30.05.2011

Şampiyonlar Ligi'nin En İyi 11'i!

Şampiyonlar Ligi'nde bir sezon daha geride kalırken 'Uefa.com'da 2010-2011 sezonunda bu kulvarda forma giyen oyuncular için yapılan oylama sonucunda içerisinden 'En iyi 11' belli oldu.

Şampiyon Barcelona'dan ve finalist Manchester United'tan 3'er oyuncu bu 11'e girerken, Real Madrid'ten 2, Schalke, Shaktar ve Tottenham'dan 1 oyuncu 'Yılın 11'ine seçildi.

Lafı çok uzatmadan 'Şampiyonlar ligi yılın 11'indeki oyuncuları söyleyelim;

Van Der Sar (Manchester United)

Darjo Srna (Shaktar Donetsk)

Gerard Pique (Barcelona)

Nemanja Vidic (Manchester United)

Marcelo (Real Madrid)

Gareth Bale (Tottenham Hotspur)

Andres Iniesta (Barcelona)

Mesut Özil (Real Madrid)

Ryan Giggs (Manchester United)

Raul Gonzalez (Schalke 04)

Lionel Messi (Barcelona)

28.05.2011

Ateşli Taraftar Dediğin Böyle Olur!


3 gün önce oynanan Romanya kupası finalinde Steaua Bükreş ile Dinamo Bükreş karşı karşıya geldi ve maçtan 2-1'lik skorla Steaua Bükrei galip geldi.

Psikopatlık yönünden, sahaya yabancı madde atma yönünden Türk taraftarldan farkı olmayan Romanya taraftarlarının maç içinde attıkları meşale ise maça damga vurdu.

Sahaya attıkları şey için meşale demek de tam doğru olmaz aslında. Kız kaçıranın büyük ve daha çok ateşli versiyonu gibi birşey. Yerde kaç kere sektiğini kameralar bile yakalayamıyor :)

Final Maçı Öncesi Bilinmesi Gerekenler!


► Barcelona ile Manchester United tarihlerinde 11. kez karşı karşıya gelecek. Geride kalan 10 maçta her 2 takımda 3'er galibiyet alırken 4 maçta berabere sonuçlandı. Bu maçlarda Barcelona 17, Manchester United ise 14 gol attı.

► Barcelona ve Manchester United tarihlerinde 3. kez bir Avrupa kupası finalinde karşılaşacak. (1991 Kupa Galipleri Kupası Finali: M.United 2-1 Barcelona, 2009 Şampiyonlar Ligi Finali: Barcelona 2-0 Manchester United)

► İngiliz ve İspanyol takımları daha önce 15 kez Avrupa Kupası finallerinde karşı karşıya geldi. Bu 15 finalin 8'ini İspanyol takımları kazanırken 7 finalde de İngiliz takımları mutlu sona ulaştı. 15 finalin 5'i Kupa Galipleri Kupası, 4'ü Süper Kupa, 3'ü UEFA Kupası/Avrupa Ligi, 3'ü de Şampiyonlar Ligi/Şampiyon Kulüpler Kupası finaliydi.

► Şampiyonlar Ligi'nde en başarılı ülke İtalya. İtalyan takımları Şampiyonlar Ligi/Şampiyon Kulüpler Kupası tarihinde 26 kez final oynarken 12 şampiyonluk yaşadı. İspanyol kulüpleri 21 finalde 12 şampiyonluk kazanırken, İngiliz kulüpleri 17 finalde 11 kez şampiyon oldu. Almanya'nın 14 finalde 6, Hollanda'nın da 8 finalde 6 şampiyonluğu var.

► Şampiyonlar Ligi/Şampiyon Kulüpler Kupası'nı en çok kazanan takım 9 kez ile Real Madrid. Madrid'i 7 şampiyonlukla Milan, 5 şampiyonlukla Liverpool takip ediyor.

► Hem Barcelona takımının hem de Manchester United takımının bu kupada 3'er şampiyonlukları bulunuyor.

► Barcelona daha önce 6 kez final oynarken bunların 3'ünden galip ayrıldı. Manchester United'ın ise 4 finalde 3 şampiyonluğu var.

► Şampiyonlar Ligi/Şampiyon Kulüpler Kupası tarihinde 14 final uzatmalara kaldı. 14 maçın 4'ünde uzatmalar sonucunda kazanan takım belli olurken 9 maç penaltılara kaldı. 1974'te B.Münih ile A.Madrid finalinde kazananı ise 2 gün sonra oynanan tekrar maçı belirlemişti.

► Şampiyonlar Ligi finalindeki en farklı skor 1994'te Milan'ın Barcelona'yı 4-0 yenip şampiyon olduğu finalde alındı. En gollü final maçı ise 1960 yılında oynanan ve Real Madrid'in Eintracht Frankfurt'u 7-3 yendiği maç oldu.

► Şampiyonlar Ligi'ni üstüste 2 sezon kazanan son takım Milan (1989,1990) oldu. 1994'te şampiyon olan Milan, 1996'da şampiyon olan Juventus ve 2008'de şampiyon olan Manchester United, ertesi sezon finalde kaybederek üstüste 2. kez şampiyonluk yaşama şansını kaçırdı.

► Bu finalle birlikte Wembley Stadı'nda 6. kez Şampiyonlar Ligi finali oynanacak. Daha önceki 5 finalin 2'sini İngiliz takımları kazandı. (1963: Milan 2-1 Benfica, 1968: M.United 4-1 Benfica, 1971: Ajax 2-0 Panathinaikos, 1978: Liverpool 1-0 Club Brugge, 1992: Barcelona 1-0 Sampdoria)

► Wembley Stadı'nın yeniden açıldığı 9 Mart 2007 tarihinden bu yana Manchester United bu statta 9 maç yaptı. Manchester United bu maçlarda 5 galibiyet elde ederken, 9 maçın 5'i penaltılara kaldı.

► Bu finalle birlikte 11. kez finalist takımlardan biri kendi ülkesinde Şampiyonlar Ligi finaline çıkmış olacak. Daha önceki 10 finalin 7'sinde finali kendi ülkesinde oynayan takımlar şampiyon olmuştu.

► Barcelona, Avrupa kupaları tarihinde bugüne kadar 57 kez İngiliz takımları ile maç yaptı. İspanyol ekip bu maçların 23'ünü kazanırken 16'sında mağlup oldu 18 kez de sahadan beraberlikle ayrıldı. Bu 57 maçta 93 gol atan Barcelona kalesinde ise 69 gol gördü.

► Barcelona, İngiliz takımlarına karşı deplasmanda oynadığı 27 maçın sadece 6'sından galibiyetle ayrılırken 13 maçtan mağlup ayrıldı. Londra'da oynadıkları 9 maçta ise sadece 2 galibiyet alıp 4 kez de yenildiler.

► Barcelona, Londra'da oynadığı son maçta bu sezon Arsenal'e 2-1 mağlup olmuştu. Katalan ekibi Wembley Stadı'nda oynadığı son maçta ise 10 Ekim 1999'da Arsenal'i 4-2 yenmişti.

► Manchester United, Avrupa kupaları tarihinde bugüne kadar 40 kez İspanyol takımları ile karşılaştı. İngiliz ekibi bu maçlarda 11 galibiyet alırken 12 kez yenildi 17 kez de sahadan beraberlikle ayrıldı. Manchester United bu 40 maçta 52 gol atarken 56 gol yedi.

► 2009'da oynanan final maçından sonra Manchester United, Şampiyonlar Ligi'nde İspanyol ekipleri ile sadece 2 maç yaptı. Bu sezon gruplarda Valencia ile eşleşen United, deplasmandaki maçı 1-0 kazanırken, İngiltere'de 1-1 berabere kalmıştı.

► Manchester United şampiyon olduğu takdirde Şampiyonlar Ligi'ni 3. kez namağlup olarak şampiyon tamamlayacak ve bu alanda rekor kıracak. Manchester United (1998-1999, 2007-2008) dışında Ajax (1971-1972,1994-1995), Liverpool (1980-1981,1983-1984) ve Milan (1988-1989,1993-1994) 2'şer kez Şampiyonlar Ligi'nde maç kaybetmeden şampiyon oldu.

► Finale gelene kadar kalesinde sadece 4 gol gören Manchester United, Şampiyonlar Ligi'nde final oynayan takımlar içinde en az gol yiyen 3. takım. 1995-1996'da Ajax, 2005-2006'da Arsenal toplamda 2 gol yiyerek finale kadar yükselmişti.


► Şampiyonlar Ligi'nde son 2 sezonun gol kralı (2008-2009:9 gol, 2009-2010:8 gol) olan ve bu sezonda attığı 11 golle gol krallığı hemen hemen kesin olan Messi 2 gol daha atarsa Şampiyonlar Ligi'nde bir sezonda en çok gol atan futbolcu olacak. Bu alanda rekor 2002-2003 sezonunda M.United forması ile 12 gol atan Ruud Van Nistelrooy'a ait.

► Barcelona'nın Arjantinli yıldızı Messi bugüne kadar İngiltere'de 10 kez Şampiyonlar Ligi maçına çıkarken bu maçların hiçbirinde gol atamadı.

► Bugüne kadar final maçında hat-trick yapan sadece 2 oyuncu oldu. Real Madridli Ferenc Puskas 1962 finalinde Real Madrid'in Benfica'ya 5-3 yenildiği maçta ve 1969 finalinde Pierino Prati Milan'ın Ajax'ı 4-1 yendiği maçta 3 gol attı.

► Milan forması giyen Daniele Massarı (1994), Dortmund forması giyen Karlheinz Riedle (1997), Milan forması giyen Hernan Crespo (2005), Milan forması giyen Filippo Inzaghi (2007) ve Inter forması giyen Diego Milito (2010) Şampiyonlar Ligi finalinde 2 gol atan futbolcular oldu.

► Real Madrid forması giyerken Raul (2000 ve 2002) ve Barcelona forması giyerken Samuel Eto'o (2006 ve 2009) 2 farklı final maçında gol atan oyuncular oldu.

► 1953-1964 yılları arasında Real Madrid forması giyen Alfredo Di Stefano Şampiyonlar Ligi finallerinde en çok gol atan futbolcu. 5 final maçında forma giyen Arjantinli golcünün toplam 7 golü var.

► Schalke ile oynanan ilk maçta fileleri havalandıran Ryan Giggs (37 yaş 148 gün), Şampiyonlar Ligi tarihinde gol atan en yaşlı futbolcu olmuştu. Giggs'ten önceki rekor bu sezon grup maçlarında Real Madrid'e gol atan Filippo Inzaghi'ye (37 yaş 86 gün) aitti.

► Barcelona maçı ile futbola veda edecek olan Van Der Sar (40 yaş 211 gün), Şampiyonlar Ligi finalinde forma giyen en yaşlı futbolcu olacak. Bir önceki rekor 2007 finalinde Liverpool maçında forma giyen Milanlı Paaolo Maldini'ye (38 yaş 332 gün) aitti.

► Manchester United, Barcelona'yı yenerek şampiyon olursa Alex Ferguson Şampiyonlar Ligi'nde bir takımla 3 şampiyonluk kazanan 2. teknik adam olacak. Liverpool teknik direktörü Bob Paisley (1977,1978,1981) daha önce bu kupada 3 şampiyonluk yaşamıştı.

► Alex Ferguson, Manchester United kariyerindeki ilk Avrupa kupasını Barcelona'yı yenerek almıştı. 15 Mayıs 1991'de oynanan Kupa Galipleri Kupası finalinde Manchester United, Barcelona'yı 2-1 yenmişti.

► Şampiyonlar Ligi şampiyonu olan en yaşlı teknik direktör 1993 yılında Marsilya'yı şampiyon yapan Belçikalı teknik adam Raymond Goethals (71 yaş 232 gün). Manchester United şampiyon olduğu takdirde Alex Ferguson (69 yaş 148) şampiyonluk yaşayan en yaşlı 2. teknik adam olacak.

► Ottmar Hitzfeld (Dortmund 1997, B.Münih 2001), Ernst Happel (Feyenoord 1970, Hamburg 1983) ve Jose Mourinho (Porto 2004, Inter 2010) 2 farklı takımla Şampiyonlar Ligi şampiyonu olan teknik direktörler oldu.

► Clarence Seedorf 3 farklı takımla Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşayan tek oyuncu oldu. Hollandalı futbolcu Ajax (1995), Real Madrid (1998) ve Milan (2003,2007) forması giyerken şampiyonluk yaşadı.

► 2006 finalinde Jens Lehmann ve 2008 finalinde Didier Drogba, Şampiyonlar Ligi finallerinde kırmızı kart gören tek oyuncular oldu.

► Şampiyonlar Ligi tarihinde forma giyen en yaşlı futbolcu Lazio forması giyen Marco Ballotta oldu. İtalyan kaleci 2007-2008 sezonunda forma giydiği Real Madrid maçında 43 yaşındaydı.

► Şampiyonlar Ligi tarihinde forma giyen en genç oyuncu Celestine Babayaro oldu. Nijeryalı oyuncu Anderlecht forması giyerken 23 Kasım 1994'te Steau Bükreş maçının 73. dakikasında oyuna girdiğinde 16 yaşındaydı.

27.05.2011

Celtic 2011-2012 Sezonu Deplasman Forması!

Fulham UEFA Avrupa Ligi'nde!


Resmi açıklama gelmediği sürece bu tarz konularda bundan sonra erken yazı yazmayacağım. Daha 2 gün önce yazdığım 'Küme düşen 2 takım UEFA Avrupa Ligi'nde' yazım şu anda geçerliliğini kaybetti bile.

Küme düşen takımlardan Birmingham City, Lig Kupası'nı kazandığı için gelecek sezon UEFA Avrupa Ligi'ne katılacak ama diğer küme düşen takım Blackpool'un UEFA'da oynayama ihtimali yok.

UEFA centilmenlik sıralamasında ilk 3'e giren ülkelerin o sezon en centilmen takımını ek kontenjandan Avrupa Ligi'ne dahil ediyor. İngiltere'de İsveç ve Norveç'le birlikte ilk 3'e giren ülkeler arasında.

Premier Lig'in son haftasında Fulhamlı Zoltan Gera, Arsenal maçında kırmızı kart görmüş ve twitter aleminde Fulham'ın fair-play sıralamasında Blackpool'un gerisine düştüğü ve Avrupa Ligi'ne katılma hakkını Blackpool'a kaptırdığı konuşuluyordu.

Bugün açıklanan 'Premier Lig fair-play puan durumunda' ise Fulham gördüğü o kırmızı karta rağmen Blackpool'un üstünde 4. sırada yer alıyor. İlk 3 sıradaki takımlar Chelsea, Tottenham, Manchester United lig sıralamarı nedeni ile gelecek sezon Avrupa kupalarında mücade edeceğinden dolayı bu hak otomatikmen Fulham'a geçmiş oluyor.

Aslında geçtiğimiz haftasonu maçlar oynandığı sırada Blackpool, Avrupa Ligi'ne gidiyor sözü dedikodudan ibaret değil. Çünkü; lig sonunda Fulham'ın 'Fair-Play liginde'ki puanı 316.0. Blackpool ise 315.8 puanla tamamlamış ve çok küçük bir puan farkıyla bu fırsatı kaçırmış. Manchester United maçında o tek sarı kartı görmeseler Fulham'ın önünde 4. olup Avrupa Ligi'ne katılabilirlerdi.

UEFA, her ne kadar Fair-Play kontenjanından en centilmen 3 ülkenin en centilmen takımlarını ek kontenjdan Avrupa Ligi'ne gönderse de bu 3 takım Avrupa Ligi'ne ilk ön eleme turundan başlayacak. Diğer bir deyişle ilk maçlarını Temmuz ayının ortasında oynayacaklar ve gruplara kalmak için 4 takım elemek zorunda kalacaklar.

Bakalım 2 sezon öncesinin Avrupa Ligi finalisti Fulham gelecek sene bu başarısını tekrarlayabilecek mi yoksa gruplara bile kalamadan elenecek mi ? Bekleyip göreceğiz...

26.05.2011

'Turkish Airlines' Yeni Reklam Filmi!


Barcelona ve Manchester United'ın resmi sponsoru olan Türk Hava Yolları, Manchester Uniedlı futbolcular Wayne Rooney, Darren Fletcher, Nani, Rafael&Fabio Da Silva kardeşler ve Chris Smalling'in rol aldığı yeni bir reklam filmi çekmiş.

Reklamın ana teması uçak içinde uyulması gereken kurallar ve tehlike anında yapılması gerekenler.

Wayne Rooney ve ikizlerin oyunculuk performansına bayıldım :)

PSG 2011-2012 Sezonu Deplasman Forması!

25.05.2011

Drogba İçin Bahisler Açıldı!

Yaz transfer döneminde Chelsea'den ayrılması neredeyse kesin olan Didier Drogba'nın hangi takıma gideceğini herkes merakla beklerken İngiliz bahis sitesi 'Skybet' Fransız golcünün hangi takıma gideceğina dair bir bahis açmış.

Aynı site geçen sene Ağustos ayının ortasında Robinho'nun hangi takıma transfer olacağı ile ilgili bir bahis açmış ve Fenerbahçe'ye 1'e 1.25, Beşiktaş'a ise 1'e 3.00 oran belirlemişti. Transfer döneminin kapanmasına saatler kala Milan'a imza atan Brezilyalı yıldız, bunu tahmin eden kişilere 1'e 11'lik bir kazanç sağlatmıştı.

Geçen sene olduğu gibi Skybet'in bu sene de favorisi yine bir Türk takımı. Bu sefer ki favori takım Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin aksine Galatasaray. Türkiye içinde sürekli Drogba'nın Galatasaray'a geleceğinin söylenmesi, hatta Ünal Aysal'ın Londra'da olduğuna dair çıkan söylentiler bu transferde bahis açısından Galatasaray'ı favori yapmış.

Bu bahis ilk açıldığında Galatasaray, Drogba'nın gideceği kulüpler içinde gözükmüyordu. Bugün öğlen saatlerinde ilk olarak 1'e 4.5 oranla sarı-kırmızılı ekip bu bahiste en favori 2. takım olarak listeye girdi. Aynı saatlerde 1'e 1.25 oranı ile Real Madrid açık ara favori gözüküyordu.

Akşam saatlerinde bahis oranlarındaki değişiklik ise sanki Drogba, Galatasaray'a imza attı gibi bir his uyandırdı içimde. Real Madrid'in oranı 1'e 2'ye yükselirken, Galatasaray'a verilen oran 1'e 1 oldu. Diğer bir deyişle Galatasaray'a bahis kapandı.

Gerçekten Drogba ile anlaştık mı anlaşmadık mı bilmiyorum ama geçen sene Skybet, Robinho transferinde fena patlamıştı. Bu sezon G.Saray tahminleri tutar mı yoksa sürpriz şekilde başka bir takıma mı transfer olur bunu zaman gösterecek.

İşte Drogba'nın 2011-2012 sezonunda hangi takımda oynayacağına dair açılan bahis oranları;

Galatasaray: 1.00
Real Madrid: 2.00
Manchester City: 6.00
Marsilya: 8.00
Moncao: 14.00
Inter: 14.00
Milan: 14.00
Tottenham: 16.00
Herhangi bir ABD ligi takımı: 20.00
Liverpool: 25.00

David Beckham Yeniden Old Trafford'ta!

Manchester United'a transfer olarak değil ama Gary Neville'ın jubile maçı için İngiltere'ye gelmiş David Beckham.

1992 jenerasyonundan birçok futbolcunun forma giydiği jubile maçında Manchester United, Juventus'a 2-1 yenildi.

David Beckham'ın yanı sıra bu maçta Manchester United'ın eski futbolcularından Nicky Butt, ve Phil Neville ile 1992 yılında A takıma yükselen oyunculardan ve Gary Neville ile yıllarca aynı sahada forma giyen Ryan Giggs, Paul Scholes da forma giydi.

1975 doğumlu olan Gary Neville 1991 yılında girdiği Manchester United'ta 1992 yılında profesyonel sözleşmeye imza atarken tam 19 sene aralıksız olarak forma giydi. Geride bıraktığı 19 senede 400 maça çıkan Gary Neville, 8 lig, 3 FA Cup, 2 Lig Kupası, 1 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşadı.

Bu arada Beckham'a da Manchester United kırmızı çok yakışıyormuş :)

Küme Düşen 2 Takım UEFA Avrupa Ligi'nde!


İngiltere Premier Lig'in son haftası muhteşem bir ligde kalma savaşına dönüştü. Maçların başlama düdüğü ve bitiş düdüğü arasında geçen 2 saatte tam 14 kez son 2 sıradaki takımlar değişti. Maçlar bittiğinde West Ham United'tan sonra düşen diğer 2 takım Blackpool ve Birmingham oldu.

Bu 2 takım belki ligde kalamadı ama muhtemelen dünyanın hiçbir yerinde daha önce görülmemiş ve kolay kolayda görülemeyecek bir olaya imza attılar. Gelecek sezon Championship'te mücadele edecek olan Blackpool ve Birmingham aynı zamanda UEFA Avrupa Liginde'de İngiltere'yi temsil edecek.

27 Şubat 2011 tarihinde oynanan Lig Kupası finalinde Arsenal'i 89. dakikada Martins'in attığı golle 2-1 yenen Birmingham City, kupa kontenjanından Avrupa Ligi'ne katılmaya hak kazandı. Alex McLeish'in öğrencileri son hafta Tottenham'dan 90. dakikada gol yiyip sahadan 2-1 mağlup ayrılmasa averajla ligde kalmayı başaracaktı.

Bana göre bu sezon Premier Lig'in en renkli takımlarından olan Blackpool da son hafta Old Trafford'ta mucize peşinde koştu. Manchester United'ı yenmeleri halinde ligde kalacak olan turuncu-beyazlı ekip 4 sezon önce West Ham United'ın yaptığını yapmaya çok yaklaştı. 1-0 geriye düşmelerine rağmen 57. dakikada 2-1 öne geçen Blackpool sadece 6 dakika maçı önde götürürken üstüste yediği gollerle sahadan 4-2 mağlup ayrıldı ve ligden düştü.

UEFA'nın her sezon bir ülkeye verdiği fair-play kontenjanı ile o ülkenin en centilmen takımı ertesi sezon UEFA Avrupa Ligi'ne doğrudan katılıyor. Bu sezon da o kontenjan İngiltere'ye verildi ve gelecek sene İngiltere Avrupa Ligi'nde 4 takımla mücadele edecek.

Son hafta maçları öncesinde İngiltere'nin Fair-Play liginde zirvede Tottenham yer alıyordu. Tottenham lig sıralaması ile Avrupa Ligi'ne katıldığı için otomatikmen o hak 2. sırada olan Fulham'a geçmişti. Fulham son hafta Arsenal karşısında kırmızı kart görmezse ya da taraftarları olay çıkarmazsa gelecek sene Avrupa Ligi'nde mücadele etme hakkı kazanacaktı.

Arsenal karşısında 71. dakikayı 2-1 önde geçiren Fulham'da o dakika içinde Zamora'nın yerine Zoltan Gera oyuna girdi. Macaristanlı futbolcu oyuna girdikten 4 dakika sonra direkt kırmızı kart görünce Fulham'ın Avrupa hayalleri suya düştü ve Blackpool, Fair-Play liginde Fulham'ın üstüne çıkarak bu kontenjandan yararlanan takım oldu.

Belki de bu kaderin bir cilvesidir. Ligden düşmesine en çok üzüldüğüm takımlardan biri olan ve bu sezon neredeyse tüm maçlarında izletene keyif verdiren, oynadığı oyundan keyif alan Blackpool'u seneye umarım bir Türk takımı ile aynı grupta görebiliriz Avrupa Ligi'nde.

23.05.2011

Bundesliga'da Yılın Futbolcusu Nuri Şahin!

Almanya 1. Futbol Ligi (Bundesliga) takımlarında oynayan futbolcular, sezonun en iyi oyuncusu olarak Borussia Dortmund'dan Real Madrid'e transfer olan milli futbolcu Nuri Şahin'i seçti.

Spor dergisi Kicker tarafından her sezon sonunda futbolcular arasında yapılan araştırmaya göre, Bundesliga oyuncuları yüzde 46,1 oranla Nuri'yi en iyi oyuncu olarak gösterirken, Nuri'yi yüzde 18,7 oran ile takım arkadaşı Mario Götze izledi.

Sezonun en kötü hakemi olarak da Türk kökenli Bundesliga hakemi Deniz Aytekin yüzde 32,9 oranla seçilirken, en iyi hakem de yüzde 34,3 oran ile Florian Meyer seçildi.

En iyi kaleci yüzde 70 gibi büyük bir oranla Alman Milli Takımı kalecisi Manuel Neuer olurken, en iyi teknik direktör de yüzde 40,4 oran ile Borussia Dortmund Teknik Direktörü Jürgen Klopp seçildi. Hannover 96 takımının teknik direktörü Mirko Slomka yüzde 26 oran ile ikinci oldu.

En kötü teknik direktör de yüzde 34,2 oranı ile Wolfsburg Teknik Direktörü Felix Magath seçilirken, ikinci en kötü teknik direktör de yüzde 28,5 oran ile, Eintracht Frankfurt'u 2. Lige düşmekten kurtaramayan Christoph Daum oldu.

2012 Avrupa Şampiyonunun hangi ülke olacağı şeklindeki bir soruya karşılık da Bundesliga oyuncuları yüzde 49,3 oran ile Almanya derken, İspanya'nın Avrupa Şampiyonu olacağına inananların oranı yüzde 39,6 oldu.

21.05.2011

UEFA Avrupa Ligi Finalinin İstatistiksel Analizi!

► 1997-1998 sezonundan itibaren tek maç üzerinden oynanan UEFA Kupası/Avrupa Ligi finalleri tarihinde 2. kez bir final maçında 2'den az gol atıldı. (1999-2000: Galatasaray 0-0 Arsenal)

► 2. kez UEFA Kupası/Avrupa Ligi'ni kazanan Porto, hem Kupa 1, hem de Kupa 2'yi en az 2 kez kazanan 5 takımdan biri oldu. Diğer 4 takım; Real Madrid, Inter, Liverpool ve Juventus.

► Avrupa Kupaları tarihinde 13. kez final maçında aynı ülkenin takımları mücadele etti. Bu alanda rekor 5 kez ile İtalyan takımlarına ait. İspanyol takımları 4 kez finalde eşleşirken, İngiliz takımları 2 kez, Alman takımları da 1 kez finalde karşı karşıya geldi.

► Porto, Avrupa Ligi'nde tam 14 galibiyet elde ederken tek sezonda Kupa-2'de en çok maç kazanma rekorunu da kırmış oldu.

► Bu sezon Avrupa Ligi'nde toplam 37 gol atan Porto, Avrupa kupaları tarihinde 1 sezonda en çok gol atan 2. takım oldu. (Barcelona 1999-2000 sezonunda Şampiyonlar Ligi'nde toplam 45 gol attı)

► Porto-Braga maçı Avrupa Kupası finallerinde birbirine en yakın 2 şehrin karşılaşması oldu. İki şehir arasındaki mesafe sadece 47 kilometre.

► Porto teknik direktörü Andre Villas-Boas Avrupa kupası kazanan en genç (33 yaş 213 gün) teknik direktör oldu. Bu alanda önceki rekor Gianluca Vialli'ye (33 yaş 303 gün) aitti.

► Braga, UEFA Kupası/Avrupa ligi finalleri tarihinde en düşük gol ortalaması ile finale yükselen takım oldu. Finale gelene kadar 8 maç oynayan Braga toplamda sadece 6 gol attı.

► Braga final maçı da dahil Avrupa Ligi'nde oynadığı 9 maçta kalesinde toplam 5 gol görürken hiçbir maçta 2'den fazla gol yemedi.

► Porto-Braga finali ile birlikte Portekiz takımları Avrupa kupalarında 2. kez birbirlerine rakip oldu. İlk eşleşmeleri ise yine bu sezon ki Benfica-Braga yarı final eşleşmesiydi.

► Bu finalde forma giyen 3 futbolcu 2005 yılında Sporting Lizbon'un CSKA Moskova'ya kaybettiği UEFA finalinde Sporting Lizbon forması ile mücadele etmişti: Joao Moutinho (Porto), Miguel Garcia,Hugo Viana (Braga)

► Her 2 takımın maça çıkan ilk 11'inde toplam 9 Brezilyalı futbolcu yer aldı. Daha önceki rekor (6) Shaktar Donestk ile Werder Bremen'in oynadığı 2009 finalindeydi.

► Final maçında da boş geçmeyen Falcao, bu sezon Avrupa Ligi'nde forma giydiği 14 maçta 17 gol attı. Kolombiyalı golcü bu turnuvada 3 kez de hat-trick yaptı.

► Porto'da 2. sezonunu geçiren Kolombiyalı golcü Falcao, bu sezon Porto forması ile 42 resmi maçta forma giyerken rakip filelere 38 gol attı.

► Falcao, bu sezon Avrupa Ligi'nde attığı 17 golün 9'unu maçların ilk yarısında attı. Kolombiyalı golcü bu 17 golün 7'sini kafayla attı.

► Şampiyonlar Ligi ve UEFA Kupası/Avrupa Ligi'nde toplamda 4. kez finalde mücadele eden Porto bu 4 finalin tamamından galibiyetle ayrıldı.

► Porto bu sezon toplam 57 resmi maç oynarken bu maçların 48'inde sahadan galip ayrıldı. 2'si Avrupa Ligi'nde olmak üzere toplamda sadece 4 kez yenilen Porto, 3'ü ligde olmak üzere 5 kez de berabere kaldı.

20.05.2011

21.Yüzyılın En Çok Kupa Kazanan 11 Takımı!

Dublin'de oynanan ve 2 Portekiz takımını karşı karşıya getiren UEFA Avrupa ligi finalinde gülen taraf 1-0'lık skorla Porto oldu. Andre Villas-Boas yönetiminde sezona fırtına gibi bir giriş yapan, haftalar öncesinden ligde şampiyonluğu garantileyen Porto, ligi 27 galibiyet 3 beraberlikle namağlup bitirmişti.

1987 yılında Şampiyon Kulüpler Kupası'nı kazanarak Avrupa'daki ilk kupasını kazanan Porto, o sene 'Süper Kupa'yı da müzesine götürmüştü. Bir sonraki kupaları için ise tam 16 sene beklediler ve Mourinho'nun gelişi ile UEFA Kupası'nı ertesi sene ise Şampiyonlar Ligi'ni kazandılar.

1893 yılında kurulan Porto, 1900'lü yıllarda sadece 2 Avrupa kupası kazanırken 2000'li yıllarda ise son Avrupa Ligi şampiyonluğu ile birlikte 4. kupasını kazanmış oldu. Avrupa'daki diğer takımlara baktığımızda Porto, 5 kupalı Milan'dan sonra diğer 4 kupalı Barcelona ve Liverpool ile birlikte en çok kupa kazanan takımlar arasında yer alıyor.

Gelecek hafta oynanacak Şampiyonlar Ligi finalinden sonra bu sıra değişecek ama yine de Porto'nun kazandığı kupa sonrasında 21. yüzyılda en çok Avrupa Kupası kazanan takımları şu şekilde sıralayabiliriz;

AC Milan 5: 2 Şampiyonlar Ligi (2003,2007), 2 Süper Kupa (2003,2007), 1 Kıtalararası Kupa (2007)

Barcelona 4: 2 Şampiyonlar Ligi (2006,2009), 1 Süper Kupa (2009), 1 Kıtalararası Kupa (2009)

Porto 4: 1 Şampiyonlar Ligi (2004), 2 UEFA Kupası/Avrupa Ligi (2003,2011), 1 Kıtalararası Kupa(2004)

Liverpool 4: 1 Şampiyonlar Ligi (2005), 1 UEFA Kupası (2001), 2 Süper Kupa (2001,2005)

Real Madrid 3: 1 Şampiyonlar Ligi (2002), 1 Süper Kupa (2002), 1 Kıtalararası Kupa (2002)

Sevilla 3: 2 UEFA Kupası (2006,2007) 1 Süper Kupa (2006)

Bayern Münih 2: 1 Şampiyonlar Ligi (2001), 1 Kıtalararası Kupa (2001)

Manchester United
2: 1 Şampiyonlar Ligi (2008), 1 Kıtalararası Kupa (2008)

Inter Milan
2: 1 Şampiyonlar Ligi (2010), 1 Kıtalararası Kupa (2010)

Valencia 2: 1 UEFA Kupası (2004), 1 Süper Kupa (2004)

Zenit 2:
1 UEFA Kupası (2008), 1 Süper Kupa (2008)

Boateng'den 'Michael Jackson' Dansı!


23 Nisan'da La Gazzetta dello Sport'a verdiği demeçte, sezonu şampiyon olarak tamamlamaları durumunda Michael Jackson'un 'moonwalk dansı'nı yapacağı dile getiren Kevin-Prince Boateng, 4-1 kazandıkları ve şampiyonluk kutlamalarının yapıldığı Cagliari maçından sonra bu sözünü yerine getirdi.

Soyunma odasına giderek siyah ceket, siyah pantolon, beyaz bir tişört giyen ve fötr şapka takan Ganalı futbolcu, San Siro çimlerinde, Michael Jackson'ın 'Billy Jean' şarkısı eşliğinde moonwalk yaptı.

19.05.2011

Hamit Altıntop Real Madrid'te!


Nuri Şahin transferininin açıklanacağı günü doğru tahmin eden AS gazetesi, Hamit Altıntop transferinde ise tahminlerinde 3 gün yanıldı. Ama yanılmadıkları bir konu var her 2 transferin de olacağını günler öncesinden bilmeleri.

Mourinho'daki bu Türk sevdasının nedeni nedir bilmiyorum ama Nuri Şahin'den sonra Hamit Altıntop'un da Real Madrid'e transfer olması özellikle Hamit'in transferinin 19 Mayıs günü olması bize ayrı bir gurur katıyor. Portekizli teknik adam, Barcelona'daki Xavi-Iniestalı sistemi Real Madrid'te Nuri-Hamit ikilisi ile kurmayı düşünüyor olabilir.

Mesut Özil ve Nuri Şahin'den sonra Hamit'in de Real Madrid'e katılması ile '20. yüzyılın en iyi takımı'nın kadrosunda 3 tane Türk kökenli oyuncu oldu. Darısı diğer Türk oyuncularının başına...

Aslında Real Madrid'e karşı bir antipatim var, bana çok itici geliyor bu takım ama Nuri ve Hamit'i kadroya kattıktan sonra hiç de eskisi kadar itici gelmiyorlar. Ne de olsa onlar artık bir Türk takımı :)

17.05.2011

Frank De Boer'in Gelişi ve Mucizevi Şampiyonluk!

Sezon içerisinde sessiz sakin ilerleyip hiç kimsenin beklemediği bir anda son haftalarda şampiyonluk yarışı içinde olan ve şampiyonluğa ulaşan takımlara bayılıyorum. Bundesliga'da 2006-2007 sezonunda Stuttgart, 2008-2009 sezonunda Wolfsburg bunu başarmıştı. Bu sezon İngiltere'de de Chelsea deplasmanda Manchester United'ı yense bunu başaracaktı.

Hollanda liginde son şampiyonluğunu 2003-2004 sezonunda yaşayan Ajax'ın bu sene son şampiyon Twente ve PSV'nin gerisinde kalması bekleniyordu ki sezonun ilk yarısı bittiğinde beklentiler boşa çıkmadı. 17 hafta sonunda Twente ve PSV 37 puanla zirvede yer alırken Ajax 32 puanla 3. sırada yer alıyordu.

Ajax'ın teknik direktörü Martin Jol şampiyon olacağına inancını kaybetmiş olacak ki Aralık ayında istifa etti. Jol'un yerine, Ajax altyapısında yetişmiş ve 10 yıl Ajax'ta profesyonel olarak forma giyen, son 2 sezondur Ajax genç takımını çalıştıran Frank De Boer getirildi.

Martin Jol ile çıktığı 17 maçta 9 galibiyet 5 beraberlik 3 mağlubiyet alan Ajax, Frank De Boer yönetimindeki 17 maçta ise 13 galibiyet 2 beraberlik 2 mağlubiyet aldı. De Boer'un aldığı 13 galibiyetin 10'unun son 12 maçta olduğunu da hatırlatalım.

2009-2010 sezonunda da şampiyonluğa çok yaklaşan ve ligde oynadığı son 14 maçın tamamını kazanan Ajax, toplamda 106 gol attığı sezonda lider Twente'nin 1 puan gerisinde yer alarak ligi 2. sırada tamamlamıştı.

Twente'nin 30. ve 31. haftada aldığı beraberlikler ve PSV'nin Twente ile Feyenoord deplasmanında aldığı mağlubiyetler Ajax'ın şampiyonluk yolunda iplerinin kendi elinde olmasını sağlamıştı. Ajax son haftaya lider Twente'nin 1 puan gerisinde girse de son hafta içerde Twente ile oynayacaktı.

Herhangi bir sürpriz izin vermeyen ve De Jong'un 2 ve Landzaat'ın kendi kalesine attığı gollerle maçı 3-1 kazanarak 7 yıl aradan sonra Hollanda liginde şampiyonluğa ulaştı. Bu şampiyonlukla birlikte toplam 30 şampiyonluğa ulaşan Amsterdam ekibi formasına 3. yıldızı koymaya da hak kazandı.

Ajax'tan sonra en çok şampiyon olan takım ise 21 şampiyonluğu bulunan PSV Eindhoven. Son şampiyonluğuna 2007-2008'de ulaşan PSV bu sezonla birlikte son 3 sezonun tamamında ilk 2'ye girme başarısını gösteremeyerek yine Şampiyonlar liginden uzak kaldı.

Manchester United > Liverpool

15. haftada Chelsea'den liderlik koltuğunu devralan Manchester United zirveden sezon sonuna kadar inmeyerek İngiltere Premier Leagu'de 2010-2011 sezonunun şampiyonu oldu.

Liverpool'un her zamanki gibi şampiyonluk yarışından erken kopmasına rağmen Manchester şehrinin diğer takımı Manchester City de ligin ilk yarısında şampiyonluk yarışının içinde hep kaldı.

Chelsea'nin 12. haftadaki Fulham galibiyetinden sonra çıktığı 6 lig maçında yaptığı 16 puan kaybı zirvede Manchester United ve Arsenal'in yalnız kalmasını sağladı uzunca bir süre. Arsenal 28. haftaya kadar Manchester United ile neredeyse puan puana giderken devamındaki 6 maçta 1 galibiyet 5 beraberlik ile Manchester'ın 9 puan uzağında kaldı ve şampiyonluk yarışından koptu.

Ligdeki ilk mağlubiyetini 25. haftada ligin son sırasında yer alan Wolverhampton'dan alan Manchester United, 3 hafta sonra oynadığı erteleme maçında Chelsea'ye yenilirken 5 gün sonra da Liverpool'a yenildi.

31. hafta sonunda Manchester United'ın tam 11 puan gerisinde 4. sırada yer alan Chelsea, Manchester United'ın bu puan kayıplarını fırsat bilerek üstüste kazandığı maçlarla önce Manchester City'i, daha sonra da Arsenal'i geride bırakarak 35. hafta sonunda 73 puanlı Manchester United'ın 3 puan gerisinde yer alarak 2. sırada yer aldı. Sezon ortasında eleştirilen ve kovulması gündeme gelen Ancelotti, son 9 maçta aldığı 8 galibiyet 1 beraberlikle eleştirilere de en güzel cevabı vermiş oldu.

36. hafta Old Trafford'ta oynanan Manchester United-Chelsea maçı belki de şampiyonu tayin edecek maç olucaktı. 1 hafta önce Arsenal deplasmanında 1-0 yenilen Alex Ferguson'un takımı Chelsea'ye karşı ilk dakikada Chicharito'nun attığı golle 1-0 öne geçti ve maçı da 2-1 kazanarak ligin bitimine 2 hafta kala 6 puan farkla zirvede yer aldı. Geride bıraktığımız haftasonu Blackburn deplasmanından alınan 1 puanla da 'Kırmızı Şeytanlar' şampiyonluğunu resmen ilan etti.


Bu sezonun yıldızlarından biri Manchester United'ın Dünya Kupası'ndan önce kadrosuna kattığı Meksikalı golcü Javier Hernandez oldu. 'Chicharito(Küçük bezelye)' lakaplı futbolcu ilk maçında Chelsea ile oynanan 'Community Shield' maçında sonradan oyuna girmiş ve 76. dakikada ağları havalandırmıştı.

Berbatov ve Rooney'in ardında yedek bekleyen ve sonradan oyuna girdiği maçlarda genelde gol atan Chicharito'nın, Manchester United'taki ilk senesinde bir Solskjaer etkisi yarattığını kesinlikle söyleyebiliriz. Sezonun 2. yarısında ve Şampiyonlar ligi maçlarında Alex Ferguson'un Berbatov'un yerine onu ilk 11'de oynattığını da ekleyelim.

Meksikalı golcü bu sezon Manchester United forması ile ligde 15'i ilk 11'de olmak üzere 27 maçta forma giyerken rakip filelere 13 gol bıraktı. Şampiyonlar liginde ise 5'i ilk 11'de olmak üzere 8 maçta 4 gol attı. Toplamda ise 26'sı ilk 11'de olmak üzere 44 maçta forma giydi ve 20 gol attı.

Forma giydiği 31 lig maçında 21 gol atan ve gol krallığını Tevez ile paylaşan Dimitar Berbatov ve ligde giydiği 27 maçta 11 gol 11 asistlik bir performans sergileyen Wayne Rooney'nin de şampiyonluktaki payları çok fazla.

37 yaşında olmasına rağmen yıllanmış şarap misali her sene daha iyi oynayan ve sözleşmesi 1 yıl daha uzatılan Ryan Giggs de sezonu 25 maçta 2 gol 6 asistle tamamladı. Şampiyonlar Ligi'nde takımı finale kadar taşımasından bahsetmiyorum bile...

Son 5 sezonda Premier Lig'deki 4. şampiyonluğunu elde eden Manchester United, toplamda ise İngiltere'deki 19. şampiyonluğunu ilan etti ve 18 şampiyonluğu bulunan Liverpool'u geride bırakarak Ada'nın en büyük takımı oldu. Bu 19 şampiyonluğun 12'si ise 25 senedir takımın başında bulunan Alex Ferguson döneminde geldi.

Birkaç yıl önce Alex Ferguson, Liverpool'un şampiyonluk sayısını geçtikleri zaman Manchester United'tan ayrılacağına dair birşeyler söylemişti. O söz hala geçerli midir bilmiyorum ama Ferguson'daki bu heyecan ve bu hırs olduktan sonra ölene kadar Manchester United'ın başında kalıp daha bir sürü şampiyonluklar ve kupalar kazanır.

16.05.2011

Kendi Düşen Ağlamaz(!)


Geçen sezonu 4. sırada bitiren ve bu sezon Şampiyonlar ligi önelemesinde mücadele eden Sampdoria geride bıraktığımız haftasonunda sahasında Palermo'ya 2-1 yenilerek Serie B'ye düşen 3. ve son takım oldu.

Aslında Sampdoria için bu sezon da mükemmel başlamıştı. İlk 15 haftada sadece 2 kez yenilen Sampdoria aldığı 5 galibiyet ve 8 beraberlik ile 6. sırada yer alıyordu. Önce Cassano ile anlaşmazlıklar oldu ve yollar ayrıldı, ara transfer döneminde ise Pazzini Inter'e satıldı.

Geçen sezonki başarıda büyük pay sahibi olan bu 2 futbolcudan Pazzini ligde 37 maçta 19 gol atmış Cassano ise 30 maçta attığı 9 golün yanı sıra 8 de asist yapmıştı. Ve ne olduysa bu 2 futbolcu takımdan ayrıldıktan sonra oldu.

18. haftadaki mucizevi Roma galibiyetinden sonra oynadığı 5 maçta sadece 1 puan alan Sampdoria 9. sıradan 14. sıraya geriledi. 24. haftada iç sahada aldıkları Bologna galibiyeti de ilaç olmadı ve bu maçtan sonra oynadıkları 9 lig maçında 2 beraberlik 7 mağlubiyet ile 18. sıraya kadar düştüler. Bu 9 maçın 6'sında gol bile atamadıklarını söyleyelim.

35. haftada son sıradaki Bari'yi yenseler de ertesi 2 hafta da hem Genoa hem de Palermo'ya karşı alınan mağlubiyetler ve 17. sıradaki Lecce'nin Napoli ve Bari'yi yenmesi ile Sampdoria bitime 1 hafta kala küme düşmeyi garantiledi.

Cassano ve Pazzini'li 15 haftada 5 galibiyet 8 beraberlik 2 mağlubiyet. Bu 2 oyuncunun olmadığı 22 haftada ise 3 galibiyet 4 beraberlik 15 mağlubiyet. Kısaca işin özeti ve matematiği budur.

Marsilya 2011-2012 Sezonu İç Saha&Deplasman Forması!

Sakar Futbolcular Vol.2: Stekelenburg!


İspanya Kral Kupası finalinde uzatmalarda Barcelona'yı yenen Real Madrid tam 18 yıl sonra bu kupaya uzanmış ve maç sonundaki kutlamalarda Sergio Ramos otobüsten o kupayı düşürmeyi başarmıştı.

Hadi Sergio Ramos'un heyecanını 18 yıl sonra gelen zafere bağlayalım da Stekelenburg'u ne yapacağız ?

Sezonun son maçında sahasında Twente'yi 3-1 yenen Ajax'ın şampiyonluk kutlamalarında tecrübeli file bekçisi Stekelenburg, Sergio Ramos ile aynı kaderi paylaşıp şampiyonluk tabağını (Kupa pahalıya mı geliyor nedir) otobüsten düşürmüş.

Hoş bu görüntülerde 'Kaza geliyorum' demiş zaten. Elindeki sakatlığı nedeni ile 1 aydır forma giymeyen Stekelenburg'un o elektrik tellerini görmemesi, görse de eğilmemesi ilginç doğrusu.

'Superclassico' Maçında Bunu Yapmak Yürek İster!


Dün gece Arjantin liginde 'Superclassico' heyecanı vardı. Kapanış liginde 13 maçta topladığı 18 puanla zirvenin uzağında kalan Boca Juniors, La Bombonera stadında ezeli rakibi River Plate'i ağırladı.

28. dakikada Carrizzo'nun kendi kalesine attığı gol ve 31. dakikada Martin Palermo'nun golü ile Boca Juniors sahadan galibiyetle ayrıldı ve lider Velez'in 6 puan gerisinde 7. sırada yer aldı.

Türkiye'deki Galatasaray-Fenerbahçe maçları gibi bu maçlarda da kırmızı kart maçların olmazsa olmazıdır. Bu maçtan önce oynanan son 9 maçta tam 7 kırmızı kart çıktı. Bu maçın da 90+4. dakikasında River Plateli Almeyda ve Boca Juniorslu Clemente Rodriguez'in kavgasında hakem 2 tane kırmızı kart çıkardı.

İlginç olan ise Almeyda'nın oyundan çıkarken yaptığı hareket. 50.000'e yakın seyircinin olduğu maçta taraftarlara dönerek formasını öpen Almeyda bununla da yetinmeyip kendisini koruyan polis kalkanlarından kurtulup 'Hiçbirinizden korkmuyorum' demiş resmen :)
Related Posts with Thumbnails