'ta Blackburn deplasmanında attığı golden sonra 112 günlük bir gol orucuna giren Brezilyalı yıldız ligde forma giydiği 31 maçta 14 kez gol sevinci yaşarken 5 de asist yaptı. Ligin en çok gol atan 5. futbolcusu olan Robinho, UEFA Kupası'nda ise 10 maçta forma giydi ve 1 gol 4 asist ile oynadı.

2009-2010 sezonunun 3. haftasında geçirdiği sakatlık ve 3 ay sahalardan uzak kalması, Tevez ve Adebayor'un transfer edilmesi ile arka plana düşmesi Manchester City'deki 2. sezonunun sancılı geçmesine sebep oldu. Ocak ayına kadar ligde sadece 10 maçta forma giyen ve 3 asist yapan Robinho sezon sonunda Dünya Kupası olduğu için formda olmak için kendi isteği ile Santos'a kiralık olarak gitti.

Santos'ta geçirdiği 6 aylık süreçte 18 yaşındaki Neymar ile beraber yetiştiği kulübün Brezilya Kupası'nı kazanmasında (8 kupa maçında 6 gol) başrol oynayan Robinho Dünya Kupası'ndan sonra tekrar Manchester City'e döndü. Balotelli'nin de gelmesi ile ligin ilk maçında 18 kişilik kadroya bile alınmayan Robinho yine kendi isteği ile ayrıldı ve İspanya ve İngiltere'den sonra Avrupa'nın en büyük 3. ligi olan İtalya'ya transfer oldu. Robinho'nun Milan da 70 numaralı formayı giyeceğini hatırlatalım.

Brezilya milli formasını ilk olarak ülkesinin 2. tamamladığı 2003'teki Gold Cup'ta giymeye başlayan Robinho 7 sezonda 80 kez milli olurken 25 de gole imza attı. Brezilya'nın şampiyon olduğu 2005 Konfederasyon Kupası'nda 5 maçta forma giyerken 2 kez gol sevinci yaşadı.
Almanya'da düzenlenen 2006 Dünya Kupası'nda 4 maçta 144 dakika alan Robinho genellikle 3 maçta sonradan oyuna dahil oldu. (2 kez Ronaldo, 1 kez de Kaka'nın yerine.)

2007 yılında düzenlenen Copa America Robinho'nun milli forma ile en büyük patlamayı yaptığı turnuva oldu. 6 maçın tamamında ilk 11 başlayan golcü oyuncu turnuvayı 6 golle gol kralı olarak tamamlarken Brezilya da 8. kez bu kupayı müzezine götürme sevincini yaşadı. 2009 yılında Güney Afrika'da düzenlenen Konfederasyon Kupası'nı yine Brezilya şampiyon tamamlarken Robinho 5 maçta 1 gol 1 asist ile oynadı.

2010 Dünya Kupası'nda 11 numaralı forma ile boy gösteren Robinho; Elano, Kaka ve Luis Fabiano ile beraber Brezilya milli takımının hücumdaki en önemli isimlerinden biriydi. Grup maçlarında 2 kez sahada kalan ve gol atamayan golcü oyuncu 2. turda Şili'ye, çeyrek finalde ise Hollanda'ya 1'er gol attı. Turnuvayı 4 maçta 2 gol 1 asistle tamamlarken Hollanda karşısında attığı gol Brezilya'nın elenmesine mani olamadı.
Related Posts with Thumbnails